Romanlar

BERELİ 3
Okunma: 135
MUSTAFA ESER - Mesaj Gönder


28 Ağustos 2013 Öz Ayhanlar Çay Bahçesi
Ali Yıldırım saat 5,30 da telefonunun alarmıyla uyandı. Banyo lavabosunda elini yüzünü yıkadı. Çay ocağının altını yaktı. Demliği ocağa koydu. Bahçedeki masaları temizledi, sandalyeleri yerleştirdi. İçeri geçip çayı demledi. Bir bardak portakal suyu ve bir gün önceden kalan poğaçayla karnını doyurdu. Sabah altı ile sekiz arasında canlılık oluyordu. Sabah namazından çıkanlara, işe gitmek için yola çıkanlara bir demlik çay sattı. Saat 9’da kurye bir paket getirdi. Yattığı odada paketi açtı. Paketin içinde Taştekin İlaçlama logolu bir tulum bir anahtar ve bir not vardı. Notu okuyup yırttı. Tulumu valize, anahtarı cebine koydu. Çay ocağına geçti. Çalışanlar gelmeye başlamıştı. Saat 10 a kadar rutin çalışması devam etti. Bardakları yıkarken telefonu çaldı. Tanımadığı numaraydı. Açtı.
-Alo.
-Ali Yıldırım’ı aramıştım.
-Buyurun benim.
-Avukat Hakkı Aslan ben. Taştekin İlaçlama’ dan telefonunuzu verdiler. Bir ilaçlama işimiz var, görüşebilir miyiz?
-Elbette Hakkı Bey. Acil se adresi mesaj atabilir misiniz?
-Acil sayılır Ali Bey. 30 Ağustosa kadar halledilmeli. Adresi gönderiyorum. Görüşürüz.
Adresin gelmesi bir dakika sürmedi. Bardakları yıkadı, yerleştirdi. Tezgâhın üstünü temizledi. Temizlik bezini yıkadı. Gençlere seslendi.
-Çocuklar iş görüşmesine çağırdılar. Ben çıkıyorum. Görüşürüz.
-Tamam ağabey biz buradayız.
Ali yattığı odaya geçip üstünü değiştirdi. Taştekin İlaçlama logolu üniformayla kapalı mekândan çıkıp, dolmuşa bindi. Bildirilen adrese gitti. Adres bir iş hanına aitti. Üçüncü kattaki M&H Hukuk bürosuna çıktı. Hukuk bürosunun kapısı yarı açıktı. Zile basmadan içeri girdi. Girişte sol tarafta küçük mutfakta bir genç çalışıyordu.
-Avukat Hakkı Aslan’a bakmıştım.
-Sağdan ikinci oda ağabey.
Ali tarif edilen odaya ilerledi. Odada iki kişi vardı. Duvarda Hakkı Aslan’ın diploması ve Atatürk posteri asılıydı. Küçük kitaplık ve üstü hukuk kitaplarıyla doluydu.
-Hakkı Bey.
-Buyurun benim.
Ali tokalaşmak için elini uzattı. Tokalaştılar.
-Ali Yıldırım, telefonda görüşmüştük.
-Buyurun Ali Bey oturun. Yükselll bize çay getir. Bir ilaçlama işimiz vardı Ali Bey. Beykoz’da bahçe içinde küçük bir yazlık.
Diğer koltukta oturan gömlekli adam bir an şaşaladı.
-Müşterilerin ilaçlama işlerini de sen mi takip ediyorsun Hakkı? Yapma artık.
-Küçük bir rica Muratçığım. Hepsi bir iki telefon. Adamın bir sürü parasını aldım. Neyse..
Hakkı Aslan Ali’ye baktı.
-Ali Bey, müşterim 30 veya 31 Ağustos’ta en fazla bir haftalığına yazlığına gelecek. Evin içinde ve bahçede ilaçlama yapılmasını istiyor.
Çekmeceden çıkardığı not kağıdını uzattı.
-Adres burada. Ben evdeki yardımcı kadını ararım. Evi açar.
Adı Murat olan adam lafa girdi.
-Ali Bey siz nasıl bir ilaçlama yapıyorsunuz? Şunun için soruyorum, benim de bir bahçe evim var. İlaçlamaya ihtiyacım olursa aklımda olsun.
