umut berker  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 41 Puanı: 515

18 Haziran 2009 Perşembe 
TÜRK TOPLUMUNDA KADIN (Araştırma Yazısı)
Okunma: 4732

TÜRK TOPLUMUNDA KADIN

Toplumumuzda kadının olması gerektiği yerde olmaması, halen tam olarak önemi kavranamamış sorunlardan biridir. Hâlbuki kadınlar, toplumların medeniyete erişmesinde kilit noktadır. Toplumun yeni bireylerini doğuran ve yetiştirenlerin kadınlar olduğu düşünüldüğünde, bir toplumun medeniyete erişebilmesi için kadınlarının ne derecede eğitimli ve yetenekli olmaları gerektiğini kavramak güç olmayacaktır. Bundan da anlaşılacağı üzere, toplumların ve insanların gelişmesinde, kendilerini ileriye götürebilecek bireyler yetiştirmesinde ilk etken muhakkak kadınlardır.

Orta Asya’da kurulmuş olan ilk Türk devletlerinde kadınlar erkeklerle eşit sayılırlardı. Tek eşlilik esastı. Kadın da tıpkı erkek gibi at biner, kılıç kuşanır, ava çıkar, savaşa giderdi. Aynı zamanda elçi, vali ve hükümdar da olabilmekteydi. Bu toplumlarda devlet başkanlarına Hakan adı verilir; Hatun adı verilen eşleri de soylu ailelerden seçilirdi. Hatunlar devlet yönetiminde Hakanlar kadar söz sahibiydiler. Önemli kararların alındığı toplantılara katılır, fikir bildirir, Hakanların olmadığı zamanlarda devlet yönetimiyle ilgilenirlerdi. Hakanlar fermanlarına “Hakan ve Hatun emrediyor” sözleriyle başlar, yabancı devlet temsilcileri veya elçiler ancak Hatun bulunduğu zaman Hakan tarafından kabul edilir, antlaşmalara Hatun da iştirak ederdi. Antlaşmalarda Hakan buyruğunun yanında Hatun imzası tamamlayıcı unsurdu. Yine bu dönemde evli kadın kutsal sayılır, ona hakaret edenler şiddetle cezalandırılırdı. Türklerin ilk yazılı belgeleri olan Orhun Kitabelerinde de Türk kadınından saygı ile bahsedilir. Bilinen gelenek ve görenekler her yönüyle kadınların, erkeklere denk olduklarını ispatlamaktadır.

Cahiliye devrinde Araplar, kadınları bir eşyadan farksız görürlerdi. İstedikleri kadar kadınla evlenebilir, onları öldürdüklerinde ceza almazlardı. Kız çocuklarını diri diri gömdükleri bilinmektedir. İslamiyetle birlikte bu anlayış değişmiş, kadına bir takım haklar tanınmıştır. Ancak elbette bu haklar Arap kültürünün medenileştirilmesine yönelik haklardı. Çok daha üstün durumdaki Türk medeniyetinde ise kadının çok daha fazla sosyal hakkı vardı. 4 Halife döneminden sonra İslamiyeti yozlaştırmaya çalışan bazı din adamları, kadınlara verilen haklar konusunda bağnaz görüşler benimsenmesine sebep olmuşlardır. Böylece Araplar, İslamiyetle hiçbir ilgisi olmayan, Hristiyanlardan gördükleri Kara Çarşafı kadın giysisi olarak benimsemeye başlamış, kadınların tek başlarına sokağa çıkmalarının dahi caiz olmadığını, hatta kadın sesinin bile erkeğe haram olduğunu söyleyebilecek kadar ileri gitmişlerdir. Bu anlayış halen bazı toplumlarda görülmektedir.

