HAKAN ARES  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 23 Puanı: 1634

13 Kasım 2010 Cumartesi 
AYSEL (bir orospunun öyküsü - 1)
Okunma: 28470

   Yazması zor bir öyküyü kaleme almak için masa başına oturdum, Aysel'i anlatacaktım. Aysel'in bir orospu olduğunu yazarak yazıma başladım. Evet, o bir orospuydu, kabul ediyorum; ama, bir yandan da düşünüyorum: Aysel orospuysa, hayatıma giren öbür kadınlara ne demeli?

   Aysel güzel bir kadındı. Öyle makyaj güzellerinden de değildi hani. Bir annesi vardı onu her gece pencerede bekleyen. Annesi olduğunu duyduğumda buna pek inanmamış, ''Kesinlikle satıcısıdır, ne annesi ya!'' diyerek kadını yaftalamayı başarmıştım. Ne Aysel biliyordu bu fikrimi, ne bana göre sözde annesi. Her şeye rağmen o kadını pencerede Aysel'i beklerken görmek sinirlerimi bozuyordu. Aysel'in iş yapamadığı gecelerde eve döndüğünde o kadından dayak yediğini, işkence gördüğünü bile düşünüyor, sinirleniyordum; ama, kendimi kandırmak boşunaydı orospular konusunda. Bir orospu ne kadar cömert olursa olsun, en cömert olduğu kişi pezevengi olurdu hep ve en büyük payı da o pezevenkler alırlardı. Neden sonra boşuna öfkelendiğimi anladım ve durup düşündüm. Aysel'in pezevengi bendim!

   Gecenin bir vakti odama almıştım Aysel'i. Hiçbir kadınla birlikte olmamış gibiydim, heyecanlı, telaşlı ve ürkek. Daha soyunmamıştık ki Aysel'i yatağın başında gördüm, bana bakıyordu. Bir şey yapmamı bekler gibiydi, bense titriyordum. Hafifçe öptüm, sanırım  dudaklarındandı. Belki de alnından, bilemiyorum. Kendimde değildim ki!..Onca kadından sonra ilk gece korkusu yaşıyordum.

   Yüzüme öyle bakmıştı ki o güne kadar en temiz aile kızlarının bana hissetiremedikleri saflığı görmüştüm o orospunun gözlerinde. Aysel benim için sadece bir orospu değildi artık ya da ''orospu'' sözcüğü Aysel için yetersizdi.

   Penecereye doğru ilerledi ve üstünden hiçbir şeyi çıkarmadan perdeleri kapatmaya çalışırken soyunmakla ilgili birkaç cümle sarfetti. Üstümdekileri hızlıca çıkardım, o ise banyoda musluğun başındaydı. Onu izlediğim hissini vermemek için çıplak halde kitaplığıma yöneldim, kitapları karıştırır gibi yaptım. ''Yatağı ısıt!'' diye seslendi banyodan. Yatağa yöneldiğimde kırmızı kombinezonuyla onu gördüm banyo kapısında. Bu doğallık hoşuma gitmişti ve tüm gerginliğimi üzerimden attım, yatağa girdim. Aysel de kırmızı kombinezonunu çıkardı, iskemleye attı, yanıma uzandı.

   Odamın camından sızan esinti odamı soğutmuştu. Birbirimize sokulup sarıldık ve hiç konuşmadan öylece yattık. Daha sonra, odaya ilk girdiğimizde benden bir şeyler uman bakışını yine gördüm Aysel'in gözlerinde. Yine ürktüm, titremeye başladım. O anda ona ne söylediğimi hatırlamıyorum. Türkçe mi konuşmuştum; yoksa onun iyi bildiğini fark ettiğim İngilizce mi, bilemiyorum. Belki de ''Seni seviyorum.'' demişimdir, kimbilir?

   Odamdan ayrılırken ona en sevdiğim kitaplarımdan birini hediye ettim, bir de bir çift yün çorap. ''Yataktayken fark ettim, ayakların çok soğuktu, al bunları Aysel.''

   Uzun süre görmedik birbirimizi. Otelimi değiştirmiştim ve yeni otelimin köşesinde ona rastladığımda eski heyecanımdan, titreyen vücudumdan eser yoktu. Yanıma geldi, halimi hatrımı sordu bütün saflığıyla. Sonra gözlerini gözlerime dikti: ''Bu otelde uzun süre kalmamalısın, kasvetli bir yere benziyor.'' dedi. Belki ''kasvetli'' sözcüğünü kullanmadı o an; ama, anlatmak istediği buydu.

   Otel de odam da gerçekten kötüydü. Camlar kırık, lavabo perişan, çeşmeler bozuk, halı yırtık ve pisti. Odayı aydınlatan lambanın kendisine bile hayrı yoktu. Odada gri bir renk ve küf kokusu hakimdi. Aysel haklıydı.

