Enes Evci  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 9 Puanı: 2468

30 Mart 2011 Çarşamba 
Ben nasıl müzisyen oldum 1
Okunma: 1769

Terk et beni lütfen.

 

Ah ne fena başım ağrıyor. Bir şeylerden bahsetmek isteyip bahsedemeyecek olacağımı anlamam ne fena bir hastalık. Hem de bu hastalık son zamanlarda çok tekrarlamaya başladı. Büyüdüğümü fark etmem bir olgunluk belirtisi midir ki?

 

Facebook adlı site olmasa daha mutlu olabilirdim sanırım. Hem lanet edip hem de vazgeçemeyenlerdenim ben. Bu sıçtığımın sitesi bana beni kıyaslama şansı vermiyor sanırım. Canım acıyor, terk et beni ben lütfen.

 

Şimdi bakıyorum da ilkokuldaki arkadaşlarım fotoğraf makinelerine kucaklarında kendi çocukları ile gülümsüyorlar. İlk aşkım (komik ama öyle) oda evlenmiş. Sadece o değil sevdiğim tüm insanlar olabildiğine kalabalık kareler içerisine sığmışlar. Ben tek kare vesikalık tarzı profil resimlerime sığamıyorken oysa.

 

Kafam biraz dağılması lazım. Bu böyle olmayacak. Mutlu insanlar silsilesinin beni kandırdığını düşünecek kadar paranoyak oldum sanırım! Yıllarca dostum dediğim yalnızlığımdan korkuyorum.

 

İlaçlarımı düzenli alıyorum desem aklınıza şu beyaz kırmızı haplar mı gelir yoksa pembeli turunculu şuruplar mı? Şırınga?

 

Sanırım on beş yıldır hastaneye gitmedim. En son askerde bir serum yemişliğim vardır. Onun dışında bir hekim yardımı almadan dimdik durmaya çalışıyorum. Bilirsiniz işte vasat bir hayat için doktora ihtiyacım olmadığını düşünüyorum. Bazen de checkupa MRa girmek istiyorum “acaba neyim var?” diye sonra diyorum “kesin bende kanser çıkar, boş ver öğrenip ne yapacaksın. Böyle bu kendi bedeninden cahil şekilde gayet sağlıklısın. El yordamıyla karanlıkta yürümek gibi olsa da en azından sağlıklı olduğunu hissetmek iyi geliyor.”

 

Bir sürü hikâyem var aslında. Şimdi sen Enes Evci’yi öyle ya da böyle bir türlü biliyorsun. Bir türlü tanıştık seninle değil mi? Oysa ben aslında kimim? Neler yaparım? Oradan nasıl duruyorum bilmiyorum ama üstü başı yalnızlık ve tekerrür kokan bir adamım mesela. Renkli bir hayatımın olduğunu düşünüyorsan gerçekten yanılıyorsun. Tabi işin aslında ben bunları “bana acıyın ama karizmam dan da bir şeyler gitmesin” demek için yazmıyorum. Bu sadece bir dışa vurum. “İlaçlarımı alıyorum” demiştim ya bu öyle bir şey işte.

 

Toplumun “sanat” dediği şeylerin tümü elimden gelir. İşin aslı elimden bir tek onlar gelir. Müzisyenlik, ufak bir ressamlık/karikatüristlik, şiir/şarkı sözü yazma. Neticede şu dönemde beni aç bırakacak her şeyi yapıyorum sanırım. “Özür dilerim anne onlar gibi olamadım ve olamayacağım”

 

Gevezelik mi bu bendeki bilmiyorum ama buraya kadar hala okuduğun için teşekkür etmek istiyorum. Ve daha çok gözlerini yoracağım içinde şimdiden teşekkürler.

 

Si bemol akoru gibi hayat. Si bemol benim en sevdiğim akorların başında gelir. Böyle itici ama bir yandan da çekici bir tınısı vardır. Sert ama alımlı bir ses.

 

Her sabah kendime yaptığım bir zehir kahvenin yanında yaşadığım bu hayattan bana arta kalan anlaşılmama sorunu iyi geldiği gibi bazen de kötü hissettirmiyor değil.

 

Sizde kendinizle baş başa kaldığınızda çokça konuşuyorsunuz değil mi? “Neden böyle oldu?”, “neden o bana bunu dedi?”, “şurada ben mi hatalıydım o mu başarılıydı?” falanlar filanlar.

