Emine Ekmen  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 39 Puanı: 1044

14 Kasım 2010 Pazar 
SAHİLDE BİR GÜN
Okunma: 1090

      Sahilde yürüyordum. Yürürken düşünüyordum. Keşke yanımda biri olsaydı. Onunla bu sahillerde beraber dolaşsaydık. Gördüğüm ağaçların altında beraber yürüseydik. O bana kulağıma aşk sözleri fısıldasaydı diye. Yalnız dolaşmanın hiç zevki çıkmıyor. Parkta oturan insanlara bakıyorum da herkes sevgilileriyle beraber gelmişler. Belki üniversite öğrencileriydi. Sevgilileriyle birlikte dersten kaçmış güzel bir anıyı beraber paylaşıyorlardı. Belki de boş derstedirler. Onların beraber oldukları zamanda hatırlanacak çok hatıraları vardır. Belki de iki nişanlıydılar. Evlilik hazırlıkları yapıyorlardır. Evlendiklerinde beraber oldukları hatıraları hatırlayıp mutluluklarına mutluluk katacaklardır kim bilir. Herkes ne kadar da mutlu görünüyor. Oysa ben bu yalnızlıklara mahkûm biriydim oysaki. Teklif edenler oluyordu oysaki ama ben kabul etmiyordum.

      Bu zamanda gerçek sevgiler kaldı mı ki? Herkes çıkar peşinde. Lisedeki kız arkadaşlarıma baktığımda herkesin en az iki sevgilisi vardı. Maddi durumları iyi değildi erkek yedirsin, içirsin, kontur alsın diye beraberlerdi çoğu da. Günümüzde gerçek sevgiler kalmamış anlaşılan. İçim buruk kalmıştı o an. Benim de hatırlayacağım yalnız kalan günlerimdi. Belki iki kişilik mutluluklardan uzaktım ama benim de küçük mutluluklarım vardı. Hiç olmazsa sevgili derdi çekmiyordum. Kafam rahattı. Bana karışan hayatımı kısıtlayan biri yoktu. Şunu neden yaptın, bunu neden yapmadın deyip hesap soran kafamı şişiren biri yoktu. Kendi dünyamda bir ben vardım ve özgürdüm her konuda.

      Sadece içinde ben olduğum bir dünyam vardı. O dünyamda herkese yer var. Herkesin derdine ortak olabilecek bir yüreğe sahibim. Herkesin üzüntülerini dinler, onları mutlu etmek için elimden geleni yapardım. Bir sevgilim yoktu belki ama sevgiyi birileriyle paylaşacağım insanlar olurdu hayatımda.

      Sevgiler paylaşıldıkça güzeldir. Tek başına anlamı yoktur. Sevgiler tek bir kişiyle sınırlı değildir. Sevgiler çeşitlidir. Kimisi kuşları sever, kimisi kedi köpeği. Hayvan sevgisi vardır içimizde. Belki de uzakta kalan akrabalarımız, dostlarımız vardır. Onlar da birer sevgi parçacıkları içindedir. Her insan birilerini sever bu doğal bir duygudur. Ama bu duyguyu illaki birilerine aşk olarak anlam katmak doğru değil diye düşünüyorum. Herkesin bir gururu bir onuru var. Aşk bir oyuncak mı ki işin bittiğinde başkasıyla gönül eğlendirilsin. Arkadaşlarımın bu tavırlarını hiç doğru bulmuyorum. Bana arkadaşlarım hep çocukça gelirdi. Kafa dengi bir arkadaş bulamadım etrafımda. Ben onlardan olgun düşünceye sahiptim. Bazen arkadaşlarım bana şaşıyorlardı. Bu şaşkınlıklarından olsa gerek bana birilerini bulma ihtiyacı hissederlerdi kendilerinde. Ben de hiç aldırmazdım.

      Allah elbet kaderi yazmıştır. Kiminle evleneceğimi, kiminle mutlu olacağımı her şeyim bellidir. Acele etmeye ne gerek var ki. Acele ederek oysa onlar kendilerini rezil ediyorlar haberleri yoktu. Etraftan konuşuluyor şu kız şununla geziyor, bu bununla geziyor diye. Öyleleri çevremizde pek hoş gözle bakılmıyor maalesef. Çevremi izlediğimde her şeyin farkındayım. Bizim de bu yanlış izlenimlerden dolayı cesaretimiz kırılıyordu bir şekilde.

      Çevrenin düşüncesi kimilerine göre önemli olmayabilir. “Benim ne yaptığımdan size ne” düşüncesi bile gelişebilir insanda. Tabi ki onlara ne kalmış. Sanki çevrenin hayatıydı. Ama ilerisi için bu dolma sözlerle insanın evliliği de bozulabilir. Kıskanan fesat insanlar hep olur insanın hayatında. Belki de sevdiklerine göz koyan insanlar da vardır. Herkes bizim kadar iyi niyetli olmayabilir. Kıskananlar fesatçılar hep bir fırsat ararlar.” Nasıl onları ayırsam da üstüne konsam düşüncesi” gelişir. Bu fesatçılara meydan vermemek gerektiğine inanıyorum.

      Biriyle tanışırsın erkek olsun ya da kız olsun hiç fark etmez. Ama her tanıştığın kişi illaki sevgilin olacak diye bir kaide yoktur. Erkeler hep bir kızla konuşunca sevgili havasına giriyorlar. Belki niyetleri öyleydi. Ama tanımadan etmeden, anlaşmadan hemen sevgili olarak görmek, sevgi duygularını içinde yaşatmadan sevgili olmak mantıksız geliyor bana. Öyle sevgi duygularına kapıldığım biri karşıma çıkmadı henüz.