-Murat Bey şirket olarak aklınıza gelebilecek her türlü haşere için ilaçlama yapıyoruz. Kemirgenler başta olmak üzere, akrep, sinek, karasinek ve bahçe içinde bulunabilecek her türlü haşere. Şu anda piyasada satılan bazı ilaçlar kanserojen. İnsana ve çevreye zarar vermeyen kimyasallardan oluşan bir ürün portföyümüz var. Önce evin içini ilaçlarız, solüsyonlarımız kokusuzdur ama her ihtimale karşı iki saatlik bir havalandırmanın ardından bir kere daha ilaçlarız. Evin genel durumuna göre her yere yapışkanlı fare bantları yerleştiririz. Müşterinin isteğine göre zehirli yemlerimiz de mevcut. Evin içini bitirdikten sonra evin dış kısmına ve yürüme yollarına zehirli solüsyon uygularız. Zehirli solüsyonlarımız yıkamayla pasifleşmez. En az bir ay etkilidir. Koku yapmaz. Müşterimizin memnuniyeti ve ihtiyaca göre işlemi tekrarlarız. Solüsyonlarımız kimyagerlerimiz tarafından üretilmektedir, yani yerlidir. Operasyon personelimiz eğitimli ürünlerimiz standartlara uygundur.
-Anlattıklarınızı düşüneceğim Ali Bey, teşekkür ederim.
-Rica ederim Murat Bey.
Konuşmanın bittiğini anlayan Hakkı Aslan lafa girdi.
-Evi görmek istiyorsanız yardımcı kadını arayayım.
-Siz yardımcıyı arayın Hakkı Bey. Ben bu gün veya yarın gider eve bakarım. Yardımcı kadının telefonunu da yazabilirseniz…30 Ağustos’tan önce hallederim. Görüşürüz kolay gelsin.
Ali otoparkta ki Taştekin İlaçlama logolu minibüsle Şile ye gitti. Verilen adreste bahçe içindeki evin uzaktan keşfini yaptı. Evde çalışan temizlikçi kadınla birlikte evi gezdi.
31 Ağustos 2013 Savcı Aytekin Tuncay’ın evi. Sabah saat 08.00
Aytekin Tuncay cep telefonunun ısrarlı titremeleri üzerine yatağında irkilerek uyandı. Komodinden telefonunu alıp baktı. (Ahmet Doğanalp arıyor) Yüzünü ekşitti.
-Efendim Ahmet ağabey.
-Günaydın Aytekin rahatsız etmiyorum ya?
-Yok ağabey ne rahatsızlığı estağfurullah. Buyur.
Tekrar yüzünü ekşitti.” Kesin bir şey isteyecek”
-Aytekinciğim yaa. Sana bir işim düştü. Yardımına ihtiyacım var kardeşim.
-Buyur ağabey. Elimizden ne gelirse.
-Sağol kardeşim böyle diyeceğini biliyordum zaten. Bu iyiliğini unutmayacağım bilesin.
-Sorun değil ağabey. Dinliyorum.
-Aytekin biraz önce Başsavcı Vekili aradı. Şile’de bir cinayet daha doğrusu bir katliam olmuş. Bayağı telefat varmış. Ben Çanakkale’deyim çocuklarla… Sen gider misin?
-Şile’de Savcı yok mu ağabey? Niye buradan gidiyoruz?
-Şile’deki savcının haberi var zaten. Dosya onda. Benim farklı bir dosya için gitmem gerekiyordu. Bir buçuk yıldır buna benzer başka cinayetler oldu. Bakanlık dosyaları birleştirilip bize göndermişti. Sadece olay yeri incelemesi yapılacak. Emniyetten biri gelecek. Ayrıntılı fotoğraf lazım. Tahmin ettiğim gibiyse olay büyük. Başsavcı Vekiliyle görüştüm. Şile Savcısı olay yerini terk etmeden maktullerin ve olay yerinin detaylı fotoğraflarını alırsan çok iyi olur.
-Hallederim ağabey merak etme.
-Emniyetten bir araç gelecekti.
Aytekin Tuncay yataktan fırladı. Perde kenarından dışarıya baktı.
-Gelmiş ağabey. 15 dakika içinde çıkarım ben özellikle bakmamı istediğin bir şey var mı?
-Ayrıntılı fotoğraf alman yeterli. Çok sağol kardeşim. Bak yengenin selamı var.
-Sende selam söyle ağabey.
Telefon tekrar çalar. (Başsavcı Vekili Zekai arıyor)
-Alo.
-Günaydın Sayın Savcım. Başsavcı Vekili Zekai.
-Günaydın sayın başsavcı vekilim.
-Ahmet savcımla görüştünüz mü?
-Görüştüm Sayın Savcım. 15 dakika içinde çıkış yapacağım.
-Teşekkür ederim Savcı Bey. Konuyla ilgili olarak yarın sabah görüşelim o zaman.
-Görüşürüz Savcı Bey.
Aytekin Tuncay aceleyle duşa girip çıktı. Giyindi. Eline bir dilim ekmek alarak evden çıktı. Apartmanın önünde bir araba ve sivil kıyafetli bir kişi bekliyordu.
Komiser Abdullah Karasakal Savcı’yı görünce toparlandı. Arabanın kapısını açtı.
-Kimliğinizi görebilir miyim?
Kimliği inceleyen Aytekin Tuncay araca bindi.
