Karga Kara  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 29 Puanı: 1210

5 Mayıs 2019 Pazar 
"Mistik Hermeneutik"
Okunma: 263

“Felsefî Hermeneutik her şeyden önce belirli anlamlı bütünlükleri yorumlama ve anlama sanatının adıdır.”
Arslan Topakkaya
 
Mistik Hermeneutik 

 
Mistik hermeneutik ise bütün anlatıların ve şiirlerin yorumlarının yorumlayanın kendisini ve hayatını bu yoruma göre değiştirdiği ve gerçekleştirdiği görüşürüdür. Bu durumun en açık örneği olarak M. Night Shyamalan’ın Unbreakable ve Glass ikilemesindeki Bruce Wills’in canlandırdığı Michael Dunn ve Samuel L. Jackson‘ın canlandırdığı Elijah Price karakterlerini ve hayatlarını oluşturanın onların yorumları olması gösterilebilir. Şöyle ki bu filmlerin anlattığı hikayede Michael Dunn’u Unbreakable; Elijah Price’ı Glass yapan temelde kendilerini çizgi roman mitolojisine göre yorumlamaktadırlar. Başka bir deyişle konu çizgi roman evrenine mistik hermeneutikle yaklaşılmasıdır.
Sadece anlatıların değil, şiir ve veciz sözlerin yorumu da takıntı haline getirilirse insanın fenomenleşerek yorumun kendisi haline gelmesi mümkündür. Hayatını ölmeyeceği bir filmin kahramanı olduğu bir anlatı olarak kurgulayan bir akrobat asla ipten düşemez.
Bu durumu daha iyi açıklamak için bir anlatı yazmayı düşündüm. Tasarıma göre anlatının merkezindeki karakter araba kazası sırasında eşini kaybedip iki çocuğuyla baş başa kalan dayısının deneyimlerine şahit olması üzerine kurulacak. Dayısının bu deneyimi de çocuklarının yazılmış ya da kendi yazdıkları metinlerin yorumunu yaşamaları olacak. Karakterin kuzenlerinin bu durumu onun felsefi görüşlerinin temelini oluşturacak. Yani ana karakter dayısının gözlemleri ve kuzenleriyle ilgili kendi yaşantıları üzerinden romanında kendi felsefi görüşlerini anlatacak aslında.
Aslında bu anlatıyı tasarlamamın asıl sebebi geçenlerde gördüğüm bir rüya. Rüyamda okuduğum üniversitenin iki akademisyeni karşısında kendi hermeneutik anlayışımı savunuyordum. Görüşüm temelde yukarıda da değindiğim üzere bilgece aforizmaların yorumunun hakikate dönüşmesiydi. Yanılmıyorsam – Çünkü aslına bakılırsa bu rüyadan uyandığımı ve bir not defteri alıp rüyayı kaydettiğimi sanmıştım. Ne var ki bu da bu rüyanın peşi sıra gelen bir rüyaymış. Bu yüzden rüyamda söylediğimi sandığım cümleler ve argümanlar konusunda hiç mi hiç emin değilim - argümanlarımdan biri de yanılmıyorsam ‘kaza onu kabul edenlerin başına gelir’ mealindeki bir aforizmayı eğer kaza mefhumunu reddederse başına kaza gelmeyeceği şeklinde yorumlayan bir gencin gerçekten de ne kadar riskli davranışlar sergilerse sergilesin başına bir şey gelmemesiydi.
Bu rüyadan uyanınca rüyanın anlamı üzerine düşünmeye başladım ve bu savı söyleme dönüştürmenin en iyi yolunun onu anlatılaştırmak olduğunu düşündüm. Hatta her nedense karakterin dayısı anlatının bir yerinde iki kardeşi çocuk yaşta bir bara götürmesi gerektiğini düşündüm. Böyle bir durum kurgulamamın sebebi babalarının çocuklara bazı veciz sözlerle nasihatler vermesi için en uygun yeri bar olarak düşünmemdi sanırım. Kardeşler babalarının söylediği özlü sözlerden ya da nasihatlerden kendilerine göre olanları zihinlerine ekeceklerdi. Yani ana fikir küçük çocukların aforizmalara takılması olacaktı. Ama bu inanç ve yorumları bir takıntıdan öteye geçip kendini gerçeğe dönüşen birer kehanete dönüşecekti.
Rüyamdan uyandığımda ‘mistik hermeneutik’ adını şimdi uydurduğum görüşümü akademisyenler karşısında nasıl temellendirdiğimi nasıl örnekler verdiğimi hatırlamak için başım ağrıyana kadar zihnimin derinlerine inmeye çalıştım ama bir türlü olmuyordu, zihnim sanki zift dolu dipsiz kuyuydu da ben kollarımla bu kuyunun dibine ulaşmaya çalışıyordum. Daha demincek akademisyenlere ki ikisi de eskiden gerçekten ders gördüğüm hocalarımdı ince ince anlattığım görüşümle ilgili en önemli kanıtlamalarımı, örneklerimi hatırlayamamak sinirlendiriyordu beni fena halde. Rüyadayken hocalarım biraz burun kıvırsalar da yüzlerinde içten içe bir fikri doğru bulup söylemeyi kendilerine yediremeyen adamların ifadesi vardı. Yani ki ben demincek rüyamda belki de felsefi hakikatleri