Enes Evci  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 8 Puanı: 2404

8 Kasım 2010 Pazartesi 
Deneme Bir Ki
Okunma: 1435

Tuvaletteyim ağzımda sigara düşüncelere dalmışım, elimde Samsun'dan aldığım siyah rambo bıçağı var. İlk aldığımda elimi kesmişti o an aklıma geliyor, sigara dumanı ile yuvarlak şekilleri bağış ederken havaya kulağıma bir ses geliyor, ses tuvaletin penceresinden geliyor. Alt komşu ismi Atilla olan ufak çocuğunu banyo yaptırmaya çalışıyor.

-Atilla tut ördeğini al hadi bebeğim, yerim seni, ham yaparım, eğ kafanı oğlum, sıcak değil korkma, eğ kafanı Atilla

-Acucucuuuuu AaaAaaaaa, su bu bu bu bu, hahahaha, anne su! anne ördek! AaaAaAAA

Kadın o esnada gençliğini bu bebeğe vereceğini farkediyor, bebek ise hayat ile tanışmamış henüz, kadının aklına eşi ile ilk tanıştığı cafe geliyor.

O cafede çalışan bir garson vardı, bu çifte hep menü töleransı yapardı, ne yapıyordur ki şimdi?

O garsonun adı Zülfikar, şuanda Antalya'da Uncalı Kent Mezarlığında toprak altında. Jigololuk yaptığı kadın tarafından yıllar önce bıçaklanarak öldürülmüş. Mezar taşında Zülfikar Kadıoğlu 1972-2002 yazıyor, mezar taşının yanında bir eğik baş ağlıyor.

Ağlayanın adı Selma. Zülfikarı öldüren kadın, varlıklı son 8 yılını Zülfikar'ın hayaletine harcamış güzelliği gitmiş, korkmuyor artık korkmaktan. Hep aklında bir soru "neden?" neden bu doyumsuzluk ve yoldan çıkmışlık saffına katılmıştı? Parmaklarının arasına alyansını alıyor, iki üç kere dönderiyor içindeki isme bakıyor, alyansın içinde yazan isim Murat.

Murat Selmanın imam nikahlı eşiydi. Sonradan ayrıldılar. Selma ile Selma'nın kısır olması ve bu yüzden çocuklarının olmaması yüzünden ayrıldılar. Şimdilerde Murat Tuba ile evli, iki çocukları var. Çocuklardan birinin ismi Aylin diğeri üniversiteye yeni başlayan Ali Rıza.

Ali Rıza hızlı çocuk, gitara meraklı kendine hoca arıyor, kaybolmaya müsait bir yapısı var oda bunun farkında. Ankara Dil Tarih Üniversitesini kazanmış, bir arkadaşı var başını beladan belaya sokan, adı Aydın.

Aydın Ankara'nın en işlek caddesinde çokca alkol içiyor yine, şuuru gitmiş artık, Kızılay Karanfil caddesinin sonundaki köprüye oturmuş ve sızmış bu esnada altına işemiş ulu orta, el eden yok yaklaşan yok yanına. İnsafına yenilen Remzi geliyor yanına, evine götürüyor üst baş veriyor. Ayılmasını beklerken gitar çalıyor, ayılan Aydın bir müddet konuştuktan sonra Remziye arkadaşı Ali Rıza'dan bahsediyor, ona gitar kursu verebilecek mi diye soruyor. Remzi ise kendisinin değil arkadaşı Enes'in gitar kursu verdiği ve ona yönlendireceğini söylüyor.


Evet bu yazılan son on paragraf bir kurgu düzmecesi. Ama biliniz ki bu anlatılan süreç hayatın ta kendisi. Şuan, şimdi bu yazıyı okurken nelerin geliştiğinin farkında olanınız var olmayanınız var. Şimdi şuan sağ elinizi kaldırın! Evet evet kaldırın. Lütfen kaldırın ve tekrar indirin.

Yaptıysanız eğer, emin olun ki bir çok şey şuan sırf bu hareketiniz yüzünden değişti. İşte bu hayattır. Elini kaldırmayanlar, sizlerde bir sürü şeyi değiştirdiniz.
Hadi şimdi bu bağlamda bu kader örgüsünü düşünerek daha kendinize ve yarınınıza sağdık yaşayın. "Minik şeylerle mutlu olurum ben" geyiği var ya, işte o budur! Ve eminim ki bu sarmal düşünce yapısı ile mutlu olacak hastalıklı beyinler sizlerin çoğunda yok.

Ben mi? Ben mutluluk sarhoşluğunda komaya girmiş bir hastayım, selamet ile!

Yorumlar (2)
HAKAN ARES 8.11.2010 01:46
Okumaya başlarken güzel bir yere gideceğini düşünüyordum konunun; fakat bir mesaj yok yazıda bana göre. Çünkü, elini kaldır ve indir, işte bak her şeyi değiştirdin gibi ''secret'' tarzı ifadelerden kendimce ben yoruldum. Sağlıklı ve sağlam olduğum için her an dua ediyorum, o ayrı; ama minik şeylerle mutlu olmaya alışmak kötü. Bana göre minik şeylerle mutlu olma delisi olmuş insanlar, daha büyük mutluluklar elde edemeyen ve bunun için çaba harcamayan insanlardır. Hoş, o tür insanlar daha büyük mutluluklar elde etseler bile o mutluluğun içinde gerçekten delirerek ölürler gibime geliyor. Anlatım ve dil kurallarına uygunluk açısından yazı iyi denilebilir. Yüreğinize sağlık... Saygılar...

Nymphe ehp 8.11.2010 10:50
Evet evet, kesinlikle yazınla aynı düşüncedeyim.Aslında bende böyle düşünüyorum çoğu zaman.Ufak bir hareket bile neler neler değiştirebiliyor.Aksilikler çıktığında bile böyle düşünüyorum.Demek ki bu aksiliğin çıkmasının bir anlamı var diye.Heleki Simyacı'yı yenice bitirmiş biri olarak hayata bakış açımdan tutta incelemelerime kadar, gözlemlerime kadar birçok merak içerisindeyim.Ya ben inanıyorum ya!Gerçekten inanıyorum!Hiçbirşey boşa değil.Herşey bir başka şeyin nedeni oluyor.Karmaşık birşey ve bunu çözmeyi bırak en azından anlayabilmek için akıl lazım.O da bizde var.Gelecek elimizde!Senin bu yazıyı yazmanda bir olayın sonucu.Bizim bu yazıyı okumamızda bir başka olayın sebebi olabilir.Etkilenme söz konusu.Bir olay(yada kişi), başka bir olayı(yada kişiyi) etkiliyorsa kesinlikle birşeyler değişiyor.Gelecek bambaşka yönde ilerliyor.Kendimi kaptırdım galiba Neyse kısacası şunu diyeyim, zaten severim bu tür yazıları.Yeni yeni kavramaya çalıştığım düşüncelerin yazılara dökülmesini beğenmeyecek değilim.Bu yazılar düşüncelerimin pekişmesini sağlıyor.Bak şimdiden birşey değişti bile İyiki yazmışsın, iyiki yayınlamışsın, iyiki bilgisayarı tam kapatmak üzereyken görmüşüm ve okumuşum


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6125
2 Firari Fırtına 4193
3 Mustafa Ermişcan 3360
4 Hasan Tabak 3259
5 Nermin Gömleksizoğlu 2974
6 Uğur Kesim 2885
7 Sibel Kaya 2703
8 Enes Evci 2404
9 Ömer Faruk Hüsmüllü 2288
10 E.J.D.E.R *tY 2206

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1467 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com