umut berker  Mesaj Gönder

Popülerlik
Özgür Roman Sıralaması: 53 Puanı: 846

11 Temmuz 2009 Cumartesi 
Dabbetü'l Arz
Okunma: 1414

Gece korkunç bir çığlıkla yırtıldı…

Arz çıldırmış, kocaman bir yaratık olmuş, açmış ağzını, yutuyor ne varsa… Çelimsiz binalar karşı koyamıyor bu yaratığın açlığına. İskambil kağıtları gibi dağılıyor, giriyor yerin dibine birer birer. Gökyüzü çığlık çığlığa, dehşet içinde kalmış… Yıldızlar delicesine parlıyor, sanki uzanıp kurtaracaklar o çelimsiz binaların tonlarca kiloluk mezarlara dönüşen molozları altında kalmış masumları.

Gözümü açtım, Allah’ım neler oluyor?!!! Birileri bir dozer geçirmiş eline evi mi yıkmaya çalışıyor?! Bu gürültü ne? Bu çığlıklar? Gözlerim istemsiz bir şekilde tavandaki lambaya kilitlendi. Lamba öyle bir sallanıyor, tavana öyle sert vuruyor ki patlayacak birazdan. Donup kaldım, kılımı kıpırdatamayacak kadar büyük bir şoktaydım. Öyle büyük bir gürültü vardı ki heryerde. Sanki koca bina bir canavarın sırtına binmiş, canavar kükrüyor ve silkiniyor üzerinden atmak istercesine. Tam karşımdaki bilgisayarımın monitörü, masanın üzerinden tekme atılmış gibi fırlamış, yerde duruyor paramparça. İçeriden kırılan eşyaların sesleri geliyor, her taraftan gelen çığlıklara karışıyor. Bu kadar gürültünün içindeki her ses teker teker seçiliyor, teker teker dehşet veriyor. Kalbim deli gibi çarpmaya başladı, soluk alışlarım hızlandı, tüylerim diken diken oldu, sırtım buz gibi bir su dökülmüşçesine ürperdi ve sonra bu ürperti tüm vücudumun zangır zangır titremesine yol açtı. Aniden bu mahşer gürültüsünün içine karışan çatırtılar ve tavandan üstüme dökülmeye başlayan sıvalar titrememi iki kat artırdı.

Bir anda yer yarıldı ve içine girdim… Eskiden deyim olarak kullandığım bu cümlenin bu kadar korkunç bir anlamı olduğunu bilseydim, asla kullanmazdım. Boşluğun içine sürüklenirken tek bir ses çıkmadı ağzımdan. Duvarlar üzerimi örterken yapabildiğim tek şey yatağımda kıvrılmak oldu. Heryeri kaplayan kalın toz bulutu ağzımdan ciğerlerime giriyor, nefes almamı neredeyse imkânsız hale getiriyordu. Hareket etmeye çalıştığım anda üzerime çöken molozların büyüklüğünü fark ettim. Suratımın hemen önündeki koca duvar tabut gibiydi gözlerimin önünde. Çırpınmaya çalıştım. Bacaklarımdan gelen korkunç bir acı durdurdu beni. Ayaklarımı oynatmaya çalıştım, hiçbir his yok. Ayaklarım yok sanki! Hissedemiyorum. Göğsümün üstündeki ağırlık öyle sıkıştırıyor, nefes almamı o kadar güçleştiriyor ki! Sadece sağ kolum biraz serbest kalmış, onu da her hareket ettirişimde parçalanmış duvarlardan arta kalanlara çarpıyor.

Ölüm!