751 yılındaki Talas Savaşında Çinlilere karşı Araplara yardım eden Türkler, savaş sonrası tek tek ve gruplar halinde İslamiyeti kabul etmeye başladılar. Bununla birlikte doğal olarak Arap kültüründen de etkilendiler. Ancak kadınlara karşı sergiledikleri tutum ilk başlarda çok değişmedi. Kadınlar artık erkeklere tam olarak eşit görülmese de halen sosyal haklara sahipti ve devlet erkânında görev alabiliyorlardı. Osmanlı devletinin kurulmasına yakın dönemlerde de kadın teşkilatları göze çarpmaktadır. Anadolu Bacıları (Bâcıyân-ı Rûm) en önemlilerinden biridir. Fatma Bacı isminde ve Hacı Bektaş-ı Ve­li hazretlerine yakınlığı ile bilinen tasav­vuf ehli bir kadının önderliğinde kurulan bu Kadın Teşkilâtı, özellikle İslamlaştır­ma çalışmalarına aktif olarak katılmış ve asker teşkilâtında kilit roller üstlenmiştir. Bâcıyân-­ı Rûm, Anadolu'da faaliyet gösterirken o dönem Avrupa'sı, kadınlarını çoğu haktan mahrum bırakmakta, karşı gelenleri engizis­yon mahkemelerinde susturmaktaydı.

Osmanlı Devletinin klâsik dönemlerine baktığımızda da kadınların siyasî, ekonomik, askerî, kültürel haklarının tamamen yok olduğunu belirtmek mümkün değildir. Kadınlar, ekonomik hakları bakımından tıpkı erkekler gibi eşit haklara sahipti. Kazandığı para kendisine aitti ve dilediği gibi kullanabilirdi. Kadınların gelirlerinin başında, evlenirken nikâh akdi sırasında belirlenen mehir, miras payı ve diğer yollardan elde edilenler bulunuyordu. İslâm hukukuna göre mal ayrılığı prensibine bağlı olarak kadınlar bu gelirlerini istedikleri gibi çeşitli yatırımlarla değerlendirmişlerdir. Sosyal yardımlaşma ve dayanışma anlayışının ilk örneğini bulduğumuz, “çıplak milleti giydirmek, aç milleti doyurmak” ifadesi Türk-İslâm devletlerine vakıflar yoluyla toplumun ihtiyaçlarının karşılanması şeklinde devam etmiştir. Özellikle kadınların bu konuda en az erkekler kadar istekli olmaları da ayrı bir önem taşımaktadır.

Saray çeşitli yönleri ile halka önderlik etmiştir ki, bunların başında valide sultanların başını çektiği hayır müesseseleri olan vakıflar da gelir. Osmanlının ilk zamanlarında kadınlar tarafından yaptırılan önemli bir vakıf kuruluşu Manisa’da Hafsa Sultan tarafından yaptırılan külliyedir. Külliye içinde bulunan hastahanede ruh hastaları musıki ile tedavi ediliyordu. Bu aynı zamanda kadınların ekonomik haklarını dilediklerince kullanmalarına bir örnektir. Padişah eşleri yetenek sahibi kızlardan seçilirler, en az padişahlar kadar iyi bir eğitimden geçerlerdi. Hemen hemen hepsinin odasında bir kitaplığı vardı.

Ancak İslam Kültürünün yaygınlaşmasıyla Arap ve Fars gelenekleri, daha sonraları Türk geleneklerine entegre olmaya başlamıştır. Osmanlı Devleti’nin ilk zamanlarında saygın bir yere sahip olan Türk Kadını, bu statüsünü devletin yükselişiyle birlikte kaybetmeye başlamıştır. Osmanlı Devleti’nin gerilemesi dış etkilerin daha yoğun biçimde hissedilmesine yol açmış ve ileriki yıllarda eski Türk gelenekleri giderek zayıflamıştır. Arap ve Bizans kültüründen gelen harem yaşamının saraya girmesi, sarayın 15. yüzyılda padişahın emriyle haremlik ve selamlık olarak bölünmesine neden olmuştur. Bu sistem kısa süre içinde ev hayatına da yansımıştır. Ancak Anadolu’nun kırsal kesiminde Türk kültürüne uygun yaşama biçimi bir süre daha varlığını korumuştur.

