umut berker  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 53 Puanı: 851

3 Temmuz 2009 Cuma 
Bir Hikâye Oldum, Hikâyem Yalan Oldu, Ben Yalan Oldum…
Okunma: 1721

Bir hikâye oldum ben. Dinlediler ve ağladılar. Bu yalan gözyaşlarına gülesim geldi. Zira timsahlar bile daha gerçekçi olurdu. Hikâye oldum ben; başı belirsiz, sonu belirsiz…

Yalanlarla süslenmiş hikâyem yapmacık dağlamalarla gözleri boyadı. Hissettiklerimi hep farklı hissettirdi. Gördüklerimi farklı aksettirdi. İçimdeki yangını gizledi ve farklı bir yangın gösterdi insanlara. Herkes anladığını sandı ama kimse göremedi asıl beni.  Dolayısıyla benle her tanışan başka biri sandı, hikâyemin ona gösterdiğini okudu ve o kişiyi sevdi, o kişiden nefret etti… Peki ya ben? Neredeyim? Nerede kaldım? Hangi yalanda tutuklu kaldı yüreğim?

Bir sokak köşesiydi, dün gibi hatırlarım, yağmur yağıyordu… Sırılsıklam olmuştum ama umrumda değildi. Saçlarımdan damlayan yağmur damlaları yüzüme akıyor, gözyaşım oluyordu. Bekliyordum. Gözlerim dimdik karşıya uzanmış, caddenin diğer tarafına kilitlenmişti. Görmeden bakıyordum. Bedenim soğuktan titriyordu ancak beynim bu soğuğu algılayamıyor, üşüdüğümü hissetmiyordu. Gerilmiş dudaklarım sımsıkı kapanmış, çocuk yüzüme yakışmayan bir ciddiyet sarmalamıştı yüz ifademi. Düşünemiyor, göremiyor, konuşamıyordum. Ağlamayacaksın! Kimse görmeyecek ağladığını! Bu şekilde çaresizliğini belli etmeyeceksin insanlara! Güçlü olacaksın! Olamasan da güçlü görüneceksin! Sakın gösterme içindekileri insanların kirli bakışlarına! Pes etme! Teslim olma bu pis insanlara!!! İçimde filizlenen nefretin bana haykırdığı bu düşüncelerden başka duyduğum hiçbirşey yoktu. Beynime doluyor, benliğime işliyordu nefret yavaş yavaş. Orada 2 saatten fazla hareketsiz bekledim. Bir heykel gibi… İfadesiz… Tepkisiz… Sırılsıklam… 11 yaşımdaydım…

Sonra birden gerilmiş dudaklarıma bir gülümseme yayıldı. Mutlu bir yüz maskesi büründü kaskatı olmuş ifademin üzerine. Aynı gülümsemeyle çevreme baktım. Yağmur azalmaktaydı. Balkon kapısını ürkekçe açan bir kadın gördüm. Islanmaktan korkarak dışarıda unuttuğu bir çamaşırı içeri sokmaya çalışıyordu. Göz göze geldik. Benim yüzümde mutlu çocuk maskesi… İçinden çığlıklar atan dudaklarımda yalancı bir gülümseme… Kadın da bana gülümsedi. Demek ki dedim, böyle oluyormuş. Ufak bir yalancı mutluluk maskesi yetiyormuş bu kirli dünyanın leş insanlarından kurtulmak için. Bu kadar kolay inanıyormuş insanlar onlara gösterdiklerime. O gün anladım. Ben onlara ne gösterirsem ona inanacaklar. Hatta eğer mutlu çocuk taklidi yaparsam daha çabuk inanırlar çünkü bu leş insanlar, yarattıkları pislikleri görmek istemezler. Bana ne yaparlarsa yapsınlar mutlu görünmemi isterler. Ölmek üzere olsam bile ufacık bir gülümsemem onları mutlu olduğum yalanına inandırmaya yeter. Kaynağı oldukları acıları bilmezden gelirler. O gün anladım tüm bunları. Ve böyle başladı hikâyem.

Sonrasında değiştire değiştire anlattım hikâyemi insanlara. Sadece duymak istediklerini söyledim, hemen inandılar. Bazen kendim de inandım yalanlarıma. Yalandan mutluluklar, yalandan acılar benim hikâyem oldu. Sonra o hikâye ben oldum. Yalan oldum. Taştım dudaklardan. Gözlere beyinlere girdim. Binlerce yalanın içinden, başka yalanlara aktım. Doğruyu görebilmek için çok zayıftı insanlar. Yetersizdiler, eksiktiler… Gerçeği görmeyi haketmeyecek kadar değersizdiler, gereksizdiler.  Günler geçti, ben büyüdüm. Ben büyüdükçe insanlar küçüldü… Daha değersizleşti, daha gereksizleşti. Şimdi yalanlara ihtiyacım kalmadı. Yalan söylemeye bile değmezler artık. İyice küçüldüler. O kadar ki, göremiyorum o insanları çevremde. Evet, yalanlara gerek kalmadı. Çünkü artık bırakın gerçeği öğrenmeyi, yalanlarla geçiştirilmeyi bile haketmeyecek kadar küçükler, değersizler, gereksizler… Yoklar artık. Yalanlar da yok. Hikâyem kendi içimde devam etmekte. Ama anlatmıyorum onlara artık. Gerek görmüyorum. Beni hiçbir zaman haketmediler. Artık yalanlarımı bile haketmiyorlar…


Yorumlar (2)
çiğdem güllü 3.07.2009 18:17
Umut, ne düşünüyorum biliyor musun? Hani şu balkondan küçük çocuğa gülümseyen kadından bahsetmişsin. Peki o yalan da olsa çevresindeki mutluluklarla mutlu olmayı başarabilen bir insansa? Küçük bir çocuğun suratında gördüğü o sıcacık gülümseyiş- ki bunun yalan olduğunu bilmiyor- günün geriye kalan kısmının daha da iyi geçmesine neden olmuşsa? Olamaz mı? Bazı insanlar sahte olan şeylerde bile mutluluk arayacak kadar mutluluğa açlar ne yazık ki... Bir de bir sorum var; neye bu kadar öfke?

Bu sitede yazılarını okumaktan haz duyduğum birkaç kişi var. Sen de oların arasındasın. Tebrik ederim, güzel bir yazı olmuş.Kalemine sağlık...

umut berker 5.07.2009 13:28
Teşekkürler, yazılarımdan hoşlanan insanların olması yeni yazılar yazmamı tetikliyor. bana ne büyük bir katkın olduğunu tahmin bile edemezsin. evet, bazı insanlar mutluluğa o kadar aç ki, yalandan da olsa ufacık bir gülümsemeye kanıveriyorlar. ve aynı insanlar gerçek de olsa gözyaşlarını görmek istemiyorlar. belki de kendilerinde de bolca bulunduğu içindir... öfkenin sebebine gelince... Elbette böylesine büyük bir öfkenin tek bir sebebi olamaz. birçok sebebi vardı. ve kendimce haklıydım böyle hissetmekte. hala haklı olduğumu düşünüyorum. anlatmaya kalksam çok uzun sürer. belki bir gün cesaret edip de yazarım hikayemi, ama buna daha çok var sanırım...


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6348
2 Firari Fırtına 4409
3 Mustafa Ermişcan 3802
4 Hasan Tabak 3516
5 Nermin Gömleksizoğlu 3165
6 Uğur Kesim 3029
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2920
8 Sibel Kaya 2878
9 Enes Evci 2588
10 Turgut Çakır 2282

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:165 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com