Enes Evci  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 8 Puanı: 2422

5 Temmuz 2017 Çarşamba 
Neden unutayım ki?
Okunma: 365

“Kaydır kaydır kaydır”.
“Off bu paylaşımı görmüştüm”. En başa al. Sayfayı yenile. “Sıkıldım”.

İnstagrama geç, “oo bu iyimiş”, “ovv buda farklı”, “oha bu
ne zaman evlendi?”, “sıkıldım”
Twettera geç. “Kılıçtar
oğlu yürüyor!”, “hımmm tutmayın küçük enişteyi”, “fetö metö” öff sıkıldım.
Tanıdık geliyor değil mi? Bu tuzağa hepimiz düşüyoruz değil
mi? İşte tam bunları binlerce kez düşünmüşken ve üzerine “yarın kesin sigarayı
bırakıyorum” planları yapıp yapıp yeniliyorken bir anda bıraktım.
Önce tüm sosyal medya hesaplarımı drek sildim. Öyle sonra
girerimli falan değil. Bayağa sil at dedim. Dersen ki bana “neden?” gerçekten
bir sebebi yok. Olaya bir müptezelin uyuşturucuyu bırakmış edasıyla yaklaşmak
istemiyorum, çaya atılmayan şekerin artisliği olmaz. Atarsın yada atmazsın.
Seçimler. Bu sebeple mevzumuz bu olmayacak.
Türkiye’de evine ilk internet giren insanlardan biriyim.
Öyle ki mirc adlı sohbet programında vakti zamanında İzmir’den ben, İstanbul’dan
Aylin Abla ve USA’dan Murat Abi vardı. Düşün! Koca mirc sitesinde 3 kişiydik
vakti zamanında ve bayağa birbirimizin hayatına dahildik. Sonra Aylin ve Murat
ne yaptı bilmiyorum. Zaman tabii. “Düşün” dedim de bazılarınız düşünemeyecek
çünkü mirc dönemine yetişemedi.
Sosyomat.com vardı. Güzel siteydi. Ne dolaplar döndü
anlatamam. Benim ergenliğime denk geldi. Ayda bir buluşurduk koca siteyle. O
dönem orda tanıştığım hemen hemen herkes meşhur oldu bir şekilde. Ankara’da
Tunalı’da Locus Mokus falan şeklinde barda buluşulurdu. Kanal d haber
spikerleri, prime time mutfağın adamları, ak parti yeni gelmiş başa, milletin
cebinde para falan yok, şu bizim meşhur etçi kardeşimizin fırıldak gibi esrar koşturduğu
yıllar.
Ama dedim ya konumuz aslında 90lı yıllarda çocuk olmak
konseptinde ilerlesin istemiyorum. Uzun bir aradan sonra siteye girdim.
Açıldığı günden beri ilk 10da olmak gururumu okşuyor. Bazı yazıları bilerek
silmiyorum. Çocukmuşuz. Fakat yazmışız işte. İyikide yazmışız. Çokta cüretkar
yazmışız.
Evlenmişim, bir kızım olmuş, yaşlanmışım, ağır hastalıklar
geçirmiş, tüm gençliğimi ve gençlik donölerimi kaybetmişim. Şimdi baktığımda
geriye sanal alemde harcadığım beyhude zaman hep ağzımda goruk tadı bırakıyor.
Pişmanlık? Yo hayır. Pişman olmak için bile çok yaşlıyım.
Kimdiniz siz? Neden tanıştık? Neden kavga ettik? Belki bir
araya gelsek tam tersi olacaktı. Bi türlü kelimelere tam duyguyu aktaramadık.
Bi türlü olmadı.
Bir kızla buluşmuştuk 15 yıl önce Ankara’da falanca kafede.
Kimdi o kız mesela? Adı neydi. Filancasıyla birbirimizi dövmek için buluşup
playstation cafeye gitmiştik mesela. Egemen miydi onun adı? Falancasıyla iki ay
romantik romantik konuştuk da buluşunca çirkinleştik. Sahi hele o kimdi?
İsimler kaybolmuş. Hadi isimler kaybolur, suratlara ne
oluyor? Suratlar gitmiş, anılar gitmiş, hangi evdi o içtiğimiz? Hangi yeni
tanıdığımızın evine koştur koştur gittik, hangi cesaretle? Neden her ikramı son
kırıntısına kadar süpürdüm, ya kesselerdi beni? Oda olmadı değil gerçi de o
başka yazının konusu.
Sanal kimliklerimiz. Tüm haneler boş. Doldur ve işine
geldiği gibi oyna.
Ben mesela adım Luchi, Ankara’da yaşayan Fransız bir
diplomatın oğluyum.  Veya yine ben, adım
Timuçin, odtü e makine okuyorum. Bilgisayar oyunlarında ve müzikte iyiyim. Ben
mesela, adım Salih okumadım, hayat okulu mevzunuyum, esnaflıktan anlarım. Ve
