Enes Evci  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 8 Puanı: 2423

9 Şubat 2011 Çarşamba 
Özledim sanırım seni
Okunma: 2725

                                                          Adı Begüm olan İzmir’de nefes alan kıza.

 

 

 

 

Evet hatırlıyorum bende. Başta seni ve sonrasındaki tüm materyalleri. Birbirimizi bıraktığımız yerden sonrasında senden nasıl bir habersem takdir edersin ki sende benden bir habersin. Ama işte dünya değişiyor ve bizler birkaç wep sitesinde birkaç gülümseyen profil fotoğrafları arkasına saklanmışız. Bakıyorum, gülüyorsun. Bakıyorum kalabalıksın. Bakıyorum yine elinde Winston. Diyorum ki o orada bir yerde ve aynı çizgisinde.

 

Saçlarım beyazladı biliyor musun? Yaşlandığımı hissettiriyor bu bana ve işin garibi mutlu oluyorum. Sende yaşlanıyor musun? Onu da geçtim, mutlu musun ilk kez öptüğüm kız?

 

Aklıma geliyor şiddetim, nahifliğin, tebeşir kokusuna karışan muhabbetler. İsimlerde biraz zorlanıyorum. Demir başlar hariç gelmiyor bile aklıma. Facebookda olmalarına rağmen bile gelmiyor aklıma biliyor musun?

 

Gelmesinde zaten önemli değil. Birkaç yalan yıl yaşadığımı daha iyi anlatıyor bu hafıza eksikliği bana, iyide olmuyor değil.

 

Bir gün çok güzel bir şekilde dövmüşlerdi beni, üç gün okula gelmeme sebebimdi o dayak. Sen bunu hiç bilmedin. Senin için yaptığım en güzel şeydi o aralar belki hatta. Gülüyorum şuanda, çünkü sana değerdi. Daha fazlası da değerdi. Sahip olduğum en uysal insandın ve sonradan bulmak adına kaybettiğim en temiz insan.

 

En çokta sigara içmeni seviyordum senin, bilir misin bilmem. Senden sonra hepsi sigarama laf etti çünkü. Şöyle bir bakıyorum da sen bana yokuş aşağı inmek gibiydin. Seni tanıdığım için hala mutlu olma sebebim ne ki acaba?

 

Resimlerine bakıyorum, hem de tahmin etmeyeceğin sıklıkta. Büyümene şahit olmak canımı acıtmıyor değil. Büyüdüğümü hissetmem de aynı şekilde. Aslında sana bir şeyler yazarken kafamdan geçmiş zamana ait “şu şöyle yapardı, bu böyleydi hatırladın mı?” demek geçiyordu ama sanırım öyle şeyleri pek kullanmayacağım.

 

Seninle sessizliği paylaştığım bir an aklıma geldi sadece, sanırım tarih kitabında sadece kitaba yazarak konuştuğumuz o andı bahsettiğim an. Konuşmanın yasak olduğu zamanlarda konuşma isteğimizi dindirmek adına yaptığımız şekerleme tadında tam 45 dakika.

 

Vakti varken bedenimin zamandan tek istediğim sivilcelerimin kaybolmasıydı sanırım. Gerçekten o kadar küçüktük işte. Hiç yakışmamasına rağmen yarım kutu jöleyi saçımla arkadaş ettiğim zamanlarda sen saçımın sebebiydin. Sahi ne oldu o ufak çocuklara?

 

Hadi söz ver şimdi bu satırı okurken. Belki ilk ve son kez seni meçkanın (sanırım borkoptu sitelerin ismi) oradan alayım ve İzmir’i gezdireyim. Elin elimde olsun ama. Yaşlandığını göreyim. Ben senden gittim gideli neler geldi başına anlat olmaz mı? Olmaz deme olur, bir simit birkaç bardak çay ile güleriz de ağlarız da.

 

Suratındaki o gülümsemeni merak etmiyor değilim. Sigara dumanını hala yutkunuyor musun? Hala bir nefes çekip duman içindeyken konuşuyor, cümlenin arasında bir nefes daha verip devam ediyor musun konuşmaya?

