Hep de Böy  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 13 Puanı: 2308

20 Ağustos 2021 Cuma 
Benim İçin Beat
Okunma: 109

Sizler de neden yazdığım yazılara "beat kuşağı" adını verdiğimi merak etmişsinizdir. Bunun nedeni bu kuşağa çok yakın olmam ya da şiirlerini ezbere bilmem değil ne yazık ki. Ben müzisyenlerin hayat hikayelerini okumaya başladıktan sonra "neden olmasın" dedim, belki de her kitabı bir beat müptelası gibi ele alabilirim. "Sen kafayı mı yedin, kitapta öyle bir şey yazmıyor" ya da "bilimkurgu bu, neden beat olsun" denildiği anda kendinizi beat çizgiromanları ve popüler kültürün son harikası pozisyonunu asla yitirmeyen klasikler arasında bulabilirsiniz elbette ama bu akımın bir kızın güncel sorunlarını uyuşturucunun etkisi altında olmasına bağlamasıyla şekillenen bir makaleyle ortaya çıktığını söyleyenler de hiç de az olmayacaktır. Akımın önemli isimlerinin "uyuşturucudan uzak durun" söylemleriyle karışmış şiirleri biraz da bu yüzden youtube'ta arayıp bulacağınız bir nimet gibi yerini koruyor. Yine de az da olsa bir araştırma yapmak istediğimde elime geçen antoloji dönemin sorunlarına çok güncel bir açıdan ışık tutuyor. Bugün ne yapıyorsun denildiğinde, Jack Kerouac için ayrılmış bir kaç saatiniz ve bir kitabınız yoksa bu söylediklerime bir anlam veremeyebilirsiniz. Allen Ginsberg, Steve Allen, William S Burroughs sıklıkla duyacağınız sayılı isimlerden... Ben adını bu kadar iyi bildiğimiz bir edebiyat akımının hemen hiç sesini çıkarmamasına dair bir şeyler yazmak istediğimde her yazı derlememe bu adı vermeye karar verdim. Bu benim kütüphanemle aramızdaki küçük sırrım olacaktı. Günde bir makale okumakla günde bir makale bile okuyamamak arasında büyük farklar görmeyen bu yapıda ne gibi bir sorunun altını çizmekte olduğumuza birlikte bakalım.

Yaşadıkları sefaleti, şiir okumak için aldıkları yolların kendilerini bir yere götürmeyişini ve bugün herkesin tanıdığı isimlerin o günlerde şöhretin kapısı olduğunu bile bilmediği öykülerin içinde bir yerlerde müziğe olan ilgi gene de var. Acaba bununla mı ilgili demiştim! Bugün kütüphanenizden bir caz kitabı çekip okuduğunuz gibi değil de, elinde tek bir kitap ve boş bir buzdolabından başka bir şeyi olmayan bir evde yıllar geçirmek gibi mi? Müziğin geniş şemsiyesi altında karanlıktan aydınlığa çıkacağını sanan milyonlarcasının etkisi altında kaldığı tam olarak bu küçük kitaplar değil. Herkesin aynı saçma siyasal dili konuştuğu bir sürecin içinde elindeki şiirlere bakıp kendini hayattan kopmamaya ayarlamaya çalışması gibi daha çok. Gerçeklerden hiçbir iz taşımayan bazı siyasi olaylar süreçlerinin bir kaç satırla vurgulanıp yine aynı satırlarla dalgalanması gibi biraz... Jimi Hendrix İnsanlar, cehennem ve melekler diyerek bir şeyler anlatamadıysa bunu kim anlatabilir? Kuşaklar arasındaki çatışmaların ele alındığı bu tavır karşısında "otuz yaşın üstündekilerin hiçbir dediğine inanmayın" denilmesi de bundan sanırım. Şimdi hızlı bir okuma ve biraz özet notlar alma çalışması yapalım -bunu daha önce yaptıysanız bu hızın bir sınırı olmadığını bilirsiniz.

Baktığım her yerde savaşın izlerini görüyordum... büyük salgın hastalık bile içinde yaşadığımız çağı geride bırakmış gibi değildi benim için. Şu sabah aydınlığında yürüyen kediyi görüyor musun? İşte o savaştan dönen bir asker gibiydi... transpoze nasıl çalınır hala bilmiyorum diye düşündüm. Üstü kapalı Budizm eğitimiyle ilk kez giyinik şiir okuyan bir şairle kazandığı barış yanlısı tavır galerilerin şiirle dolup taşmasına neden oluyordu. Müzisyenler tam olarak Çin, Kore ya da Japonya'dan çıkmıyordu. Budist cemaatler ise Japon cemaatleriydi. Budizm'e ilgi duyan belki sadece bir kişi vardı. Doğu hayatına ilgi bir köprü görevi görecekti. Bir zen keşişinin şiirine ve alime olan ilgi an meselesiydi. Beat argo deyimiyle bütün bir Budizm'i edebiyatla destekleyen cehaletin yolculuğu karşı karşıya getirilmişti. Bu durum post-modern entelektüel kültürün amatörlerini takip eden seviyesiz bir basınını da ortaya koydu. "Öncelikle ticari, yağmacı ve kanlı bir toplumdan gelen savaş sonrası gençliğin kitlesel reddinin, o toplumun dikkatini çekmesinin biçimiydi". Beat Kuşağı Antolojisi Bu otostopla beat kuşağına doğru gitmeyi andırıyordu. Hayatı yadsıma savaş alanında son bulmuş gibiydi. Kadınları hor görme! Bir intiharlar dalgasıydı. Gazeteyi açıp okuyabileceğiniz sıradan bir haber sayfasının alkole batmış hali gibiydi. Bu isyan dalgasının kıyıya çıkardıkları ve kenara ittikleri vardı. Yaşananlar artık siyasetin ya da sosyal tarihin konusu haline geliyordu. Kübizm edebiyatla aralarında ince bir çizgi oluşturdu, bir bağ. Dil devrimi ile dilin devrimci kullanımı sözde mantığının insan hassasiyetine saldırısıydı çoğu zaman. Bu kolanın içinden çıkan renkli oyuncakları andıran bir dünyada kılçıksız balık yemek gibiydi. Davet edilmedikleri halde hayatımıza girenlerin yatak odası penceremizden göklere bağırmasına kadar vardı.

Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6645
2 Firari Fırtına 4657
3 Mustafa Ermişcan 4149
4 Hasan Tabak 3801
5 Nermin Gömleksizoğlu 3411
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3346
7 Uğur Kesim 3229
8 Sibel Kaya 3119
9 Enes Evci 2801
10 Eyyup Akmetin 2478

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1051 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com