Tanzimatın ilanı ile birlikte, Osmanlı Devleti üzerinde Batılı devletlerin etkisi arttı. Bu dönemde sosyal ve siyasi hayatta yenileşme hareketleri hızlandı. Hazırlanılan kanunlar ve düzenlemeler Osmanlı toplumunun batılılaştırılması amacıyla yapılmıştır. Osmanlı aydınları arasında kadın ve kadın hakları meselesi tartışılmaya başlandı. Öncelikle kadınların eğitimi giderek artan bir önem kazanmış ve sağlıklı bir gençliğin ve milletin, sadece iyi eğitilmiş annelerin yardımı ve rehberliğiyle yetiştirilebileceği hususunun bilincine varılmıştı. 1850’lerden itibaren kızlar için ilkokullar ve ortaokullar açıldı; bunları kız sanat ve öğretmen okulları izledi. Meşrutiyet dönemlerinde ise aile hukukunda olumlu yönde değişiklikler başlatılmıştır. Bu dönemde kadınlar için gazeteler ve dergiler yayınlanmaya hatta bu gazetelerde kadınlar da yazmaya başlamıştır. İlk kadın yazarımız Fatma Aliye’dir. Bazı Türk yazar ve düşünürleri örneğin; Şinasi, Namık Kemal, Tevfik Fikret ve Hüseyin Rahmi gibi yazarlar kadın ve erkek arasında eşitliği savunmakta ve çok eşliliğe karşı gelmekteydiler. Yine ünlü bir kadın yazar olan Halide Edip, aynı zamanda siyasal bir liderdi ve Milli Mücadeleye aktif olarak katılan “İlk Kadın Onbaşı ” lakabını almıştı.
 
Birinci Dünya Savaşı sonunda ülkenin, İtilaf Devletleri ve onların desteklediği Yunanlılar ve Ermenilerin işgali, işgal altındaki yerlerde halka yapılan soykırım ve zulüm Türk Halkını galeyana getirmiş, başlatılan Milli Mücadele’de kadınlar çeşitli faaliyetlerde bulunmuşlardır. Bu faaliyetler daha çok “Mitingler düzenlemek, toplantılar yapmak, yardım toplamak, silahlı birlikler oluşturmak, cephane imalathanelerimizde çalışmak, kağnı kollarında görev yapmak” şeklinde görülmüştür. Hatta Uşak bölgesinde de İbrahim Tahtakılıç’dan edinilen bilgilere göre cephe gerisinde ordunun ihtiyacının temini için evlerde kadınlar bulgur yarılmasından, çorap örülmesine kadar değişik konularda mücadeleye destek vermiştir. Ankara Ulus Meydanı’nda omuzunda mermi taşıyan Türk kadını heykeli gelecek nesillere Türk kadınının Kurtuluş Savaşı’ndaki hizmetini, neler yapabileceğini kanıtlayan bir simgedir.

Kurtuluş Savaşımızın zaferle sonuçlanmasından sonra kurulan yeni Türkiye Cumhuriyetinde büyük önder Atatürk sayesinde kadına sosyal hakları geri verilmiş ve kanun önünde erkekle eşit konuma getirilmiştir. Buna rağmen Anadolu’nun kimi kesimlerinde bu kanunların uygulanmasında zorluklar yaşanmış, Arap geleneklerinden kalma kadının ikinci sınıf insan statüsü devam etmiştir. Bu etkiler günümüzde de varlığını sürdürmektedir. Tarihinde kadınları baş tacı etmiş olan toplumumuzun, bazı kesimlerinde hala avrupanın ortaçağı zihniyetinde davranılması tuhaf bir durumdur. Ancak inanılmalıdır ki; her geçen gün gelişen toplumumuz bir gün özüne dönecek ve bağnaz anlayışları yenmeyi başaracaktır. Burada önemli olan bu bağnaz zihniyetlerden kurtulurken, kültürümüze sahip çıkmaktır. Daha önce İslamiyetin kabulü sırasında yayılmış, İslamiyetle ilgisi olmayan Arap geleneklerini kültürümüze entegre etmekle yaptığımız hatayı, şu an kendilerini bizden üstün gören sözde medeni toplumların kültürlerindeki çirkinlikleri taklit ederek tekrarlamamaya dikkat edilmelidir.  