 

Halen daha Yıldız Tilbe’yi daha bir ayrı seviyor musun? Halen sakin kalabiliyor musun olaylar karşısında?

 

Sanırım bu tahminlerimin bir bölümü halen sürüyordur. Çektiğin fotoğraflar haliyle dile gelmiyor ve haliyle onlara sorular soramıyorum. Ama bazen de anlatıyor kendini. “Kesin şu olmuştur, ona gülüyordur, kesin bu tarz bir şeydir” diyorum.

 

Bir notun var bende (bir sürü varda, özellikle bir tanesi var sakladığım) “Bu gün için yarına söz verelim mi?” yazıyor. Sormadım geçen zaman zarfı içinde, acaba şarkı sözümüydü? O zamana ait kalifiyeli bir arabesk sözün bir bölümümüydü? Doğaçlamamıydı? Ya da başka bir şey mi? Ama hep okuduğumda “söz” / “verelim” diyorum.

 

Bir şehir düşün büyüdüğüm bir şehir, denizi olan bir şehir, ilk ve ortaokulunda lisesinde okuduğum bir şehir. Yıllarca suyunu içtiğim bir şehir. Adı İzmir. Ve beni düşün küsmüşüm İzmir’e bir bağım bir zamanım bir isteğim kalmamış. Hayatım boyunca hastalıklı şu beynimin birde duygusal olması sebebi ile çok çektim. Sen anla neden neye küstüğümü. Ama sana söz verdiğim gibi, senin için sana sen istediğin takdirde geleceğim. Ne kadar büyüdüğümü görmek için seni görmem gerek gibi hissettirdin bana işin açığı.

 

Sen şimdi kim bilir hangi şehirlerde hangi insanlarla arkadaşsın. Kim bilir belki bambaşka bir insan oldun ve bende artık çok başkayım. Belki hala aynı takımı tutmuyor aynı rengi sevmiyor ve aynı yemekleri çoktan bıraktın. Belki dünya görüşün bile ters benim görüşüme. Farkında olmadan birbirimize küfür bile ediyoruz olma ihtimalini düşün. Belki o çok kızdığın ve ülkende yaşamasını istemediğin insanlardan biriyim, belki de hayat zevklerini anlamayacak kadar bağnaz oldum. Fark eder mi ki? Kendi adıma zerre fark etmez bilmeni isterim.

 

Senden sonra ne oldu bana? Neler yaşadım, kimi sevdim, kime kızdım. Kimlerin peşinde koştum kimleri peşimden sürükledim. Yazsam fark eder mi? Merak ettin mi hiç? Ben merak ettim işin aslı. Ama tabii ki anlatmayacağım, anlatsam komik olurdu değil mi? Hem de çok komik olurdu.

 

Plastik bir klavyeye bir sürü duygusal veya mantıksal cümle yüklemeyeceğim. Sadece bilmeni isteklerimi anlatmakla görevli kıldım kendimi. Kimsenin anlamayacağı sadece senin anlayacağın bir şeyler yazmak için çalıştı parmaklarım ve aynı şekilde yordum gözlerini. Bu arada gözlerinin beyazı hala beyaz ve ben o kadar beyaz renkli bir göz görmedim eğer deklanşörlerin ve objektiflerin beni yanıltmıyorsa.

 

Bir fotoğraf daha var. Tarih hocasıydı sınıf hocamız sanırım. O adam falan var. Tarihi bir yere geziye gittiğimiz o günden kalma. Otobüsün en arkasındayız. Ben o kadar ufağım ki kanatlarım altına almışım seni, düşün ne kadar ufacık olduğunu. Beyaz suratın güneşten kızarmış, üzerimde en sevdiğim ama kışlık olan Cradle Of Filthe giysisi var. Sıcaktan yanmama rağmen çıkarmamaya diretmişim belli. Meraklı, heyecanlı az sonrasını düşünmeyen bir sürü çift gözde yanımızda. Herkesin en iyisi olduğu bir anın fotoğrafı bu. Senle benim fotoğrafım. Mutluluğu çocukken yakalamış birkaç iyi insanın fotoğrafı.

