Numan Solak  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 264 Puanı: 237

31 Mart 2011 Perşembe 
SON ÇIRPINIŞ...-1-
Okunma: 1083

30.03.2011/23:05 Hastane odalarında damarlarıma akıtılan serum ve ilaçla iyileştireceklerini sanıyorlar ruhumdan ve senden habersiz olanlar. Hiç kimse bilmiyor sensizlik cehenneminde damla damla zehirlendiğimi. Hiçbir şey kabul etmeyen bünyemin sadece seninle dolu olduğunu anlamıyor kimseler. Bedenimi uyuşturuyorlar ama yüreğim, uyuşmuş bedenimin içinde alev alev sevdanla kavruluyor… Uyanıklığında sensiz bir saniyesi olmayan bu yürek, bu beden uyutulduğunda sana dokunamadığı bu gerçek hayatta; sana dokunuyor, seni seviyor, seni okşuyor, seni öpüyor, senin kokunu-nefesini ta iliklerinde. Uyanmak istemiyorum seni doyasıya yaşamak, seni sürekli yanımda hissetmek; kokunu-nefesini içime çekmek istiyorum sonsuza dek uyutularak, uyuşturularak. Uyandırıldığımda tekrar sensizlik cehennemine dalıyorum. Uyuşmuş bedenime inat, kanayan yüreğimle, kanattığım sevdanla tükeniyorum sensizlikte… Odamın penceresine bahar yağmurları düşüyor damla damla. Sevdamı gözyaşlarımla bulutlara yüklüyorum. Bulutların sana geleceğini ümit ediyorum. Sana gelip damlalarını boşaltırken, gözyaşlarımdan güzel yüzüne bir damla düşeceğini, bunu hissedeceğini biliyorum. Biliyorum ki sen yağmurları seversin. Biliyorum ki sen gözyaşıyla yoğrulmuş sevdaları seversin. Biliyorum ki senin yüreğin yangın yerine dönmüşken bir damla gözyaşıyla, bir damla sevdayla hayat bulmuştu. Pencereme düşen bu bahar yağmurunun senin güzel yüzüne, kapattırdığım yüreğine bir cansuyu olacağını ümit ediyorum gözyaşlarımı sana yollayarak… Ne var, neyin var? Diyenlere gözyaşımdan başka verecek bir cevabım yok. İki kelimeyi bir araya toparlayamıyorum, boğazıma düğümleniyor sözcükler, nefret ediyorum insanlara yüreğimi haykıramamaktan. Ağlıyorum sadece ağlıyorum. Artık kim ne dermiş umrumda değil, sadece ağlayabiliyorum. “Hiçbir şeyim yok” diyebilirsem eğer, “hiçbir şeyim” kalmadığını, seni ve sensizliği damarlarımda, iliklerimde, en ücra yerlerimde hissederek daha da boğuluyorum. Hakikaten “hiçbir şeyim” olmadığını, hiçbir şeyimin kalmadığını kemiklerim sızlayarak hissediyorum. Çıkın, ne olur çıkın, bırakın beni hiçliğimle, karanlığımla, yalnızlığımla… Kabusların uykuda olduğunu bilirdim ben, seni ve sevdanı kaybetmeden önce. Şimdi ise sensiz kaldığımda, sevdanla, yapayalnız, karanlığımla baş başa kaldığımda anladım ki kabus bu yaşadığım , uyuyamadığım, sensiz geçen her saniye imiş. Uyuşturulmuş bedenim uykuya daldığında seni yaşayarak, seni hissederek, sana dokunarak huzur buluyor, mutlu oluyor. Uyandığında, uyandırıldığında cehennemi yaşıyor. Cehenneminde rüyalarındaki senle ve resimlerinle, hayallerinle avunuyor. Uyanmanın, gerçek hayata dönmenin tüm korkunçluğuna, tüm kabusuna rağmen… Bu hayatta aşk adına, sevda adına, ayrılıklar adına o kadar ilginç ve inanılması zor hikayeler duymuştum. İnsanlar varmış; sevdiğinden ayrılınca hayata tutunamayan, ölüme mahkum olan… İnsanlar varmış; yaşamaya devam etse bile hayata küsmüş, kabuğuna çekilmiş, kimseye tebessüm bile edemeyen... Sevdiğini kaybedince, yitirince her şeye, herkese dünyasını kapatan… Senin tüm benliğimi kaplamış, çevremdeki, hayatımdaki her şeye karşı duyarsızlaştırmış, kılımı kıpırdatamaz hale getirmiş, yüreğimi alev alev yakan, bedenimi, ruhumu ateşler içinde yakan bu sevdanla ne kadar dayanabilirim sensizliğe bilmiyorum. Daha sensizlikte ne kadar tutunabilirim bu hayata bilmiyorum. Yaşama dair tek bir ümidim, hayalim, amacım kalmadı. Artık yaşadığımı değil, öldüğümü hissediyorum geçen her gün, her saniye iliklerimde, beynimde, yüreğimde, senden başka hiçbir şeyin kalmadığı bu benliğimde…Ama tüm bunlara rağmen bu lanet beden yaşamaya devam ederse, gücü yeterse; bu lanet hayatta artık hiçbir kimseye en ufak bir sevgiyle, tebessümle bakamayacak, bakamıyor, bakamaz da… Yaşam kaynağını, tebessüm kaynağını, sevgi kaynağını yitirmiş bu lanet ruh artık senin olmadığın bir hayatta; yüreğinin, sevdanın olmadığı bir hayatta kimseye sevgiyle, tebessümle bakamaz, bakamıyor…

Yorumlar (3)
Sibel Kaya 31.03.2011 18:59
Çok güzel bir anlatım... Kaleminize sağlık!

Sedef Kara 31.03.2011 23:40
Bir yılgınlık var yazınızda. Kötü olanı ise bu yılgınlığın sevdaya- aşka- olması. İsyan çok yakışıyor aşka; ama yılgınlık iğreti duruyor.

ibrahim ddikcan 1.04.2011 00:31
Ne şanslıymış o kişi... Bu kadar çok sevilebiliyorsa.... :(


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6410
2 Firari Fırtına 4464
3 Mustafa Ermişcan 3897
4 Hasan Tabak 3582
5 Nermin Gömleksizoğlu 3218
6 Uğur Kesim 3068
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 3031
8 Sibel Kaya 2928
9 Enes Evci 2635
10 Turgut Çakır 2317

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:4786 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com