&&&&&&& ...  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 132 Puanı: 480

27 Kasım 2010 Cumartesi 
CENNET...
Okunma: 1024

     Gündüzün haykırışları bitip, gecenin fısıltıları başlarken. Sabahın huzuruna yüz tutmaya başlayan fısıldamaların eşiğinde,bir dumanın gölgesinden, bir gri  bulutun tepesinden,lodosun   ruhunu   okşayan esintisinden,saklanmayan,saklanamayan duygularının girintisinden   sokakta kalmış birkaç köpeğin ürpertisinden izliyordu, zamanın güne dönen ak yüzünü.

     Her bedendeki haykırış gibi, kendi bedeninde duyamadığı,tutkunun zirvesinde  tadamadığı hazlara dönen  geceleri olmuyordu.Tutkuları  her  zamandan öte ruhuna dönüyordu. Tüm   çıplaklığıyla    sevdiği, aradığı sadece o eşsiz ruhtu.

     Karşısında    soyunan,onu  cezbeden, damarlarında ki   heyacanı  güdüleyen ete dönmüş bir bedenden öte idi.Ten,aklında masumluğu, çıplak omuzlar’ hayata duruşu’, sevgilinin sırtı ‘yere yıkılmayacak bir anıtı’ canlandırıyordu . Bacaklarını getirdi aklına bir defa.Yıkılmayan bir   ağacın   rüzgarda    yaprakları   savrulurken,savrulan yaprakları kontrol edercesine dik duruşu düştü aklının bir yerine.

      Konuşmaya başladı; Gecede ki düşüyle..Ayık bir  bedende   iken hiç düş görmemişti   oysa. Sevgilinin   dudakları    kelimeleri   soyarken , soyunan  kelimelerde   kurulan  cümlelerde;İ çini  ısıtan   ama   asla   hormonlarına dokunmayan,aksine  onu  yatıştıran  cümleleri  duymak ve   bu   cümlelerin   oluşturduğu   ’Tema ’ile    sevişmek  ,onu canlandırıyordu.Orgazmın  varamadığı   doruklara   ulaştırıyordu.

     Dorukların   tepesinden   aşağıya     baktığında;Et ,beden, üryanlık aşağıda kalıyor ve o vardığı noktada,aldığı hazla, tenle gelen hazları aşağılıyordu.

    Süresi    hormonlarını  gücünde   olan   çığlıklara,  kahkahalarla   gülüyor, sevişmeleri  izliyordu.O bulutlarda idi.Haz  yanında, huzur karşısında ,mutluluk  elinde .Oturuyordu. Şeytan  davetli,  davetsiz mekanına gelmiyordu.Ve şeytan onları hiç sevmiyordu.

    Bir an duraksadı.  .Konuşmak  istercesine  sevgilinin  gözlerine baktı, Işıktan daha aydınlık  ufuklara   daldı. Cümle    kurmaya  gerek  kalmadan   saatlerce konuştular,aşağıdan gelen sevişmelerin  çığlıklarına   aldırış  etmeden, ellerini kavuşturdular.ellleri,  ellerine     değdiğinde var  olan   ama  tadı  unutulan bir mevsimin,bütün iklimsel özelliklerini çağırdılar.Artık  mevsim bahardı.

    Aşağıya   bakmayacak   kadar  taze  bir  bahar. Kokusuna  dayanılmayacak kadar güzel kokula r vardı.Dağların  doruklarından,karı delip   hayata  tutunan’ kardelenler’ bile;Bu bahara koşup gelmişlerdi.Sevgili  elerini bıraktığında  bahar  hala etrafı süslüyordu.

       Ellerini   saçlarına   uzattı,parmakları   saçlarının   arasında gezinmeye başlarken,birden   hava    hafiften puslandı.En   narininden   damlalar gökyüzünden   inmeye başladı.Evet  yağmur  saçlarına  sinen     baharın kokusunu,dayanılmaz hale getiriyordu.Sevgili yine gözlerini gözlerine dayadı,bağlandı.Artık orada mevsim yıkanmış bir bahardı..

     Sevgili  ellerini beline uzattı,belinin en ince  kıvrımlarında   parmaklarıyla dolandı.Ellerini   belinden   sırtına   doğru çıkarmaya başladı,ellerini ensesinin arkasında durduğunda;Kafasını yavaşça sırtına doğru çevirdi.Üzerine en naif kelimeler dizilmiş,her bir yaprağı bir kelime ile bezenmiş,bir sarmaşık sürgününe  bakakaldı. Mevsim bahardı,belinden ensesine kadar dolanmış bir sarmaşık vardı.

        Aşağıdan  gelen   kan  kokular ı burnuna  hiç gelmiyordu,aşağıda kan vardı.Çığlıklar ağlayışlara   dönmüş.Şehvetli    gecelerin  sonunda kırılmış umutların, sarı kahve tonunda benizlerde duran,umutsuz serzenişleri vardı.Kız aşağıya bakıp ağladı.Sevgili ‘kızın’ gözlerinden akan yaşı,aşağıya damlattı.Aşağıda pişmanlık bir ‘umut’yakaladı.