      Yanımda deniz vardı. Durgundu ve üzerinde de birkaç tane de gemi. Deniz yolculuklarını severim. Kim bilir bu denizler üzerinde ne hatırlar yaşanmıştır. Kimileri için ne anlam taşıyordur. Bir balıkçı için belki bir ekmek kapısı anlamındadır. Kimisi için sevgiliyle yaşanan güzel bir gündü. Benim için de yazılarımda paylaştığım güzel manalı sözlerin anlamını taşıyordu deniz. Ben bir yazarım ve mutluluğu yazılarımın içinde buluyorum. Okuyucularım için yaşıyorum. Ben onlar için varım. Onların üzüntüleri benim üzüntüm, onların derdi benim derdim her zaman. Bu denize bakarak yeni hayallere, yeni yazılarıma canlılık getirecek öyküler yazma düşüncesi içindeydim. Bu denizlerde benim bir yaşamışlığım yoktu; ama bu denizde yaşamışlığımı yaratabilirdim yazılarımda. Yeni bir dünya yaratabilirim kendimi o dünyanın içine gömerek o heyecan dolu serüvenlerin içinde kaybolabilirdim.

      Şu yaşadığım üzerimden atamadığım duygulardan uzaklaşıp yeni bir ben yaratabilirim. Benim dünyam karanlıklar içinde geçen bir hayattı. Gerçi hatırlanmaya değmez ama bu karanlıklardan bir çıkış yolu bulamayan okuyucularım için, onları yalnız bırakmamak için bir kez daha anlatacağım.

      Bir sanatçı her insanla beraber olmalı. Okuyucuların derdine ortak olmalı, onlarla birlikte ağlamalı,  onların dertlerini yüreğinde hissetmeli ve onlara umut olmalı gerektiğine inanıyorum.

      Benim karanlık dünyam zifiri bir karanlık dünyasıydı. Karanlıklar yüzünden hayatı unutan bir ben olmuştum. İstediğim hedeflere ulaşamayınca insan üzülüyor sonuçta. Diğer arkadaşlarımın benden başarılı olmaları beni kahrediyordu. Onlar başardı da ben neden yapamadım diye düşünüyor insan. Düşündükçe acı çekiyoruz doğal olarak. Benim karanlık dünyaya düşmem de bu şekilde olmuştu. Hayatta çok şeyi umursuyoruz. İyi bir mesleğimiz olsun, iyi bir yaşantımız olsun, mutlu olalım. Bu istekleri herkes istiyordur eminim. Ben de hayattan çok şey istemedim aslında. İmkânsız bir şeyi de istememiştim. Sadece üniversite sınavını kazanmak istemiştim. Liseyi bitirdikten sonra herkesin isteğidir iyi bir meslek sahibi olmak. Bunun için çok çalışmıştım. Ama işte nasip değilmiş olmadı.

      Üniversite sınavına girerken çok heyecan yaptım belki de içim daraldı birden, bunalmaya başlamıştım. Hatta morarmıştım. O an bu zorluklar içinde sınavı bile gözüm göremedi. Kâğıdı kalemi bıraktım kendimi annemin şefkatli kollarına bırakmıştım. İlk yarım saatin içinde ne yapabildiysem artık. Tabi doğal olarak kazanamamıştım. Her şeyde bir hayır vardır sonuçta. Allah bizim için en hayırlısını biliyordur ve bizi o şekilde yönlendiriyordur. Bu kazanamayışım da beni büyük bir strese sokmuştu. Daha sonraki yıllarda iki veya üç kere daha girdim o zaman da kazanamadım maalesef. Artık kendime olan güvenimi yitirmiştim.

      Ben hedefler doğrultusunda başarı gösteren bir karakterim var. Çalışma hayatını seviyorum, evde boş oturup yatmayı sevmiyorum. Evde boşluğu sevmediğim için de evde oluşum kahretmişti beni. Kendime olan cesaretimi kırmıştı. İstemediğim bir hayatı yaşıyordum. Bu hayatta beni oldukça boğuyordu. 6 yıl bayağı bir stres yaşadım. Herkes hayatını yaşarken benim bir şey yapamamam beni kahrediyordu. Hayattan geri kalmıştım. 6 yıl bu üzüntüleri yaşadım içimde. Ve zaman zaman da hala yaşamaktayım. Kendimi başka işlere atsam da olmadı. Birçok kurslara gittim ama başa çıkamadım hiç birinde. Kendi ayaklarım üzerinde durmam gerekiyordu bir şekilde. Ama olmadı maalesef. Şu anda bile kendi ayaklarım üzerinde duran biri değilim. Yaşlandık iyice. Bu kahroluşlara 6 yıl dayanmak kolay olmuyor maalesef. Arkadaşlarım beni görüyor artık alay eder gibi biz şurayı kazandık biz burayı kazandık sen bir yeri kazanamadın diyorlar. Her seferinde onurum kırılıyordu. Hayatta üzülecek hep bir neden çıkıyordu. Bu şekilde arkadaş ortamlarından uzaklaştım. Hayattan uzaklaştım. Hayattan uzaklaşınca belli bir zaman sonra hayatı da unuttuk. Ve bu şekilde bir değil bin defa öldük.


Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6340
2 Firari Fırtına 4399
3 Mustafa Ermişcan 3788
4 Hasan Tabak 3504
5 Nermin Gömleksizoğlu 3155
6 Uğur Kesim 3023
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2898
8 Sibel Kaya 2870
9 Enes Evci 2580
10 Turgut Çakır 2276

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:3550 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com