Bu düşünce kapkara bir buz oldu, büyüdü, büyüdü ve tüm beynimi kapladı. Bir anda kapıldığım panik, ağzımda kocaman bir çığlığa dönüştü, çığlığım ise bir fısıltı halinde çıktı sadece. Boğazımı kaplayan tozlar sesimin çıkmasını imkânsızlaştırıyordu. Birden çevremdeki sessizliği fark ettim. Yer susmuş, çığlıklar susmuş, çatırtılar susmuş… Koca bir ölüm sessizliği kaplamış heryeri. Sakinleşmeye çalıştım. Nefes alışlarımı güçlükle düzene soktum. Ağzımın içini kaplamış toz zerreciklerini yutmaya çalıştığım an boğazıma bir bıçak saplandı sanki. Yüzümü buruşturdum. Beynim bir parça sakinleşmeye başladığında bacaklarımdan, sol kolumdan ve göğsümden gelen acılar derin bir inilti halinde çıktı dudaklarımdan. Tüm kemiklerim birbirine geçmiş olmalıydı. Ve ayaklarım! Hiçbir his yoktu ayaklarımda! Sakat mı kaldım!!! Serbest kalan sağ kolumla bacağıma dokunmaya çalıştım. Elime ılık bir sıvı bulaştı. Kan!!! Kalp atışlarım tekrar hızlandı. Korku aniden kapladı bedenimi ve bu kez biraz yumuşamış olan boğazımdan fışkıran korkunç bir çığlık kapladı heryeri… Bilincim beni terk etti…

Gözlerimi açarken bunun bir kâbus olduğundan emindim. Korkunç bir rüya görmüştüm ve birazdan annem kapıyı açacak, beni kahvaltıya çağıracaktı. Karşımda beliren kocaman duvar kalıntısı bu minicik umudu ezip geçti. Her şey gerçekti. Evimiz yıkılmış, altında kalmıştık! Anne?!!! Baba?!!! Etrafta hiç ses yoktu. Annemle babama ne olmuştu? Hayattalar mıydı?! Düşüncemin korkunçluğu yeni bir panik dalgası yarattı. Var gücümle haykırdım:

Anneeeeeeeeeeeeee!!!!!!!!!

Hiç ses yok!....

Yerin kim bilir kaç metre altından sesimi duyurmak için saatlerce haykırdım. Sonunda sesim çıkmamaya başladı. Tüm enerjimi tüketmiştim. Sağ elime vuran cılız bir hava akımı bir boşluk olduğu müjdesini veriyordu. Belki birileri beni duyabilirdi. Gücümü toplayıp tekrar bağırmaya çalıştım. Nafile… Daha fazla gücüm kalmamıştı. Başım dönüyor, ellerim uyuşuyor, vücudum gitgide hissizleşiyordu. Kaskatı kesilmiştim. Artık vücudumdan gelen acıları fazla hissetmiyordum. Bu bir yandan beni sevindirirken bir yandan korkutuyordu. Ölüyorum!!! Çok kan kaybettim… Ölüyorum! Ölüyorum…

Kaç saat oldu? Kaç gün oldu? Kaç yıl oldu? Ne zaman bitecek bu işkence?! Allah’ım al canımı nolur! Kurtar beni bu acıdan… Beynim uyuşuyor, kulaklarım uğulduyor, derin nefes almaya çalıştığımda göğsüme saplanan korkunç acıdan dolayı ancak kesik kesik soluyabiliyorum. Bu da göğsümü sıkıştırıyor! Yeter artık bitsin bu işkence! Yeter! Yeter!!! Tekrar kendimden geçiyorum…

Gözlerimi güçlükle açtığımda karşımda gördüğüm o koca duvar kalıntısı donduruyor beynimi. Artık gücüm kalmadı. 19 yıllık hayatıma giren yüzler geçiyor aklımdan. Ailem, ilkokul öğretmenim, arkadaşlarım, sevgililerim, akrabalar, komşular, bakkal, manav, herkes… Bu kadar kısa bir sürede bu kadar yüzün aklımdan geçebilmesi şaşırtıyor beni. Sonra birden vücudum tamamen hissizleşiyor. Gözlerim tuhaf bir parıltıyla kamaşıyor… Kalp atışımın sesi dolduruyor kulaklarımı… Tak tak… Tak tak…Tak tak… Tak… Tak… Tak… Son bir titremeyle kasılan vücudumu terk ederken bu dayanılmaz işkenceden kurtulduğuma seviniyorum. Sonsuzluk beni kanatlarına alıp yükseltiyor…


Yorumlar (9)
Sessiz Gemi 11.07.2009 08:01
Deprem, Türkiye'de herkese acı bir anı yaşattı. Dabbetü'l Arz demişsin, fakat bu bir benzetme galiba:) Bu arada senden bir hikâye okumak güzeldi. Devam etmeni diliyorum. Umarım, en kısa zamanda yenilerini okuruz...