dile getirmiştim ama şimdi geriye onun bulanık bir hatırası kalmıştı. Oysa rüyamda söylediklerimi net olarak hatırlayabilseydim mutlak hakikate ulaşmış olacakmışım gibi bir hisse kapılmıştım. Müthiş bir aydınlanmayı kaçırmıştım ve artık bir daha asla elime geçmeyecekti. Bu his Gunter Eich’ın Lazertis Yılı adlı radyo oyunundaki ressamın ‘sokaktan duyduğu ve ‘lazertis’ diye duyduğu ama emin olamadığı bir kelimenin aslını öğrenme tutkusunu hatırlattı bana. O da benim gibi kelimenin aslını öğrenebilse hayatının anlamını bulabileceğini düşünmüş ve bu kelimeyi söylediğini düşündüğü sokaktaki bir çiftin peşine takılmış ama yüzlerini bile görmediği bu çifti kaybetmişti, bir daha ne kadar uğraşsa ‘lazertis’ diye duyduğu kelimenin aslına asla ulaşamayacaktı. Olsa olsa bu konuda tahminlerde bulunmak zorunda kalacaktı bundan böyle. İşte tamda böyle bir hezeyandı yaşadığım gecenin bir yarısı. Belki de bir rüya analizine ihtiyacım vardı bilinçaltımdaki hakikate biraz daha yaklaşabilmek için. Tanıdığım bir uzman bir psikanalist olmadığı gibi, ülkemizde bunu uzmanca yapan biri olup olmadığına emin değilim. Bildiğim bir Yusuf Alper var şairlerin şiir ve hayatlarından yola çıkıp onlar hakkında psikanalitik metinler yazan ki onun sıralamasına girebilecek biri de değilim. Nihayet bunun için bir uzmana verebilecek param olduğunu da düşünmüyorum. İşte belki bütüm bunlar yüzünden bu rüyayı bir anlatıya dönüştürme fikri uyanmıştı ben de; yorumlanabilecek bir metin ortaya koyup onu kendim de yorumlayabilirdim, onun üzerinden hermeneutik yapabilirdim güya. ‘Güya’ diyorum çünkü bir yazarın kendi metninin hermeneutiğini yapması oldukça yanlı olacaktır; yani sözde bir yorum olacaktır bu biraz.
Rüyamdayken hakikate ulaşmışım gibi hissettiren düşüncelerden geriye uyanınca kalanlar pek de özgün gelmiyor artık. Tinsel dünyayla karşılaşmalarımız, filmler, anlatılar, aforizmalar ve onlara dair yorumlarımız kendilerini bizde gerçekleştiriyor. O kadar ki bizi biz yapan onlar ve onlara dair yorumlarımız. Bu yorumları yaşıyoruz ve yorumlar kendini gerçekleştiren kehanetlere dönüşüyorlar.
Sanırım rüyamda söylediklerimi not alıp tekrar uyuduktan sonra geçtiğim diğer rüyamda da oğlumu gördüm. Oğlum gece yarısı uyanıyordu. Uyandığı ev ise çocukluğumun geçtiği Keçiören’deki evimizdi: Oğlum doğmadan çok çok önce taşındığımız ev. Eski eşim yoktu rüyada. Oğlum anne ve babamın o evdeki yatak odasından çıkıyordu, belli ki babaannesi ve dedesiyle yatmıştı. O kalkınca annem de kalkıp çıkıyordu odadan. Babamı hiç görmedim rüyamda ama onun uyumaya devam ettiğini biliyordum. Oğlum odadan çıkıp salona geliyordu, peşi sıra uykulu uykulu annem de. Bütün bunları görüyordum ama ben oğlumun televizyonu açması üzerine uyanıp gelecektim salona. Sonra oğlumun kendi gördüğü rüyayla ilgili notlar aldığını gördüm. Tıpkı benim bu rüyadan uyanınca yapacağım gibi.
Sonra uyandım ve rüyamda üniversite hocalarıma bir insanın kendi aforizmalarını yaşamasına dair verdiğim örnekleri hatırlamak için başımı ellerimin arasına alıp uzun uzun uğraştım. İki örnek verdiğimi ve bunların söylediklerimi kanıtladıklarını hatırlıyordum ama örneklerin kendilerini hatırlayamıyordum bir türlü. Bunlardan biri kendi yazdıklarımın sonradan gerçek olması mıydı? Bana öyle geliyordu ama bundan asla emin olamayacağım.
İki kişi üzerinden örnek vermiş olduğumu sanıyordum. Birisi yorumbiliminden kendi başına hiçbir şey gelmeyeceğini düşünen bir erkek, diğeri de bir filmden esinlenip muhtar olacağı inancına kapılmış bir kızdı sanki. Yazmayı düşündüğüm ve asla yazmayacağım, yazamayacağım romandaki dayımın çocukları da bu ikisi olacaktı.
Sonuç olarak böyle bir roman yazacak olmadığımdan bunları yazdım şimdi. 
 
Barış K.  

Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6281
2 Firari Fırtına 4346
3 Mustafa Ermişcan 3708
4 Hasan Tabak 3431
5 Nermin Gömleksizoğlu 3106
6 Uğur Kesim 2983
7 Sibel Kaya 2825
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2798
9 Enes Evci 2532
10 E.J.D.E.R *tY 2245

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:413 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com