-Olay hakkında bilgin var mı komiser?
-Her hangi bir bilgim yok savcı Bey. Müdür Yardımcısı sizi Şile’ye götürmemi söyledi.
Şile’ye varıncaya kadar başka bir şey konuşmadılar. Şile girişinde Komiser Abdullah Emniyeti arayarak cinayet yerinin adresini öğrendi.
Araç evin önündeki jandarma arabasının önünde durduğunda savcı Ferhat Tuğlu işi bitirmiş gitmek üzereydi. Araca yaklaştı. Elini uzattı.
-Hoş geldiniz savcım. Şile Savcısı Ferhat.
-Hoş bulduk savcım. Aytekin. Başsavcı Vekili Zekai savcımla görüştünüz her halde.
-Görüştüm savcım. Benim işim bitti. Kısaca bilgi vermem gerekirse Aytekin Savcım; olay gece yarısından sonra meydana gelmiş.
-Nereden biliyoruz?
-Bahçe ve iki katlı ev Selahattin Sami Koper isimli Gaziantepli bir iş adamına ait. Yeşiltepeli lakabıyla tanınıyor. Darp, cebir ve kaçakçılık suçlarından sabıka kaydı var. İnşaat, otopark işletmeciliği, emlakçılık yapıyor. Dün akşam 19,30 gibi eve gelmişler. Bilgiyi evin temizlikçisinden aldık. Bir gün önce evin temizliğini yapan kadın 45 yaşında dul bir bayan. Yeşiltepeli burada kaldığı süre içinde evin temizlik ve yemek işlerini yapıyormuş. Yeşiltepeli ve adamları eve yerleştikten sonra yardımcı kadın kendi evine gitmiş. Dediğine göre saat 23,30 civarında araçla evine bırakıldığında herkesin sağ olduğunu söyledi. Sabah saat 08,00 da kahvaltı hazırlamak için buraya geldiğinde önce bir şey fark etmediğini beyan etti. Evin içine girince cesetleri fark etmiş. Biz 08,30 da buraya intikal ettik. Başsavcılığa ve ambulansa haber verdik. Yardımcı kadının her sene bu evde çalıştığı ev sahibinin bulunmadığı zamanda ise arada gelerek kontrol ettiğine dair şahitleri var. Tüm şahitlerin isim ve telefonları alındı. İfade için çağırdık. Bahçe kapısında ve evin kapısında zorlama izi gözükmüyor. Yeşiltepe’linin yanındaki kadın ambulansla hastaneye kaldırıldı. Sinir krizi geçiriyordu. Şu anda ifade verecek durumda değil. Kadında hiçbir darp izi yok. Dosyayı tamamlayınca.
-Siz bilirsiniz savcım. Dosya sizde, benimki özel bir araştırma.
Birlikte yürüyerek evin bahçe kapısına gelmişlerdi. Bahçede bir sürü ceset vardı. Ahmet Doğanalp katliam derken haklıydı. Savcı Ferhat Tuğlu tekrar elini uzattı.
-Benim işi bitti savcım ben çıkıyorum. İşiniz bitince beklerim.
-Teşekkür ederim savcım. Ben kısa bir olay yeri incelemesi yapıp fotoğraflayacağım sadece.
-Sayın savcım fotoğraflamayı yapmamı ister misiniz?
-İyi olur komiser. Sen fotoğraf makinesini al. Ayrıntılı çekim yapın. En son birlikte bakalım.
Komiser Abdullah Karasakal bahçeyi, cesetleri ve evin içini ayrıntılı fotoğrafladı. Evde tam bir katliam olmuştu. Bahçedeki beş cesedin üçü silahla kafalarından vurularak, ikisi kesici aletle öldürülmüştü. Giriş kapısının yanındaki cesedin kafasında bir kurşun vardı. İkinci katta yatak odasındaki Selahattin Sami Koper’in boğazı kesilmişti. Yatak odası kan revan içindeydi. İlginç olansa cinayet aleti, bahçede boş kovan yoktu. Komiser Abdullah daha önce böyle bir şey görmemişti. Fotoğrafları en son birlikte kontrol edip ayrıldılar. Onlar evden çıkınca sağlık ekipleri cesetleri torbalara koymaya başlamışlardı. Komutanın davetiyle Jandarma Komutanlığına geçtiler. Öğle yaklaşmıştı. Komutan fısıltıyla özel kuvvetlerden bir albayın savcıyla görüşmek için beklediğini söylemişti.
Komiser Abdullah arabanın yanında askerlerin getirdiği tostu yedi çayını içti. Askerler olmaz diye ısrar etseler de parasını verdi. Bu sırada Aytekin Tuncay’da komutanın odasında çeyrek tost ve çayla karnını doyurdu. Görüşme talebinde bulunan kişiyle görüştü. İşleri bitince yeniden cinayet mahalline gittiler. Savcı Aytekin Tuncay evin etrafında dolaştı. Konuşmadan Şile’den ayrıldılar.