yine ben adım Ömer gerçekte berberim ama mesleğimden utanıyorum diye takıldığım
herkese Eskişehir yolunda 80. Kilometrede çimento fabrikamız var diyorum. Kim
gidecekte bakacak?
Kısaca ben aslında hepinizim. Nasıl tanıtırsam öyle tanırsın
beni. Milletvekili seçimi gibi.
İnsanlara bak dostum! İnsanlar neden millet vekili seçer?
Şundan seçer. Der ki “Ya ben Türkiye Cumhuriyeti’nin bir bireyi olarak bu
anayasa, madde, paragraf, hukuk, iç tüzük falan filan anlamam. Bu sebeple
aramızdan Enes’i kendime meclise girsin diye vekil seçiyorum. Dimi? Aynen böyle
olur. Peki gerçekten o vekili kendi öz iradesiyle mi seçer? Hayır! O
seçilmişleri seçer. Yani biz halkımıza deriz ki “Ahmet Mehmet, seç birini”
halkımız şunu diyemez “ya tamam da bizim falancada bir Enes var, adam tam bu
işin erbabı” yo hayır! O ona sunulanı seçmek zorundadır. Neyse bu seçim
paradigmasını da aslında ayrı bir manipülatör konu olarak yazarız.
Benim asıl demek istediğim şey şu. Seçimlerde yapılan bu
büyük manipülasyon gibi bende sizle tanışırken size beni tanıma fırsatı
rahatlığı veriyorum lakin aslında o rahatlıktan beslenerek size kendimin
tanımladığı yeni kendimi satıyorum. Ve işte insan!
21.yüzyılda kendi kendini daha yeni yeni tanımlarken bir
anda kendini sıfırdan yaratma özelliği buldu. Hem maliyetsiz hem hızlı. Öyle
çokta tanrıya kafa tutan ve etikçiler tarafından sorgulanan bir tarafıda yok
neredeyse.
Adım şu, falanca okul okudum ve param çok. Yakışıklıyım,
sexiyim, hiç durmam, hep okurum bla bla bla.
Aslında sevgili okur. Bir konu bütünüm yok. Bu siteye
ortalama 3 ayda bir girerim ve birikmiş gelen kutuma bakarım. Genelde “falanca
yazıma yorum yaz”, “filanca yazar seni neden sevmiyor” , “şiir ödevime yardımcı
olurmusun” gibi yazıları ekşi ekşi okur kapatırım. Yazmak istedim bu sefer. Siz
kimsiniz? Bu nasıl bir algoritma ki bak şuan buluştuk değil mi?
Bu sanal samanlıkta buluştuğum her iğne için şükürler olsun.
Kimin sadece suratını hatırlarım, kimin ismini hatırlarım suratını hatırlamam,
kimiyle gittiğimiz binayı hatırlarım ne adını ne suratını aklıma getiririm. Ama
işte her biri bir yaşanmışlıktı.
Abuk subun bir youtuber millete soruyor. “eski sevgilinizi
unutur musunuz?” millet de görmüş mikrofonu coşuyor. Öyle unuturum böyle unuturm,
allah öyle yapsın böyle yapsın. Sıra geliyor bir yaşlı amcaya. “Neden unutayım
ki? Hepsi burada” diyor. Gösteriyor kafayı.
Hepsi burada arkadaşlar. Hepsi burada.

Yorumlar (1)
Nymphe ehp 27.12.2017 03:01
Merhaba Enes abi :) Ben de ayda yılda bi girip bakıyorum siteye. Bu site benim gerçek anlamda çocukluktan gençliğe geçtiğim zamanlara ait anılarımı temsil ediyor. O zamanlar tabii ne kadar güzeldi, neredeyse her gün herkes girerdi siteye. Sanki zaman, mekan ve kişi kombinasyonu mükemmel yakalanmış bir fotoğraf karesi gibiydik. Ben de hiç pişman olmadım burada geçirdiğim zaman için. İnsanın bir şeylere tutkuyla bağlı olması ne güzelmiş... Bu arada geçen gün iş yerinin önünden geçtim sözüm vardı sana bi gün gelecektim yıllar yıllaaar önce Ama sanırım o zamanlar gitmek gerekmiş :)


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6151
2 Firari Fırtına 4218
3 Mustafa Ermişcan 3403
4 Hasan Tabak 3291
5 Nermin Gömleksizoğlu 3000
6 Uğur Kesim 2901
7 Sibel Kaya 2726
8 Enes Evci 2422
9 Ömer Faruk Hüsmüllü 2359
10 E.J.D.E.R *tY 2213

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1645 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com