Selinay Nur DERNEK  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 366 Puanı: 199

12 Mart 2022 Cumartesi 
1. Bilgisayar Klavyeleri- 2. Saat
Okunma: 234

''.. 'normal' sayılan insan davranışlarını inceliyorum. Benden önce pek çok hekim benzer araştırmalar yapmışlar, aynı sonuca varmışlar: Normallik fikir birliğinden başka bir şey değildir. Yani, çoğunluk bir şeyin doğru olduğunu düşünür, dolayısıyla o şey doğru -normal- olur.
 Bazı şeyleri sağduyu belirler: Bir gömleğin düğmelerini öne dikmek mantık işidir, çünkü bunları yandan iliklemek çok zor, arkadan iliklemek ise imkansızdır.
 Oysa bazı şeyler vardır ki, sırf insanların çoğunluğu öyle olmaları gerektiğine inandığı için yerleşir, normlaşırlar. İki örnek vereceğim size. Yazı makinesinin tuşlarının neden bildiğimiz sırada düzenlendiğini hiç merak ettiniz mi?''
 ''Hayır.''
 ''İlk sıradaki harflerin düzenine göre adlandırıyoruz klavyeleri: Q klavye (QWERTY). Klavyenin neden alfabetik sıraya göre değil de, her dilde farklı farklı dizildiğinin gerekçesini merak edip araştırdım. İlk yazı makinesi 1873 yılında Christopher Scholes tarafından, el yazısının güçlük ve yavaşlığını telafi etmek üzere icat edilmiş. Ama ortaya bir sorun çıkmış hemen; makinede çok hızlı yazıldığında çubuklar birbirine karışıyor, makinede çalışmıyormuş. Bunun üzerine Scholer, Q klavyeyi icat etmiş. Yazı makinelerinin daha yavaş yazmalarını sağlayan bir klavye.''
 ''İnanmıyorum.''
 ''Gerçek bu. Remington firması-ki o zamana değin dikiş makinesi üretiyormuş- yazı makinesi üretmeye karar verdiklerinde Q klavyeyi kullanmışlar. Bunun sonucunda insanlar bu klavyeyi öğrenmek zorunda kalmışlar, bunun üzerine öteki firmalar da aynı klavyeyi üretmek durumuna düşmüşler, bir dönem piyasa da başka hiçbir model bulunamaz olmuş. Tekrarlamak gerekirse: Yazı makinesi ve bilgisayar klavyeleri, kullanıcılar daha hızlı değil, daha yavaş yazsınlar diye ayarlanmış. Anladınız mı? Şimdi bu klavye düzenini bozmaya kalksanız, malınızı kimseye satamazsınız.'' 
...
 
''Hiç Floransa'da bulundunuz mu?'' diye sordu Dr. İgor.
''Hayır.''
''Gitmelisiniz, buraya uzak değil. İkinci örneğimi oradan vereceğim. Floransa'daki katedralde 1443 yılında Paolo Uccello tarafından tasarlanmış çok güzel bir saat var. Şimdi, bu saatin özelliği şu: Bütün öteki saatler gibi zamanı ölçüyor, ama akrep ile yelkovanı normal saatlerin aksi yönünde dönüyor.''
''Bunun benim hastalığımla ne alakası var?'' 
''Şimdi ona geliyorum. Paolo Uccello bu saati yaptığında farklı olma çabasında değilmiş. Aslına bakarsanız o dönemde, her iki yönde dönen saatler varmış, kullanılıyormuş. Hiç bilinmeyen bir nedenle, belki de dükün evindeki saat bizim şimdilerde 'doğru' bellediğimiz yönde döndüğünden, artık tek yön o kabul edilmiş ve Uccello'nun tasarladığı saat bir anormallik, hatta delilik örneği sayılmış.'' ...
''Eveeet, şimdi gelelim hastalığınıza. Her insan tektir, her bireyin kendi özellikleri, içgüdüleri, farklı beğenileri, istekleri, serüven biçimleri vardır. Ancak, toplum her zaman belirli davranış kurallarını herkese empoze etme eğilimindedir, tek tek insanlar ise neden bu kurallara uymak zorunda olduklarını merak etmezler. Bunları kabullenirler, tıpkı yazı makinesi kullananların belirli bir klavyeyi en doğrusudur sanarak benimsedikleri gibi. Saatin yönünü sorgulayan biriyle karşılaştınız mı hiç?''
''Hayır.''
''Biri böyle bir şey yapacak olsa, alacağı karşılık, 'Deli midir, nedir?' olacaktır. Kişi ısrarlı davranırsa bir neden uydurulacaktır kuşkusuz, ama konuyu değiştirmeye bakacaktır herkes, çünkü size demin açıkladığımdan başka bir neden yoktur. Şimdiii! Sorunuza dönecek olursa, neydi sorunuz?''
''İyileştim mi?''
''Hayır siz farklı bir insansınız, ama herkes gibi olmak istiyorsunuz. Bu da, bana kalırsa, ciddi bir hastalıktır.''
''Farklı olmayı istemek bir hastalık mı?''
''Evet, kendinizi herkes gibi olmaya zorlarsanız, öyle. Nevrozlara, psikozlara, paranoyaya yol açar. DOĞAYI ÇARPITMAKTIR BU, Tanrı'nın yasalarına karşı gelmektir; dünyanın bütün dağlarında, ormanlarında, bir tek yaprağı bile bir başkasının tıpkısı olarak yaratmamıştır  Tanrı. Oysa siz farklı olmayı deli sanıyorsunuz, onun için de Villete'te kalmayı yeğlediniz, çünkü burada herkes farklı ve böylece siz kendinizi herkes kadar normal görüyorsunuz. Dediklerimi anlıyor musunuz?''
 Mari başını olumlu anlamda sağladı.
''İNSANLAR DOĞAYA AYKIRI DAVRANIYORLAR, ÇÜNKÜ FARKLI OLMAYA CESARET EDEMİYORLAR, ... 

Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6738
2 Firari Fırtına 4729
3 Mustafa Ermişcan 4226
4 Hasan Tabak 3881
5 Eyyup Akmetin 3679
6 Nermin Gömleksizoğlu 3485
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 3430
8 Uğur Kesim 3291
9 Sibel Kaya 3191
10 Enes Evci 2872

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:152 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com