vera 4  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 923 Puanı: 54

18 Ekim 2016 Salı 
05:32
Okunma: 570

- Aslında her şey isyan etmekle başlıyor. Önceleri neden ambarda olduğunu sorgulayan bir tavuğa benziyor insan. Kısacık bacaklarını telafi edemeyen uzun boynuyla birçok şeyi görebileceğini sanıyor. Zaman geçtikçe gördüklerini, duyduklarını hatta hissettiklerini bile tüketmeye başlıyor. Süreç, her şeyin ne ile başladığını unutturuyor insana, bağırmıyor insan, çünkü kesileceğinin farkında değil. Önüne koyulanı yiyor, ardına düşeni gagalıyor. Tüketmekten başka hiçbir şey yapamadığında ise tüketilmeye hazır bir tavuğa dönüşüyor. Oysa her şey isyan etmekle başlıyor. Kime ve neden diye sormadan, yalnızca bağırmakla başlıyor. Zorunda bırakılmanın hafife alınacak tarafları yok. Bize söylenileni yapmanın zamanla buyruk alma eylemine dönüştüğünü görmek içinse bir baykuşun gözlerine sahip olmaya gerek yok. İhtiyaç sandığımız şeylerin, bizi ambarın/sistemin içinde tutan yemden farkı olmadığını görmek için bir dahi olmaya gerek yok. Yaşayamayacağımız tek yer beton yığınlarının göbeği iken, yapamayacağımız tek şey birbirimizi eze eze yükselme iken, söyleyemeyeceğimiz tek şey “emredersiniz” iken, statüye inanmanın alemi yok.
Ekim’in tam ortasında, ambarın tam göbeğinde, henüz güneş doğmamışken iç dünyasında bir senfoni sandığı gıdaklamasıyla ambarda ilk çığlığı atan tavuk yine Alfa’ydı. Bunu yaparken, o ambardaki diğer tavuklardan farklı olduğunu kanıtlıyor olmak onun içini okşuyordu. En iyisini yapabilecek olduğundan hiçbir zaman şüphe duymamıştı Alfa. Her hafta domuzlar tarafından dışarıya alınan ve bir daha görülmeyen tavuklardan olmak istiyordu. Ambarda tavuklar arasında üne kavuşmuş bu seçilenler grubunun nereye gittiği hakkında birçok teori üretilmişti. Kimi tavuk onlara ölümsüzlük bahşedildiğini iddia ederken, kimisi onların lüks ve sefa içinde bir hayat sürdürdükleri başka bir yere transfer edildiğini iddia ediyordu. Seçilenler grubunun nereye gittiği her zaman büyük bir muammaydı. Alfa, teorilerin yarattığı kaosun içinde dışarı alınmak için her şeyi yapabilirdi. Gizem, onun için hiçbir zaman korkutucu olmamıştı. Çünkü ona göre hiçbir ihtimal, bu ambarda kalmaktan daha kötü olamazdı. Bir domuzun onu dışarı alacağından ya da alması gerektiğinden hiç şüphesi yoktu.
Sabahın mavisi, Güneş’in sarısına teslim olmadan hemen önce, ambarın kırık kapısı açıldı. Sıkış tepiş ambarın tam ortasındaki Alfa, kapının açılmasıyla birlikte etrafında kim varsa eze eze kapıya yöneldi. Siz de bilirsiniz, her tavuğun çığlığı aynıdır. Ama o gün, Alfa’nın ezdiği her tavuğun çığlığı sıra dışıydı. Alfa, diğerlerine olan üstünlüğünü, isminin hakkını verircesine kanıtlıyordu. Kapının eşiğindeki domuz içeri yöneldiğinde Alfa en öndeki tavuğun hemen ardındaydı. Domuz, tavuklardan birini seçmeye yeltendiğinde, Alfa önündeki tavuğu ezip domuzun kucağına atlamıştı bile. Domuzun kucağında yaşadıkları bir orgazmdan farksız olan Alfa, ambardan dışarı çıkarıldığında farkını kanıtlamış olmanın haklı gururu içindeydi. Bu gururu göğsü bir domuzun midesine düştüğünde, kemikleri ise köpeklerin kürdanına dönüştüğünde yaşayamayacaktı. Farklı olmanın bedelini Güneş daha tepeye çıkmamışken bilenen bıçakları gördüğünde ödedi Alfa. Domuz bıçağı biledikçe Alfa yeni bir umut aradı kendine. Belki dedi Alfa;
