Comert Sen  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 46 Puanı: 986

15 Kasım 2010 Pazartesi 
Cadılarla Dans (HALLOWEEN) 2. Bolüm
Okunma: 1326

Bu arada, az ilerimizde bizim gibi aynı olayı yaşayan yaşlı bir başka soför, gençlere küfrediyordu. Karısı, elindeki kağıt mendille arabanın camları silerken, bir yandan sinirli kocasını yatıştırmaya çalışıyordu.
“Canım bu gün Cadılar Bayramı, sana evden çıkmayalım demiştim değil mi?” Böylece, ben ve müşterim bu olayın nedenini öğrenmiştik . Her sene Ekim ayının 31`inde kutlanan Cadılar Bayramının kurbanları olmuştuk. Arabada bulunan, tüm kağıt mendilleri kullandım. Cama oyle bir yapışmış ki hamur, taş gibi. Çıkmıyor. Zorlukla en yakın araba yıkama servisine götürdüm. Tam çıkmadı. Muşterim tiyatroya geç kaldım diye mızmızlanmasaydı arabayı, otomatik yıkamayla bir kaç defa daha yıkayacaktım.
 “Tamam hanımefendi şimdi hareket ediyoruz”.
“Roberto´yu bekletmek istemem.Öyle bir beyefendiye beni beklemek yakışmaz değil mi?”
“Evet haklısınız. İşte gidiyoruz”.
 “Eğer süremeyeceksen, ben iner yürürüm. Zaten bir mil kadar kaldı”.
Aceleden alacağım bahşişinde heyecanıyla, kapıyı sertçe kapattım”.
 “Biraz zor olacak ama sizi zamanında oraya ullaştıracagım hanımefendi, siz merak etmeyin”
 “Evet iyi olur. Yürüyerek Robeto ile buluşmak hoşuma gitmez doğrusu”
“Saat kaçta buluşacaksınız arkadaşınızla”.
“Hangi arkadaşımla?”.
 “Roberto ile hanfendi”.
 “Ha... eee evet. Saat 8.30 da kalkıyor”.
 “Anlayamadım. 8.30 da ne kalkıyor?”.
 “Yyy.. yani Roberto ile 8.30 da buluşacağız”.
 “Saat 8.10. Zamanında yetişeceğiz hanımefendi, siz merak etmeyin Saat 8.23 te Victoria İstasyonunda acı bir fren yaptığımda, etrafta bekleşen satıcılar ve temizlikçiler dönüp bakmadan edemediler. Filmlerde görürdüm bu sahne çok hoşuma giderdi hep. İşte bu kez başrol oyuncusu bendim. Birazdan iyi bir bahşiş aldığımda daha da çok sevinecektim. Eee... yolda o kadar fedakarlık da cabası değil mi?
 “Hanımefendi saat 8. 25. Zamanında geldik”.
 “ Çok sagolun. Borcum ne kadar şoför bey?”.
 “Otuz Pound hanımefendi” Elini cüzdanına koyduğu anda.
“Aaa Roberto” .
diye dışarıdaki adama bağırdı. Bence sakıncası yoktu. Çünkü erkek arkadaşı, yolda başımıza gelenleri duyduğunda daha iyi bir bahşiş verecekti. Kadın anlattıklarından yarısını dinlemediğim, Roberto, gezmeyi, eğlenmeyi seven, paraya değer vermeyen, yaşlı bir çapkındı.
“Kredi kartıyla ödesem.?”.
 “Bizde o sistem yok hanımefendi”.
“Hay aksi. Bende yeterli pozuk para yok. Sen dur burda, ben Robeto dan senin için parayı alıp geleyim.”
Tam da düşündüğüm gibi.
“Sakıncası yok. Biraz acele ederseniz iyi olur. Polis, fazla beklememe izin vermez “.
 “Bir dakika sürmez” deyip arabadan indi. İleride bekleyen takım elbiseli adamın yanına gitti. Aynadan bakıyordum. Adama birşeyler söyledi. Adam saatine baktı önce. Sonra kadına birşeyler söyledi. Kadın beni işaret edip, adama birşeyler söyledi. Kesin, yolda başımıza gelenleri ve muhtemelen benim, zamanında sevgilisini yetiştirmek için yaptığım fedakarlıkarı anlatıyordur, diye düşünüyordum, ki. Roberto yanıma geldi.
“Merhaba. Tanışıyormuyuz?”.
 “Anlayamadım?”.
 “Demin, arabanızdan inen bayana, beni çağırmasını söylemişsiniz. Ama ben sizi tanıyamadım bayım.”
 “Siz Roberto değilmisiniz?”.
“Hayır değilim ve sizi de tanımıyorum”.
 “Ama o kadın, sizin Roberto olduğunuzu ve yol ücretini de sizin ödeyeceğinizi söyledi”.
 “Başka, arabanıza da benzin koymamı istedi mi bari?”.
 “Ama nasıl olur? Ben O bayanı Güney Londra’dan getirdim. Sizinle Müzikale gidecekmiş”.
 “Size onu tanımadığımı söyledim bayım. Bana, saatin kaç olduğunu sordu,sizin beni çağırdığınızı söyledi. Sonra da, Batı trenine yetişmek için aceleyle 10 numaralı platforma koştu. Sanırım siz aldatılmşsınız. Eger şansınız varsa Batı treni kalkmadan yatişirsiniz, hala beş dakikanız var.
 “Ama nasıl olur?..Tüm bunlar”.
 “Bakın bayım, eğer isterseniz köşede Polis İstasyonu var. Oraya rapor edebilirsiniz”.
 Bu arada, Roberto olarak bildiğim adamın yanına on yaşlarında sapsarı saçlı, güler yüzlü kız çocuğu ve bir kadın geldi.
 “Baba” diyerek kucağına atladı. Kadın adama ne oluyor diyen gözlerle bakarken.
 “Canım, birisi sanırım bu taksiciyi kandırmış ve parayı da benim vereceğimi söylemiş”.
 “Ne kötü. Hadi canım, hava kotüledi. Arabam az ileride”.
 deyip hep birlikte gittiler. Orada ben ve arabam tek başımıza kala kaldık. Camlarımda kalan hamur, yağmurun şiddetlenmesiyle yerlere akıyordu. Ben hala yaşadığım olayın şokunu üstümden atamamıştım ki polis srenlerini açıp yanıma geldi.
 “Hadi gazla ahbap. Cezayi yersin ona gore".
 Yolda silecekleri her çalıştırdığımda hamur parçaları düşüyordu camdan. Kadını ve hiç olmamış Robertoyu düşündüm. Alacağım bahşişler aklıma gelince,gülme krizi tuttu. Müşterim tam bir cadıya benziyordu. Çok şatafatlı perde açılıyor, seyirciler ayakta alkışlıyorlar. Ben ve cadı, sahnede dans ediyoruz....

Yorumlar (2)
&&&&&&& ... 21.11.2010 02:49
Elinize sağlık,emek verilen her yazının kokusu geliyor Gerçekten bazen,beğenip beğenmemek basit kalıyor,emeğin karşısında.

Comert Sen 21.11.2010 13:33
Ozgul,sogol yorumunuz icin. Bu arada, donusun daim olsun.


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6435
2 Firari Fırtına 4483
3 Mustafa Ermişcan 3936
4 Hasan Tabak 3606
5 Nermin Gömleksizoğlu 3238
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3087
7 Uğur Kesim 3085
8 Sibel Kaya 2948
9 Enes Evci 2653
10 Turgut Çakır 2331

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:148 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com