Hep de Böy  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 13 Puanı: 2308

11 Ağustos 2021 Çarşamba 
Bir Eski Çalışmam 2019
Okunma: 132

Bir ülkede belirli bir dönem içinde (ör:bir yıl, üç ay) üretilen bütün nihai malların piyasa fiyatları üzerinden toplanmasıyla oluşan toplam değere, gayrısafi yurtiçi hasıla (GSYH) diyoruz. Yani üretim miktarı ile satış fiyatlarının çarpılması sonucunda elde edilen rakam oluyor. Böyle bir durumda diğer hizmetler bu rakamların içinde değilse hesaba sadece ürün değeri ve ambalajlama gibi standart hizmetler katılmış demektir. Yani nihai malların piyasa satışı baz alınmış. Yani tek tek ekmekteki buğday yada işçilik fiyatları hesaba katılmıyor. Aksi durumda bu konuları iki kere hesaba katmakla iki kere yanlış yere fazla hesaplamış olurduk. Üretim yönteminin yanısıra harcamalar ve gelirler üzerinden hesaplanabilir çünkü bunlar da üretim değeri ile birlikte ele alınır. Bu durumda çalışanların ürettikleri mal ve hizmetlerin değeri karşılığındaki toplamıdır. Gayri Safi Milli Hasıla ise bir ülke vatandaşlarının verilen bir yıl için ürettikleri toplam mal ve hizmetlerin, belli bir para birimi karşılığındaki değerinin toplamıdır.

Eğitim elbette ki bir toplumun sosyal, ekonomik ve kültürel açılardan gelişmesi için önemli bir yer tutmakta. Örneğin kadın ve erkeğin eşit şartlarda okutulması konusunda Türkiye iyi bir örnek teşkil etmiştir Cumhuriyetin ilk yıllarında. Ne de olsa eğitim bir toplumun geleceğine ışık tutmaktadır. Çalışmalarımızın her anında eğitim seviyemiz ve eğitim anlamında birikimlerimiz ile değerlendirmeye, en azından potansiyel iş imkanı olarak fayda sunmaya devam etmekteyiz. Genç nüfusun önemi dış dünyadan kopmaksızın bir gelişmekte olan ülkenin ufkuna gelince, belirli rolleri üstlenmek için eğitimin anlamı bir kez daha karşımıza çıkıyor. Aile içinde çocuklarının her türlü ihtiyacına modern fikirlerle karşılık bulabilen bir anne, sadece ilkokul mezunu olduğu için çalışma hayatında aynı dengeyi sergileyemiyor. Aynı saygıyı görmek en doğal hakkım diyen bir bayan, sırf eleştirilmiş olmak için ikinci sınıf insan muamelesi görmek istemiyor. Okulların aile birliklerinde yürüttükleri sevgi dolu iletişim alışverişlerinde hiç de önemsenmeyecek bir rol üstlenmiyorlar yada belediyenin verdiği eğitim seminerlerine katılanlar emeklerinin karşılığını ararken gerçekten de bir yardımlaşma örneği oluyor... bugün bir iş planı hazırlarken nasıl destek alacağımızdan tutun da, ne kadar anlamlı olduğuna kadar her noktasında bir aile mevhumu ve bir de kadın eli var. Bir iş yerinde aranan özelliklerden bazılarını sıralayacak olsak en başta prezantabl olmak ve ılımlı bir karakter gelmiyor mu?

Mesela, ideal bir belediye başkanı nasıl olmalı? Belediye başkanı çeşitli sorumluluklarla bir kentin anahtarını elinde tutar, denir. Liderlik vasfıyla, hızlı ve doğru kararlarla, halkın ortak kullanım alanlarında doğru zamanda doğru yerde bulunarak, söz ve davranışlarıyla, üretici bir zekayla insanların hayallerine kimi zaman ortak olup, kimi zaman destek verirken, elindekilerin değerini bilerek, temsil ettiği makamın sorumluluklarının bilincinde olarak, tedbirli olmak adına partisi için doğru adımlar atarak, birikimini en verimli şekilde değerlendirerek, ne sebeple kapısını açtığını her zaman önemle düşünerek... varlığını sürdürmektedir.

Amaç; bir fark yaratmaktan çok, ortak prensiplere ve imkanlara sahip çıkmaktır. Çünkü bizler de elma ile armudu toplayamayız. Bu demek değildir ki, kendimizi her anlamda ortak bazı çıkarımlarla sınırlamamız gereken bir iş sahibi olalım. Mutlaka her konumun kendisine özel gereklilikleri vardır. Bu durumda gelirlerimizin hepsini herkesin gelirleriyle bir araya getirip toplamak bize ne kazandırır? Yüzde kaçını belediye başkanlarının gelirleri oluşturmaktadır gibi basit bir hesap. Toplam gelir demek toplam harcama toplam harcama da toplam üretim diye düşünseydik, tek bir belediye başkanının gelir ve harcamalarıyla hareket etmiş olmaz mıydık? Yada tohum satın alan bir çiftçi, ödeme yaptığında bu tohum satıcısının geliri olur. Bu durumda GSYH'nın toplamını değiştirmeyebilecek bir gelir tablomuz olmaz mıydı? Hesapların doğru olmasıyla gerçekçi olması arasında şöyle bir fark vardır ki; gerçekçi olması için her konunun kendi mahiyetinde ayakları üzerinde durması gerekir. Oysa böyle bir tablo da vardır. Herkesin faydasına sunduğum bir yazı (makale) olduğunu ve bundan pek çok kişinin fayda görüp eğitim aldığını düşünelim. Ben tek bir kuruş kazanmadığım bu işi aynı alanda sürdürmek istemiyorsam, neye yarar? Hiçbir şeye yaramaz, şöyle ki gerçekçi olmak tutarlılık da içerir. Şimdi toplam geliri nüfusa bölerek enflasyon ve işsizlikle baş edemeyiz. Bir iş sahibi olarak çok da iyi baş ettiğimiz bu durumun karşısına her türlü teori çıktığında ise herkes kadar hazırlıklı olmalıyız. Öyle bile olsa, sadece bu teoride maddi hesaplarla yola çıkıp sevabına çalışabilir miyim, internette eğitimli bir bayan olarak bir sayfam olabiliri mi mesela? Hayır. Ayrıca, bu hesaplarla ekonomiye bir katkı söz konusu olabilir ancak öyle olduğu durumda hepimizin aynı baskı altında kalması da, kalmaması da anlamını yitirebilir. İşin sonuçları gibi bir de kapasitesi olması, bu kapasitenin her an her anlamda aynı şekilde kullanıldığını açıklamaz. Demek ki bir formül ne kadar önemliyse, o formüle doğru verileri yerleştirmek de o kadar önemli.

Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6645
2 Firari Fırtına 4657
3 Mustafa Ermişcan 4149
4 Hasan Tabak 3801
5 Nermin Gömleksizoğlu 3411
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3346
7 Uğur Kesim 3229
8 Sibel Kaya 3119
9 Enes Evci 2801
10 Eyyup Akmetin 2479

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1146 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com