 

En terbiyesiz hallerimin toplamı gökyüzü kadar açık ve netti, en ahlaklı hallerim bembeyaz bir sayfada yanlış bir imla hatası gibi. Çelişkiler çelişkiler. Kim anladı beni? Bizi kimler anladı ve anlayacak?

 

Size ne anlatacağım biliyor musunuz? Nasıl müzisyen olduğumu. Nerden başlayacağımı tam bilmiyorum ama ilk adres İzmir.

 

Doğum yerim Konya, kütüğüm Malatya. İzmir’de doğdum şuan Ankara’da yaşıyorum.

 

İzmir’de babamın kırtasayesi vardı. Adı UPA’ydı Ucuzluk Pazarı manasında. Sanırım bu 1milyoncuların ilk konseptini babam yıllar önce başlatanlardandır. Sadece kırtasiyede değil. Kırtasiye, tuhafiye, oyuncak, hediyelik eşya, parfümeri-kozmetik vb.

 

Eskiden okullarda okutulan kitapları devlet vermezdi. Kırtasiyelerden alırdı insanlar. Okul açılma sezonunda kırtasiyeler iyi iş yapardı. O dönemler babama dükkân da annem ve ben yardım ederdik. Ama öyle kalabalık günler olurdu ki biz bile yetersiz kalıyorduk. Babam mahallenin aklı başında gençlerini o dönem geçici bir şekilde işe alırdı. Teyze oğlum Yasin ağabeyimi hatırlarım. Her dönem okulun ilk bir haftası okuluna gitmez bize yardıma bile gelirdi.

 

O dönemlerin birinde adı Ahmet olan bir genci işe aldı babam. Yarım eldivenleri vardı, uzun saçları, çok sert ama bir o kadarda karizmatik dururdu. İnternet minternet hak getire o dönemler. Hatırlıyorum ufak bir radyosu vardı. Onca işin içinde yanından ayırmazdı. Birde yan tarafta esnaf komşumuz zücaciyeci Aydın Amca’nın oğlu Emin vardı. Bu ikisi çok iyi arkadaştı.

 

Ahmet abi radyoda Metallica, Iron Maiden, Nirvana gibi o dönemde patlayan metal gruplarını çalan frekansı tutturunca işi gücü bırakır Emin’in yanına koşardı. Beraber dinlerlerdi. Çok dikkatimi çekerdi. “Ulan ne ayak bunlar be?!” derdim.

 

Okul açılma döneminin 2. haftası belki 3. haftasında işler artık hafiflemişti. Ahmet abi işten diğer elemanlar gibi çıkmıştı ama uğruyordu her geldiğinde. Bir gün acilen dükkâna geldi. Elinde kılıfın içinde bir gitar. “Enes tut şunu dükkâna iyi bir yere koy, istersen bak biraz ama dikkatli ol bir şey olmasın ben gelip akşama alacağım” demişti.

 

Dükkânın içine götürürken “ne lan bu, bu kadar ağır?” dediğimi hatırlıyorum. Dikkatlice açtım. Siyah renkli bir akustik gitar. O ana kadar gözümün gördüğü beynimi tam manası ile doyuran en gerçekçi nesneydi.

 

Öbür dünyada hayatımı film karesi olarak izleyeceğim zaman özellikle beklediğim sahnelerin başında gelecektir bu siyah akustik gitarla tanıştığım sahne.


Yorumlar (2)
Hilal Özkaya 30.3.2011 22:55
"Size ne anlatacağım biliyor musunuz?" a kadar giriş miydi ? Ben yazı bitmek üzere zannediyordum.

Beşinci sınıfta gitar çalmak istemiştim ben de. Annem bu yaz kursa gidersin demişti. Şimdi sekizinci sınıftayım, annem hala "Bu yaz kursa gider öğrenirsin." diyor. :D Yazının devamını da bekliyorum merakla, tebrikler.
Benim babam da kırtasiyeci bu arada

Enes Evci 30.3.2011 23:21
Bu sitenin en uzun soluklu yazılarını yazanlardanım evet bu sadece girişti. Bayağa yoracağım gözleri.


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6201
2 Firari Fırtına 4264
3 Mustafa Ermişcan 3483
4 Hasan Tabak 3346
5 Nermin Gömleksizoğlu 3039
6 Uğur Kesim 2934
7 Sibel Kaya 2766
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2589
9 Enes Evci 2468
10 E.J.D.E.R *tY 2226

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:2404 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com