Emine Ekmen  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 39 Puanı: 1084

4 Mayıs 2011 Çarşamba 
-HASRET RÜZGÂRLARI -
Okunma: 1403

      Bir sonbahar mevsiminde hava yağmurluydu. Okuldan eve doğru yürüyordum. O sırada karşımda Hakan’ı gördüm. O bana baktı ben ona baktım. İkimizde bir birimize kilitlenmiştik o sırada. Sonra Hakan yanıma yaklaştı.

_”Sizi buralarda hiç görmedim. Sizinle tanışmak istiyorum “ dedi.

      Heyecanlanmıştım o anda. Yıllardır rüyamda gördüğüm çocuğu karşımda görünce şaşırmıştım. Rüyamdaki gibi güler yüzlüydü ve sevimliydi. Rüyalarımda her buluştuğumuzda elinde bir demet kırmızı gül getirirdi. Ellerinde sadece kırmızı gülleri eksikti. Rüyaydı ne de olsa. Tanışmadan bana kırmızı gül getirecek hali yoktu ya. Zaten öyle hemen kızlara cilve yapan erkeklerden hiç hoşlanmazdım. Tanımadan etmeden sevgi sözcüklerini ağızlarında dolamaları pek inandırıcı gelmiyordu bana. Bir insan tanımadan birini nasıl sevebilir? Ben Hakan’ı tanımıştım rüya âleminde. Öyle bir beraberliğimiz vardı.

_ “Bende sizi hiç görmedim buralarda. Ben Hülya.” Dedim.

_”Ben de Hakan memnun oldum” dedi.

      İsmi de aynıydı. Her şeyin rüyalarımdaki gibi çıkmasına sevinmiştim. 7 yıl boyunca her akşam rüyalarımda Hakan’la idim. Onu tanıyordum zaten. Rüyalarımda doktordu. İzmit’e tanıdıklarının yanına gezmeye gelmişti. O da benimle tanıştığı için mutluydu. Beni ilk gördüğünde heyecanlanmıştı. Konuşmalarımdan, yakınlığımdan etkilendiğini söylemişti bana ilk tanıştığımızda. O da zamanla beni tanıdıkça sevmişti. Ben de onu sevmeye başlamıştım. Diğer tanıdığım doktorlar gibi değildi. Namusluydu, kimse ile çıkmamıştı. Tanıdığım doktorlar hep hemşirelerle karı koca hayatı yaşıyorlardı. O yüzden bu meslekten olanlardan nefret etmiştim. Ama Hakan farklıydı. Onun konuşmasında bile bir çekingenlik vardı. Gerçek hayatta Hakan ile tanışmam nasıl olacaktı acaba?

Hakan’a:

_” Ne iş yapıyorsunuz?” diye sordum.

_” Ben tıp öğrencisiyim. Bu sene başladım. Burada tanıdıklarımız var. Okul işini ayarlayana kadar tanıdıklarımın yanında kalmayı düşünüyorum. Siz ne iş yapıyorsunuz?” dedi

      Her şeyin rüyalarımdaki gibi çıkmasına şaşırıyordum bu sözler karşısında. Belki de o benim kaderimdeki kişidir. Allah evleneceğimiz kişiyi önceden rüyalarımızda gösterirmiş. Ki bilebilirdi geleceği. 7 yıldır bir beklemeden sonra hiçbir şey olmamış gibi tanışmamız zor geliyordu bana. Rüyalarımda biricik aşkımdı. Gerçek hayatta ise yeni tanıştığım sıradan bir insandı. Ona olan duygularımı bir bilse, içimden neler geçtiğini bir anlayabilseydi keşke. “Yıllardır neredeydin? Seni çok bekledim, çok özledim” deyip boynuna sarılmayı ne çok isterdim. Ama tanımadığım birine bu davranışları gösteremezdim. Eğer ona sarılsaydım onu kaybedebileceğimi çok iyi biliyordum. Onun düşüncesine göre ben ona ilk gördüğüm anda sarılsaydım “bu kız bana sarıldı demek ki tüm erkeklere aynı davranışı gösteriyor” diye düşünürdü. Bu Hakan’ın hoşuna giden bir durum değildi. O konuştukça sadece ona uzun uzun bakıyordum. O da benim ona bakışlarımı fark edince bana gülümsüyordu.

_”Ben lise sona başladım. Bu gün okulun ilk açıldığı gün olduğu için fazla ders işlemedik.” Dedim.

Yolumuz bitmişti artık eve gelmiştim.

_”Tanıştığımıza tekrardan memnun oldum artık eve geldik gitmeliyim” dedim

_” Asıl ben teşekkür ederim beni kırmadığınız için. Sizi bir daha nerde görebilirim?” dedi

_” Ben hep bu yoldan geçiyorum denk gelirsek görüşürüz iyi günler” dedim.

      Artık evdeydim. Hep aklım Hakan da idi. Onunla ilk tanıştığımız günümüzü yeniden yaşıyordum.