Savcı Aytekin Tuncay’ın dışarıdan birinin görüşüne ihtiyacı vardı. Bu yüzden arabanın ön koltuğuna oturmuştu.
-Komiser olay yerini sende inceledin. Bu katliam bir kişinin işi olabilir mi?
-İnanması zor geliyor ama öyle görünüyor savcı bey.
-Bu kanıya nasıl ulaştın komiser?
-Somut bir şey yok savcı Bey. Sadece önsezi. Bahçeyi inceledim. Katil adamları teker teker avlamış, bahçede hiç koşuşturma izi yok. Çok dikkatli bakılmazsa fark edilemeyecek bir ayak izi var. Eve kadar sürünerek gelmiş gibi gözüküyor. Katil çıplak ayakla gelmiş, iki adamı uzaktan kafalarından vurmuş. Keskin nişancı. Susturuculu silah kullanmış. Yatak odasındaki adam normal bıçakla öldürülmemiş. Özel bir bıçak kullanmış, fark etmişsinizdir. Evin içinde ayakkabı izi, toprak çamur izi yok. Benim tam olarak anlamadığım, çatışma olmamış. İlginç olan katil evin dışındakileri silahla öldürürken Sami Koper’in boğazını kesmiş. Silahla vurmak daha mantıklı. Aynı zamanda çok önemli bir ayrıntı. Katil veya katiller tam bir profesyonel. Şu ana kadar hiç rastlamadım böyle bir katliama.
-Katil veya katillerin devlet görevlisi olma ihtimali var mı sence?
Abdullah Karasakal tecrübeleriyle böyle bir soruyu bekler gibiydi. Kesin ve net cevap verdi.
-Devlet’te böyle bir birim yok savcı bey. Varsa da ben bilmiyorum. Ancak ordu da böyle kişiler olabilir. SAS, SAT, Bordo Bereliler. Onlar da bildiğim kadarıyla kentsel bölgelerde bulunmazlar. Doğuda örgüte karşı operasyon yapıyorlar. Emniyet’te mümkün değil.
-Çok emin konuşmayın komiser. 14-15 yaşından itibaren silahla yaşayan insanlardan bahsediyoruz, değil mi?
-Haklısınız savcı bey ancak biz gerek Polis Koleji’nde gerekse Akademi’de insan öldürmeye odaklı bir eğitim almıyoruz. En önemlisi silahlı olsak bile sivil idareye bağlıyız. Böyle bir katliamı planlayacak ve emir verecek sivil idare… Düşünemiyorum.
-İstihbarat ’ta bulunur mu böyle adamlar?
-İstihbarattakilerin çoğu emniyetten ve ordudan geçme arkadaşlar savcı bey. Böyle profesyonel duymadım hiç. Bu adam veya adamlar çok sessiz çalışmışlar. Resmi olarak devlete çalışanlar nasıl diyeyim bizler biraz gürültücüyüzdür. Böylesi sessiz bir katliam, bildiğim istihbaratçıların işine benzemiyor. Bahçenin etrafında hiç gazeteci olmaması dikkatinizi çekti mi savcı bey?
-Evet ilginç değil mi? Kedi köpek kurtarma operasyonunu haber yapanlar bu katliamı es geçmişler.
-Belki de es geçmek zorunda kalmışlardır savcı bey.
Sessizlik oldu. Komiser Abdullah Karasakal takip edildiklerini fark edince yoldaki ilk petrol istasyonuna girdi. Takip eden arabada arkalarından istasyona girdi.
-Benzin mi bitti komiser?
-Benzinimiz var savcı bey. Şileden çıktığımızdan bu yana takip ediliyoruz. Ben bir bakayım kimlermiş?
Komiser Abdullah Karasakal silahını kurup arabadan indi. Aytekin Tuncay da silahını belinden çıkarıp bacaklarını arasına koydu. Beklemeye başladı. Birkaç dakika sonra Abdullah Karasakal araca geri dönüp aracı yeniden çalıştırdı. Yola çıktı.
-Adamlar kimmiş? Bizi niye takip etmişler?
-Adamlar istihbarat kimliği gösterdiler savcı bey. Bizi takip etmek için emir almışlar. Güvenlik için tedbir olarak takip ediyorlarmış. Sebebini ve emir vereni söylemediler.



MUSTAFA ESER



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 7008
2 Eyyup AKMETİN 5243
3 Firari Fırtına 4978
4 Mustafa Ermişcan 4421
5 Hasan Tabak 4099
6 Nermin Gömleksizoğlu 3697
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 3647
8 Uğur Kesim 3449
9 Sibel Kaya 3399
10 Enes Evci 3074

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:958 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com