    Kızın yaşaran gözleri,cam gibi parlıyordu.Akan bir damla bal’dı.’Bal’kirlenen pişmanlıkları umuda bağladı.Mevsim yine bahardı.

   Sevişmek yalandı.Sevişmek bir o kadarda doğaldı.Ama doğallık kendiliğinden olandı.Ve dünyalarında bir ‘doğallık ’vardı.Hiç tenleri çarpışmıyor,çarpışırken ise çirkinleşmeden   konuşuyordu.Bu   iki   ruh,gerçek   dünyanın   gerçeklerini yakalamışlardı.Ve içinde yaşıyorlardı..

   Tenini seviyordu kız, sevgilin.Ama dokunmak için dünyalarından vazgeçecek kadar değildi bu sevgi.Tutku aklına gecenin zifir satlerinde,hiç gelmiyordu.O günün her saatinde   tutkuluydu.Etten öte,bir  tutkuydu  bu. Düş   sanıyordu; Duygularının gücünü.Nefis sanıyordu;İradesinin gücünü.Yenilmiyordu.Sevgili kollarında   çıplak  yatarken kalbinde  kokusuyla   huzur veren  bir  cennette idi.Çünkü cennet, diplerinde idi.Cennete bedel bir cennette iki melek gibi,arınık  yaşıyorlardı.
    
  
    Tenler buluştuğu anda,gerçek anda.Terler bir bıçaktan daha keskin damlayacaktı,bildikleri ya da bilemedikleri her noktalarına.Ama onlar cennetin içinde bir haz diyeceklerdi gerçeksevişme doruklarına.Bedenden öte,ateşten sıcak,cennette cennetle buluşmak....

 


Yorumlar (10)
Comert Sen 27.11.2010 13:40
Cok guzel bir anlatim.Gunlukten ote bir yazi.

&&&&&&& ... 27.11.2010 14:05
Teşekkürler,günlük kavramı bana komik geliyor zaten.Gün içindeki iniş çıkışlar,duygulardan kaçışlar,varışlar...Hangisi bir yazının içine genellenerek alınır ki komik işte.

.. .. 27.11.2010 14:10
Kovulduğumuz kapıya yeniden gitmeye yüzümüz olacak mı acaba?

&&&&&&& ... 27.11.2010 14:28
Mustafa anlamadım ki'Ales' soruları gibi sorma..Gerçi ondanda iyi puan aldım ama

.. .. 27.11.2010 14:40
Cenneti diyorum. İlk kovulduğumuz andaki gibi mi acaba, ya da biz ilk kovulduğumuzdaki gibi miyiz?

&&&&&&& ... 27.11.2010 14:50
Ben daha kapısındayım Mustafa,Kapısı bir harika.. Cennet tadında saf duygularla,cennetin kapısını tıkladım sadece.Açılırsa kovulur muyum bilmiyorum.Ama yedi arzından birinde oturup,huzur bulmak istiyorum

orhan örs 27.11.2010 15:06
Maddenin kaç boyutu olduğu konusu hep konuşulur-tartışılır. O tartışmalar tam olarak nereye bağlandı bilmiyorum ama anlatımın gidebileceği en son boyuttan gelen bu yazıdan sonra, o tartışmalara taraf olasım var. Duygunun bilinmeyen boyutuna, yorumlamanın bilinen yahut benim bildiğim boyutlarından yorum yapmak alabildiğine anlamsız olacaktır. İyisi mi ben yazıyı içime atıp, en son yorumunu yorumlayayım. Özgül, belli bir aşamadan sonra,insanlığın yetişebileceği, 'kovulmak' literatürden kovulan bir kelimedir diye duymuştum. Bence sen kovulup-kovulmayacağın konusundan öte, hangi karşılamanın sana yaraşır olduğu konusuna kafa yor. İçimden bir his cennette öyle bir hazırlık olduğunu söylüyor...

&&&&&&& ... 27.11.2010 15:51
Hangi Teşekkür'ü koyayaım buraya,hangi mütevazilikle kaçayım yorumunun altında bilemedim .YÜREĞİNİN KOYDUĞU YERE SAĞLIK.

Nermin Gömleksizoğlu 27.11.2010 16:05
Soyutla somut arasındaki savaş!
Vazgeçilmez ikili...
Onlar bir araya gelemedikçe bizde ikiye bölünmeye mahkumuz...

&&&&&&& ... 28.11.2010 19:04
Nermin,tamamen soyutla anlatılmış gibi görünen,bir somut anlatım desem.
Ya da somut olan duyguların,soyutta ki tanımı desem.Yazımın savunma makamı avukatı gibi görünürmüyüm bilmem...


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6468
2 Firari Fırtına 4511
3 Mustafa Ermişcan 3982
4 Hasan Tabak 3640
5 Nermin Gömleksizoğlu 3265
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3137
7 Uğur Kesim 3109
8 Sibel Kaya 2977
9 Enes Evci 2677
10 Turgut Çakır 2351

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:3146 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com