      Hakan’ı tanımadan önce sanki hiç yaşamamışım. İlk defa dünyaya gelmiş gibiydim. Kalbim çarpıyordu. Keşke o yollar bitmeseydi. Ben yine Hakan’ı görebilseydim.

      Evde öğretmenlerin yazdırmış olduğu kitapları almak için kırtasiyeye uğradım. Kırtasiyeye giderken sanki Hakan’ın yanında onunla birlikte gidiyor gibi hissetmiştim kendimi. Onun hayali vardı yürüdüğüm yollarda. Daha sonra eve geldim. Yemeğimi yedim biraz başım ağıyor deyip yattım. Okula gidip gelmek, sabah erken uyanışlar beni yormuştu. Bir günün yorgunluğu vardı üzerimde. Biraz dinlendim. Daha sonra evde televizyona baktım biraz. Hep aynı sıradan programlar vardı. Yemek programları, izdivaç programları filan vardı. Düzgün izleyeceğim bir film yoktu. Sonra televizyonu kapattım. Genelde Türk filmleri izlemeyi seviyorum. Çok acıklı oluyorlar. İnsan o dizilere kendini kaptırıp gidiyor. Merak ediyor ne olacak diye. Bu işin sonu nereye varacak diye. Televizyondaki Türk filmlerini izleyince onlarla yakın arkadaşım gibi, beni yalnız bırakmayan, hayatta beni anlayan dostlarım olarak görüyordum. Bu da beni oldukça mutlu ederdi.

      Daha sonra odama çekildim. Hakan ile gördüğüm rüyalarımı, anılarımı hep hatıra defterime yazardım. Bu defterimi Hakan karşıma çıktığı zaman ilk sevgililer gününde vermeyi düşünüyordum. Onun için en güzel sevgililer günü hediyesi olacağına inanıyordum. Bu hatıra defterimi okuyunca onunla yalnız olduğum 7 yılımın içinde olacaktı. Bir hasret rüzgârının içinde kendini bulacaktı. Ona olan sevgimin büyüklüğünü daha iyi anlayabilecekti. Bundan başka en güzel bir hediye olamazdı.

-HATIRA DEFTERİM-

YÜREĞİMİN TATLI YARASI;

      Yıllar sonra ilk defa karşıma çıktın Aşkım. Daha önceden neredeydin? Beni neden bulmadın? Seninle ilk tanışmam aynı rüyalarımdaki gibiydi. Son bahar mevsiminde yağmurlu bir havada yürürken tanışmıştık. Konuşmalarımız aynıydı. İlk defa geçtiğimiz yollarda seni yaşadım. Seninle olmayı özlemiştim.

      Bu yollardan her geçtiğimde seni hatırlıyordum. Bu yollar hasret kokuyordu. Yanımda olmadığın zamanlar sensizliği bu yollarda paylaştım. Beraber okulun parklarında otururduk. Beraber kantine gidip bir şeyler yerdik. Ama sen yanımda yoktun. Senin hayalin hep yanımdaydı. Nerede olursam olayım sevgin hep içimdeydi.

      Okulun sıralarında otururken arkadaşlarım hep sevgilileriyle geçirdikleri güzel günleri anlatırlardı birbirlerine. Ben onları dinlediğimde yanımda olmayışın bana zor gelirdi Aşkım. Bende isterdim öyle günlerimin olmasını ama yalnız kalırdım her seferinde. İçimdeki hasretinle yanardı yüreğim. Bir parçam kopardı içimde. Damarım kesilircesine kanardı. Aldırmazdım içimdeki yaraları, Burukluğun acılarını görmezlikten gelirdim. Bu yaralarda senin izin vardı. Sevgimin bir parçası vardı. Yüreğim kanadıkça senin varlığını hissederdim. Kendimi öyle avuturdum. Biricik Aşkım zaten yanımda, içimde üzülecek ne var derdim. Kendimi avutmaya çalışsam da fayda etmezdi. Yine gözlerimden gözyaşlarım akardı. Sel olurdu. İstemezdim mutsuzluklarımda seni yaşamayı. Sen benim mutluluğumun içinde olmalıydın. Gülüşlerimde saklı kalmalıydın. Bu hasret kokan satırlarımda değil, mutluluktan uçan satırlarımda seni yaşamalıydım. Sen mutsuzluklara değil, mutluluklarıma layıksın.


Yorumlar (3)
Arzu . 4.05.2011 20:39
Üslubunu çok beğendiğimi belirtmek istiyorum, keyifle okudum. :) Kurguya ise devamını okumadan yorum yapmak istemiyorum.

ayşe kurt 4.05.2011 22:24
çok gerçekçi bir yazı.
insanın içini yansıtan. emeğinize salık.

Emine Ekmen 5.05.2011 14:03
Teşekkür ederim arkadaşlar.


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6465
2 Firari Fırtına 4508
3 Mustafa Ermişcan 3979
4 Hasan Tabak 3636
5 Nermin Gömleksizoğlu 3263
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3134
7 Uğur Kesim 3107
8 Sibel Kaya 2974
9 Enes Evci 2674
10 Turgut Çakır 2349

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1743 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com