A'Gül ... 11.07.2009 09:09
Umut,son yazdığın günlük yazıları hikaye bölümünde yer alabilir aslında...
17 Ağustos...Unutulmaması gereken bir tarih..
Yazılarının takipçisiyim.

Ela ... 11.07.2009 13:14
Dehşett!! Dehşet dolu, dehşet güzel ve etkileyici.. İsmide ayrı bir çekti beni. Dabbetü'l Arz kadar korkunç.. Eline sağlık.. Kalemin daim olsun...

umut berker 11.07.2009 14:02
evet aslında bunu hikaye olarak da ekleyebilirdim ama yazmaya başladığımda gerçekten bu yazının çıkacağını bilmiyordum. kalemim kendi kendine yazdı bunu :) halbuki ben bir günlük yazmak için oturmuştum... aslında hikayelerimi önceden planlayarak yazarım normalde ve hikayelerimin içinde karakterler olur, biraz uzun bir olay olur, birden fazla iç dünya olur... böyle kısa hikayeciklerimi :) ise günlük olarak eklemeyi seviyorum. mesela bu bir hikaye olacak olsaydı deprem gecesinden bir kaç gün öncesinden başlardım ve ana karakterin hayatını, umutlarını, sevgilerini, hayallerini anlatırdım bir süre. sonra depremin tüm bunları nasıl da yok ettiğini gösterirdim. sanırım son yazılarımın hepsi, hatta yazılarımın çoğu birer hikaye parçası. belki bunları br gün hikayelere dönüştürebilirim. yorumlarınız bana şevk veriyor. çok teşekkürler...

sessizlik zamani 11.07.2009 14:41
Belki degil kesinlikle hikayelere dönüstürmenden yanayim ben :) Kalemin cok güclü ve bunu en iyi sekilde kullanmasini biliyorsun. Yüregine saglik arkadasim.

Biz burada cok fazla siddetli deprem yasamadik bu güne dek. Yani türkiye ile kiyaslastirirsak. Fakat azida coguda yerle bir edebiliyor insani. Iyi hatirliyorum burada ki depremleri. En son bir kac ay önce tekrar hissettirmisti deprem kendini. Kenimde gelmem cok uzun zaman almisti. 17 Augustosu televizyondan takib edebilmistik. Böyle bir günü tekrar yasamamak ümidiyle...

Comert Sen 11.07.2009 17:07
Kesinlikile katiliyorum.Bu guzel yazilmis,konusu bizim icin onemli olan bir hikaye.Umut, guzel kaleminle daha da guncellestirdigin, kisa gecmisimizde bizleri yasa bogan afet`i.Bir o kadar,umursamadigimiz,kapimizi caldiginda,ne yazik ki, deger verdigimiz, her seyimizi, bizden alip goturen deprem ile ne kadar yasamasini biliyoruz,ne onlemler aliyoruz.Korkarim ki, sadece bir ev alirken,sadece depreme dayanikli olup olmadigini soruyoruz,biraz daha oduyoruz,hepsi bundan ibaret.Iste bizim aci gercegimiz.

Davut Dlbz 13.07.2009 00:42
Ne yazık ki herşey olup bitenle kalıyor. Duygular ulaşamıyor, inemiyor kalbimize kadar zaman sonra. Çok güzel anlatmışsın Umut abi, kalemine sağlık ne diyelim. Acı gerçekler bizimle beraber yaşamlarını devam ettiriyorlar, bir fısıltı kulağımızda.

Arzu . 22.02.2010 21:45
Etkilendim, korktum, ürperdim... Çok güzel anlatılmış çok kötü bir anı... :))) ve :(((

&&&&&&& ... 10.12.2010 23:58
vuuuuuuuuuuuuu! Umut sen geri dön,seni referansla okuyorum.Ama iyi ki okuyorum


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6331
2 Firari Fırtına 4392
3 Mustafa Ermişcan 3777
4 Hasan Tabak 3481
5 Nermin Gömleksizoğlu 3146
6 Uğur Kesim 3016
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2884
8 Sibel Kaya 2863
9 Enes Evci 2573
10 Turgut Çakır 2269

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1676 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com