   ''Başka biri mi var hayatında?'' diye sordu bana. ''Tabiki hayatımda birileri var, senin yok mu Aysel?'' diyerek sorusuna soruyla karşılık verdim. ''Özel biri var mı, demek istemiştim.'' diye yineledi sorusunu: ''Özel biri var mı hayatında?''. Neden bilmiyorum; ama beni kıskandığını hissetmiştim o an. Ilık bir sesle yanıtladım sorusunu: ''Hayır Aysel, yok.''. Yanıma yaklaştı, ''O zaman öp beni!'' dedi. O anda sıcacık bir denizin içine dalmış gibiydim. O denizde yüzmüyor, adeta boğuluyordum. Aysel'in teni tenimdeydi ve yanıyordu.

    Sonra İzmir'den söz ettik birbirimize. Kordon Boyundan, Kemeraltı Çarşısından ve Kızlarağası Hanında içilen o mis gibi Türk kahvesinin tadından...''Gelmek istiyorum İzmir'e.'' dedi. ''Memnuniyetle.'' diyerek gülümsedim. ''Sen ruhu olan bir adamsın.'' dedi sonra bana. Sustum. Orospular ruhtan falan söz etmezlerdi genelde, neler oluyordu?

    Sohbetimiz sona ermişti ki tuhaf bir şey oldu. Benden para almadı!..''Seninle sırdaş olduk artık ve sen gördüğüm kadarıyla çok yoksulsun.'' dedi ve kıyafetlerini giydi. Onu izliyordum. Yerimden kalkıp onu kapıya kadar uğurlamak istedim, izin vermedi. Çantasını açtı ve bir paket sigara çıkardı. Paketi başucumdaki küçük masaya bırakıp bir tanesini ağzıma tutturdu ve gümüş bir çakmakla yaktı. Beni öpmek için üzerime doğru eğildiğinde kolundan tuttum, ''Aysel, sen neredeyse muhteşem bir kadınsın.'' dedim. Korku dolu şaşkın gözlerle bana bakarak ''Hayır!'' dedi yüksek sesle. Ne olduğunu anlamamıştım. ''Neredeyse'' sözcüğüne bozulmuştu sanırım Aysel.

   Tan yeri ağarırken annesini bahane ederek odamdan ayrıldı. Annesine alışmaya başlamıştım. Gerçekten annesi değilse, zaten yakında ortaya çıkardı. Aysel gizli kapaklı işlerde başarısızdı; ama buna rağmen hayatı gizli ve kalın kapaklarla da örtülüydü.

    Yatağıma uzandım ve onu düşünmeye başladım. İzmir'de, İstanbul'da farklı yerlerde farklı durumlarda Aysel'i hayal ettim. Bir an pezevengini düşünüp geçici bir endişeye kapıldım. Sonra yine Aysel yer etti düşlerimde. Onu hep benim olarak düşledim. Bensiz bir hiç olan, bana bağlı, güvendiğim bir kadın olarak çizdim Aysel'i düşlerimde. Yanımdayken başkalarını düşleyip benden ayrıldığı an başkalarıyla fingirdeşen namuslu görünen namussuzlardan daha iyiydi Aysel. Allahın cezası kaltaklar, ömrümü yemişlerdi; ama Aysel farklıydı, ona güveniyordum. Evet, bir orospuyu seçmiş olmaktan mutluydum. Belki komik gelebilir bu size; ama mutluydum. Aysel sadık bir orospuydu!


DEVAMI 24 SAAT İÇİNDE...

Yorumlar (4)
Firari Fırtına 13.11.2010 03:00
Koca yürek yüreğin dert görmesin.Değişme ve bu kaleme nokta koyma.

Sevg...

Deniz Koray 13.11.2010 18:11
Devamını bekliyorum:)Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesini okuduğumda aldığım zevki tekrar aldım.

HAKAN ARES 13.11.2010 18:13
Teşekkür ederim yorumlarınız için. Devamını iki üç saate kadar koyacağım umarım. Saygılar...

Aslı Çelik 16.11.2021 03:14
İZ bırakanlar ya da bırakılmasını hissedenler her neyse işte ondan siz anladın beni. Bağlanma belki de birisini düşleme isteği. Kabullenme gerektirmeyen olduğu gibi arzulanan Aysel... Farklı bir biçim kalemini beğendim. Başarılar dilerim.


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6675
2 Firari Fırtına 4679
3 Mustafa Ermişcan 4174
4 Hasan Tabak 3828
5 Nermin Gömleksizoğlu 3435
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3376
7 Uğur Kesim 3249
8 Sibel Kaya 3141
9 Enes Evci 2823
10 Eyyup Akmetin 2648

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:4944 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com