“Belki lüks, sefa ve ölümsüzlüğün bir arada olduğu yerin adı cennettir. Ve cennete giden yol domuzların midesinden geçer”
Hala bir umudu vardı Alfa’nın. Ve inanmayı, bilmeye tercih ettikçe bir umudu olacaktı.
...
Tavuğu mideye indirmenin dinginliğini yaşayan domuz, çiftliğin kara tahtasına buyuracak enerjiyi kendisinde bulmak için Güneş’in tepeye çıkmasını bekliyordu. Güneş yükseldikçe tahtaya yazacağı şeyi netleştirdi. Tam on iki adım ilerisindeki tahtaya gitmek onun için bir angarya olsa da, çiftliğin günlük başkanı olmanın kolay olmadığını biliyordu. Aylardır beklediği kutsal gün gelmişti. Tahtaya buyruklarını yazma ve şerefli bir hayvan gibi bir insana teslim olma fikri onu gururlandırıyordu. On iki adımın her birini bu gururla attı. Tebeşiri eline aldığında yazacağı şeyi belirlemişti. Bir generalin altyapısız öz güveniyle tahtaya sadakatini ve gururunu bahşetti;
“Her hayvan eşittir. Fakat bazı hayvanlar, daha eşittir”
Sonrası tam da tahmin ettiğiniz gibi. Gururdan gözleri dolan domuzu bir güzel kestik. O domuzun en güzel yerini yiyebilmek için birbirimizi defettik. Kıkırdaklarındaki eti alabilmek için bile savaştık. Kimilerimiz o domuzun başını bir duvar süsü yapabilmek için tam dört ay çalıştı. Bazılarımız sadece başka bir domuzu kesebilmek için bir başkasına yalvardı. Domuzu yiyemedikçe yoksunluğu sezinledik. Elimizde yalnızca hayal kurma yetisi kaldığında, domuz yiyenlerin ölümsüz olduğuna inandık. Lüksün ve sefanın ihtiyaç olduğuna, lükse ve sefaya geviş getirenler tarafından inandırıldık. Yaşam alanlarımızı betondan oluşan ambarlara dönüştürdük çünkü kazanmanın başka yolu yoktu. İçimizdeki aciziyet önceleri canımızı yakmıyordu. Aciziyetimiz canımızı yakmaya başladıkça, birbirimizin canını yaktık. Ambardan kurtulmak istedik. Safsataları çıkış belledik. Sonunda birbirimizi ezdik. Ezdik ve tükettik. Birbirimizi tükettik. Açlıktan kokuşan beynimizi cennete kilitledik. Birer tavuk gibiydik. Güneş tepeye çıkmadan, özgürlüklerimizi para ile takaslarken kesildik. İnsanın yarattığı çiftlikte, insan olarak insanı ezip, insana hizmet ettik.
Etlerimizi domuzlar, kemiklerimizi köpekler yedi.
Bir tavuktan hiçbir farkımız kalmadığında da insan olmanın paha biçilemez özgünlüğüyle yetindik. Hepimiz eşittik. Ama bazılarımız daha eşitti. Domuza et yediren şarkılar gibi. 

Yorumlar (1)
Başarısız YAZAR 18.10.2016 11:35
Şimdi sevgili dördüncü Vera dostum. Domuza üzüldüm. Kapısını kırmak yerine kırık kapının aralığından geçip hile yapan tavuğa '' yetmez ama evet didim '' Fakat vahabi çöllerinde öylesine bir gezintiye de çıkarmadı değil yazın. Bir miktar daha paylaşırsan taşlar yerine oturacak. Çok bekletme.


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6437
2 Firari Fırtına 4485
3 Mustafa Ermişcan 3938
4 Hasan Tabak 3607
5 Nermin Gömleksizoğlu 3240
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3088
7 Uğur Kesim 3088
8 Sibel Kaya 2950
9 Enes Evci 2654
10 Turgut Çakır 2332

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:2833 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com