Yağmur .  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 1627 Puanı: 24

13 Temmuz 2022 Çarşamba 
00
Okunma: 135

Kendim hakkında bir şeyler düşünmek istemediğim günler yaşıyorum uzun süredir. Yaşadıklarım yaşayacaklarım boğuyor beni. Bunların üzerine yazmak ise dertleşmekten öteye gidemiyor. Sorunun istediğim yaşayışa sahip olamamam değil, yaşama karşı beslenen istekten yoksun oluşum olduğunu fark ediyorum. O özetliyor sürekli içinde bulunduğum arayışı. Boşluk hissini doldurmak için bulunan uğraşlarla vakit harcamamı öğütlüyor. Benden bu denli uzak bir pencereden bakmaya olan isteğimi bir türlü anlamlandıramıyorum. Onun kafamda kurduğum hayalini hiçbir zaman anlamlandıramadım zaten. Ona karşı bir sevgi beslemedim. Sadece ona çok şefkat göstermek istedim. Birbirimize iyi geleceğimize beni  inandıran bir rüya gördüm sadece. Her neyse o ve onun öğütleri geride kaldı. Onun hayali ile vedalaştım ve bu onun yazısı değil. 
 Bulunduğum anda bir başkası olmaya karşı derin bir istek uyanıyor içimde. Bambaşka bir güne uyanmaktan ziyade bambaşka bir kişilikle, bambaşka bir ruhla uyanmak bu. Tiyatro sanatçılarına çok özeniyorum bu noktada. Ancak biliyorum, kesinlikle tiyatro için gerekli yetenekten yoksunum.
Bence kişinin  kendisinde olan ve olmayan yetenekleri bilmesi, olmayanlara hiç bulaşmadan olanları kabul edip yoluna devam etmesi gereklidir. Yeteneklerimizi kesinlikle kendimiz seçemiyoruz. Ben elimde olsa resim yeteneğimi seve seve tiyatroyla, edebiyatla veya müzikle değiş tokuş yapardım. Resimle hitap çok güç. Bir müzik eserinin değerini müzik hakkında az çok bilgisi bulunan herkes biçebiliyor. Müzik eseri yerden yere vurabiliyor. Bir edebiyat klasiğinin yan karakterinde kendini bulabiliyor kişi. Bulunca da kararını veriyor: bu eserin sahibi gerçek bir yazar. Fakat yıllardır resim yapmama rağmen hala bilemiyorum. Bana göre muazzam esere biçilen değerin azlığını, eserlerin adeta pazarlanmasını anlatamıyorum. "En son hangi filme ağladınız?" sorusuna herkesin bir yanıtı varken "En son ne zaman bir ressamın yanından geçerken dönüp baktınız ne çizdiğine" sorusuna yanıtın azlığı beni korkutuyor. Caddemde resim yaparken kimse kafasını çevirmezken önümde çıkan bir kavga nedeniyle standıma toplanışlarını izliyorum. Bir kavganın resmini yapsam ilgilenirler miydi? Sanmam. Herkes aksiyon istiyor. Resim durgun. Resim radyoda kaçırılmaz, Resim gösterime girecek diye heyecanlanılmaz, Resimden birkaç sayfa okunacak diye tatlı uyku ertelenmez. Yine de neden yapıyor olduğumu anlamlandıramıyorum. Neden hayatımı bu yönde geçirdiğimi, neden bu kadar zevk aldığımı, neden kimseye hitap etmediğimi bildiğim halde anlaşılması için çabaladığımı, ilkelce bir kavgadan daha az ilgi toplamasına rağmen bunu yaptıkça kendime güvenimin artışını anlayamıyorum. Yapabildiğim bu ve kabullendim. 
Resmin kime hitap ettiğini biliyorum. Çocuklar. Standımla bir tek onlar ilgileniyor. Onların ilgisi benim için her zaman bir eleştirmenin ilgisinden daha önemli olacaktır. Teknik bilmiyorlar. Estetik algıları hakkında hiçbir fikrim yok. İçerikle de ilgilenmediklerine eminim. Sadece bakıyorlar; bazen seviyorlar eserinizi. Kendilerinde oluşturdukları hisleri. Bazen nefret ediyorlar, bazense tiksiniyorlar fakat bir şeyler muhakkak hissediyorlar. Onlarda oluşturduğum hissi neden asıl oluşturmam gereken kişilerde oluşturamadığımı sorguluyorum.  Çocuklara gelince, onlarla aram hiçbir zaman iyi olmadı. Nedenini bilemiyorum, beni çok korkutuyorlar. Zaten çok fazla etkileşime gireceğim durumlar da olmadı. Hep uzaktan gördüm onları. Çok anlamlı gelmediler. Bende müthiş sevgi uyandırmadılar. Meleği de canlandırmadılar. Şu an yanımda bir çocuk oturuyor olsaydı elim ayağıma dolaşır ve saçmalardım. Hani bazen bir konuda rahatlıkla yapılabilen konuşma, konuda uzman birinin yanında kem küm edilerek yapılır ya, aşırıya kaçmış rahatlıkla yaşadığım hayatımı bir çocuğun yanında tedirgin yaşayacağıma dair bir inanç var içimde. İkimiz de çizgilerimizin gittiği yeri bilmeden yaşayacak, olacakların tahmini nedeni ile tahmin edilesi hayatlardan uzak duracağız. Fakat çocuk bunu doğuştan yapacak, bense çabalayarak. 
Çabalayarak da olsa tahmin edilmesi zor çizgiler attım. Onaylanmayan çizgiler. Sonuç itibariyle bitirdim sandığım hikayeler bitmedi. Kafamda netleştireyim derken daha da karıştırdım. Yine de yaptığım her şey, attığım her adım bana özgü oldu, özgün oldu. Daha önce gidilmeyen yolları arşınlamaya gayret ederek, kimsenin ayak izine basmadan ilerledim. Gidilen yoldan gitsem daha mı çok ilerlerdim? Bilinmez. Ne kadar ironik doğrusu. Seçimler yapıyor, diğer seçimin sonunun ne olduğu hakkında en ufak bir fikre sahip olmadan ,ilerliyorum. Bir de sonucu hakkında hiçbir fikrim olmayan diğer seçimi yapmadığım için pişmanlık duyabiliyorum. Pişmanlık, çok tuhaf şey doğrusu. Ve ben bu aralar dallanıp budaklanarak giden yolumda pişmanlığı pek az duyumsuyorum. Yine de bir buruklukla dolaşıyorum hep. Bir şeyler içimi acıtıyor. yaşam yolumu istediğim gibi belirlememe rağmen o yolu yürürken ayağıma batıp duran dikenler var. Bu dikenler yola değil bana ait. Özüme. Şimdi tam bulunduğum anda ben ne dikenlerimi ne de yolumu düşünmek istiyorum.
Başka biri, tam da şu an başka biri gibi düşünmeli, başka birinin yolunu adımlayışını izlemeli yol oluşturmalıyım. Belki de bir karakterim olmalı, ona yol aldırmalıyım. Onu düşürüp düşürüp kaldırmalı, bende olmayanları ona vermeliyim. Benden çok çok uzak olmalı, benimkine zıt düşünceleri olmalı. Kesinlikle bir karakter oluşturmalıyım. Onun gibi yazmalıyım. 
 
  

Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6763
2 Firari Fırtına 4749
3 Mustafa Ermişcan 4245
4 Eyyup AKMETİN 3906
5 Hasan Tabak 3902
6 Nermin Gömleksizoğlu 3504
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 3449
8 Uğur Kesim 3307
9 Sibel Kaya 3208
10 Enes Evci 2890

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:628 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com