 

 

 

KAYNAKÇA:

Ortaçağ Anadolusu’nda Bir Kadın Teşkilâtı:Bâcıyân-ı Rûm  Dr. Selahattin DÖĞÜŞ

ansiklopedi.turkcebilgi.com

osmanli.org.tr

bisohbet.com

forumdas.net

edebiyatdefteri.com

silgitozu.com


Yorumlar (8)
umut berker
Araştırma Yazıları diye bir bölüm olmadığı için bu yazımı günlük olarak ekledim.ben bu araştırmayı yaparken bilmediğim şeyler öğrendim. sizlerin de faydalanacağını düşünüyorum. o yüzden paylaşmak istedim...

...O HASTA ...SiEMPRE...
Emek verip paylastigin icin tesekkürler...

Davut Dlbz
İnş, cahilliklerin giderilmesi ve bencilliklerin bertaraf edilmesiyle kadın toplumdaki eski yerini alacaktır. Bunları bilmeyen ve aklı olan bir insanın sadece bu yazıyı okuması bile kadının günümüzdeki yerini tartmasına neden olacaktır.
Emekleriniz için teşekkürler..

A'Gül ...
Umut,söyle bakayım:Arı mısın,karınca mısın?
Çalışkan arkadaşımız,adını iyi taşıyor ve bize umut veriyor.Al sana gülen yüz :))))

Nermin Gömleksizoğlu
Umut seni kutluyorum böyle faydalı bir yazıyı bizimle paylaştığın için.Zevkle ve merakla okudum,Tarih gerçekten çok ilginç ve dönem dönem ne kadarda değişimler gösteriyor, biz tarihin sadece bir bölümünde yer alabiliyoruz...Farklı duygular içine girdim...

melek. melek
Umut ellerine sağlık çok güzel bir paylaşım çok güzel derlemişsin senin anlatımınada yaraşmış :) bir kere okudum ama bence ikinci kerede okunması ve biraz hafızamıza kazınması gereken bir yazı olmuş bu tür şeylerin devamını bekliyoruz :)) Hikaye 'yazsanda okusak diyede yazıverdim:D:D

Sessiz Gemi
Kim ne derse desin, kadın ile erkeğin birbirini tamamlayıcı birer unsur olduğu bir gerçektir. Erkeksiz toplum olamayacağı gibi kadınsız da toplum olamaz. O hâlde kadınla erkek eşittir demeye bile gerek yok...

umut berker
sanırım sorunlar çözüldü, site yönetimine teşekkür ediyorum...

arkadaşlar, ilgileriniz için çok teşekkürler. umarım yararlı olmuştur hepimiz için. bu arada özellikle belirtmeliyim; yazı bir araştırma yazısı olduğu için kendi görüşlerim yazının çok az bir kısmında belirtilmiştir. kalanını kaynakçada gösterilen sitelerdeki bilimsel nitelik taşıyan yazılardan faydalanarak yazdım. bence bunlar toplumun bilinçlenmesi açısından önemli bilgiler. edebi bir değer taşımayan bu yazımda söz konusu bilgileri derleyerek sizlerle paylaşmak istedim. sonuçta bu yazı ansiklopedik bir derlemedir. sonraları çalıntı yapmakla suçlanma tehlikesine karşı belirtiyorum bunları. ancak kopyala+yapıştır şeklinde hazırlanmış basit bir yazı değil kesinlikle. bilgilerin tarafımca toplanıp derlenerek kağıda aktarılmasıyla oluşmuş bir yazı...

bu arada melike, yeni bir öykü üzerinde çalışıyorum. ancak yoğun tiyatro çalışmalarımdan dolayı biraz yavaş gidiyor. umarım en kısa zamanda sizlerle paylaşabilirim, teşekkürler...


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 Mustafa Arıkoğlu 4857
2 Firari Fırtına 3118
3 Arjin Kılavuz 2813
4 Nermin Gömleksizoğlu 1993
5 Uğur Kesim 1958
6 Ejder AnubisLyder 1948
7 Sibel Kaya 1735
8 Enes Evci 1538
9 Turgut Çakır 1501
10 Hasan Tabak 1432

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:355 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com