 

Özledim sanırım seni.

Hiç aklımda yokken.

Görüşmek ümidi ile.


Yorumlar (9)
ayse sever 10.2.2011 02:47
enes tek kelimeyle mükemmel bi an kendimi bende senin anlattığın yıllarda buldum

şimdiki çocuklar fazla mı küstah yoksa bilmiyorum ama karşısındaki kim olursa olsun s...k kelimesini kullanmaması gerektiğini öğrenememişler yazık ki gelecek olacaklar ......

Enes Evci 10.2.2011 08:31
Sağol Tevfik Emre, canını sıktıysa bu yazo Orhan Örsü falan oku, boşver bu mevzuları.

A'Gül ... 10.2.2011 13:50

Merhaba Enes.,
Okudum Enes.
Hepsini okuyorum zaten Enes.

orhan örs 11.2.2011 20:06
"Plastik bir klavyeye bir sürü duygusal veya mantıksal cümle yüklemeyeceğim. "
Enes, çok şey söylenebilecekken az şey söylemeyi seçiyorum. Şu cümleyi yazan çok sen ve benzerin var. Yazdığında bir de "facebook" geçiyorsa, ben anlarım ki, ne kadar var olduğun iddiasındaysan, o kadar da yalansın.
Orhan Örs böyle der bu konuda. Bana kimseyi yönlendirme Enes. Çünkü ben seninle aynı ayardakilere konuşmuyorum bile.
Böyledir işte özetin, kendisini kalite kontrolcü ilan eden kalite kontrol kaçağı yazar...

Enes Evci 13.2.2011 10:18
Kaçak varsa elbet biri çarpılır akımdan. Ama benimde meselem bu değil.

Sanırım takriben 4-5 belki 5-6 ay önce sen bana "benim yazılarıma ve benim olduğum yerde lütfen sen yazma" demiştin hatırlıyor musun Orhan? Şimdi ilk olarak senden yazılarımı, heleki bu yazımı kirletmeni istemiyorum. Çünkü çok yoğunum ve senin saldırılarına yetişemiyorum. Aslında yetişirimde ama hakikatten baktımda ben yaşlanmışım artık çoluk çocukla laf dalaşına girecek kadar genç hissetmiyorum kendimi.

Lütfen, kendi dediğin anlaşmaya kendin uy. Benim olduğum yerde sen defol seninkilerde ben.

orhan örs 13.2.2011 11:31
'Dediğim' anlaşmaya uyarım elbet. Ancak andığın isimlerden olursam o zaman karşılaştığın isimlerden de olurum. Şu; "çok meşgulüm" tafranda hayli komik olmaya başladı. Bu arada; "benim yazılarıma ve benim olduğum yerde lütfen sen yazma" cümlesini nerede kurduğuma dair bir şeylerde söylersen aydınlatıcı olacak. Hatta kopyala-yapıştır yaparsan daha makbule geçecek. Benim sana karşı tek bir cümlemde "lütfen" kelimesi geçtiyse, ben bırak yazılarının altını dünyadan giderim komple.
Atma recep, din kardeşiyiz...

Enes Evci 13.2.2011 12:04
Senin lakayitliğini önceden anlıyordumda şimdi hiç anlamıyorum be orhan.

orhan örs 14.2.2011 10:54
Gidiş geriye diyosun..???

Enes Evci 14.2.2011 11:01
Mekan benim desek daha doğru olur, ev sahipliğini yapmaya çalışıyorum


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6151
2 Firari Fırtına 4218
3 Mustafa Ermişcan 3403
4 Hasan Tabak 3291
5 Nermin Gömleksizoğlu 3000
6 Uğur Kesim 2901
7 Sibel Kaya 2726
8 Enes Evci 2423
9 Ömer Faruk Hüsmüllü 2359
10 E.J.D.E.R *tY 2213

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1649 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com