İngilizce dersinde hoca bana İngilizceyi az bir şey biliyormuşum muamelesi yaparak anlatıyor. Bunu bana, aptal muamelesi yapmamak için yapıyorsa bunu yapmamasını söylüyorum………….Hoca anlatmaya devam ediyor………….Sıra gıcırtıları, öğrenci kızların parfüm kokuları, Ayça’nın bana ara sıra bakışları……………….Hocanın anlattıklarından hiçbir şey anlamıyorum…….Odaklanma sorunum var. Anlatılan bir şeyi, anlama “mecburiyeti” olunca dikkatim dağılıyor…………Petrol, okyanuslardaki bitkilerin ve hayvanların çürüdükten sonraki kalıntılarından meydana geliyor yani bu evrende hiçbir şey ziyan olmuyor ama hocanın anlattıkları benim için anlamsızlığın dışında tam bir zaman müsrifliği. Zamanı ziyan ediyorum……… Hoca anlatmaya devam ediyor ve aklıma zaman ve mekan kırılması geliyor. Kütle çekim dalgalarını, zamanda yolculuk olasılığını düşünmeye başlıyorum ve o sırada elimin ayasını, yanağına dayamış hocayı dinler taklidi yaparken ben, Ayça’nın gözlerini yakalıyorum. Bunlar sınıfa girdiğimiz ve tek mutlu sonumuz olan bitiş zilinin sesini duyana kadar geçirdiğimiz zaman zarfı lüzumsuzlukları……. Ayça önüne dönüyor ……. Bana bildiğim dille bilmediğim bir dil anlatılıyor hoca ve ben hiçbir şey anlamıyorum…………Nefret etiğin bir şeye ne kadar itaat edebilirsin?......... Mecburiyet, lüzumsuzluğu doğuruyor……. Ben İngilizce öğrenmeden öleceğimi tahmin edebildiğim için hocayı dinlemiyor olabilirim. Her şeyin anlamı olduğunu ve tesadüfün olmadığını düşünüyorsak bu evrende o zaman benim İngilizce öğrenecek zekaya sahip olmamam bu sınıfta fazlalık olmamı düşündürür. Bana odaklanma sorunu verilmişse bunun sebebi de vardır. Bunun sebebinin genç yaşta ölecek olmam ve öğrendiklerimi uygulamayacağımdan dolayı olabilir…………İleride hafızasını kaybedecek birisi, hafızasını kaybetmeden önce öğrendiklerini, madem kaybedecekti neden öğrenmişti? ……..Kadere de inanıyorsak, yaşanmışlıkları bilinç dışında hissediyor olabilir ve ben hocayı bu yüzden dinlemiyor olabilirim…… Yine Ayça’nın gözlerini yakalıyorum…… Ayça ile ilişkim zil çalana kadar sürüyor. Zil çaldıktan sonra Ayça bana bakmıyor çünkü zil çaldıktan sonra hipnoz sona eriyor ve gerçeklikler Ayça’yı korkutuyor.......Ben onun ders saati süresi sevgilisiyim……Sonra kız öğrencilerin parfüm kokularını düşünmeye başlıyorum. Bu kokuları ileride duyduğumda bende nasıl bir hissiyat uyandıracağını tahmin etmeye çalışıyorum. O sırada hoca konuşmaya devam ediyor. Bir an önce bitmesini istediğim bir zaman zarfında bir şeyler düşünüp zamanı geçirmek ile ilgili her şey ……. İnsan düşünemeseydi yaşayamazdı. Bunu ben demiyorum bu bir gerçek....... Ve bir süre sonra en sevdiğim melodiyi duyarım....
|