Romanlar

BERELİ 8
Okunma: 137
MUSTAFA ESER - Mesaj Gönder


Karaşahin Otomotiv.
İlhan Murat elinde kâğıtlarla alt kata indi. Küçük ofise girdi. Genç kadın ve Ufuk aralarında yüksek sesle konuşuyorlardı.
-Ne demek ya!! Parayı alırken iyiydi.
Genç kadın İlhan Murat’ı fark edip arkadaşını dürttü.
-İlhan geldi Ufuk sus istersen.
İçeri giren İlhan Murat aşağılayıcı bir sırıtıkla muhatabına baktı.
-Ooo ufukçuğum da gelmiş.
Oturduğu koltuktan ayağa kalkan Ufuk adındaki gencin yakasını topladı.
-Sen beni aptal mı sanıyorsun lan!
-İlhan Bey lütfen ama!
-Kes lan. Doğru konuşuyorsun. Senden 400 bin aldım. Sana cillop gibi sıfır araba verdim. Sen ne yaptın? Arabaya soydurdun. Yetmedi, gelip beni dolandırmaya kalktın. Otur yerine.
Ufuk morali bozuk oturdu.
-Hayatta en nefret ettiğim şey aklımla dalga geçilmesidir Ufuk. Arabana kasko yaptığımda experle birlikte her parçasını fotoğrafladım. Ulan sen bu kadar saf mısın? Madem araban soyuldu. Niye beni aramıyorsun? Niye polise jandarmaya rapor tutturmuyorsun? Diyelim ki panik yaptın aklına gelmedi. Niye servisi değil de başkalarını arıyorsun? Başka biri arabaya dokunursa garanti gider. Üstüne hasarlı araba sattınız diye bana geliyorsun. Adam gibi anlat. Yoksa experi çağırıp seni mahkemeye vereceğim. Anlat.
Ufuk iyice korkmuştu. Fısıltıdan biraz yüksek konuşmaya başladı, sesi titriyordu.
-Ağabey salaklık ettim, özür dilerim. Yeni arabamı kutlamak için arkadaşımla otele gittik. Gece arabayı soymuşlar. Sabah bir arkadaşımı aradım, birileri gelip arabaya baktılar. Sanayiden birilerini çağırdılar. Arabanın soyulduğunu kimseye anlatamam ağabey. Babam beni öldürür. N’olur bana yardım et.
-Arabanın soyulduğunu fark edemeyecek kadar kafan güzeldi demek Ufuk.
İlhan Murat kendilerine doğru gelen tamirciyi işaretle içeri çağırdı.
-Arabayı gördün mü?
-Gördüm İlhan Bey.
-Ne diyorsun?
-Net bir şey söyleyemem ama en az 25-30 bin parça parası çıkar, fazla olabilir. İşçilik hariç.
İlhan Murat bir an düşündü.
-Araba sıfır, yüksek hızda ateşleme de bir problem oldu. İmalat hatası mı diye bakacaksınız. Parçaları tamamlayın. Orijinal olsun. Gören orijinal zannedecek. Tamam mı?
-Tamam. İlhan Bey.
-Araba hakkında dedikodu istemiyorum. Çenenize sahip olacaksınız. Sen arabayı götür. Gidince patronuna söyle beni arasın.
Tamirci gülerek cevap verdi.
-Patron sizsiniz İlhan Bey.
-Konuşacağınız zaman bunu unutmayın diye söylüyorum. Ustabaşı beni arasın.
Tamirci çıktı. İlhan Murat sevinçle kendisine bakan Ufuk’a döndü.
-Şimdi Ufuk. Araba servise gidiyor. Orijinal parçaları bulup takıyoruz. Parça parası senden, işçilik benden.
-Çok teşekkür ederim ağabey.
-Konuşma Ufuk, teşekkür falan da etme. Baban, araban veya sen umurumda değilsin. İyilik olsun diye yapmıyorum. Söz konusu olan itibarım. Senden, çevrenden arabayla, soygunla, galerimle ilgili bir laf duyarsam, bir daha araba kullanamaz hale gelirsin, seni pişman ederim. Anladın mı?
-Anladım ağabey.
-Bu işi babanın haberi olmadan halledeceğim. Servisten çıkınca arabayı bir iki ay kullanırsın. Sonra getir, okutabilirsek okuturuz, küçük bir zararla kurtulursun. Telefonunu dışarıdakilere ver. Ben seni ararım. Şimdi git.
Ufuk ve kız arkadaşı çıkınca İlhan Murat dışarıda bekleyen müdüre eliyle gelmesini işaret etti.
-Gel müdürüm. Bu iş kimin işi? Bu soygunu kim yaptırmış olabilir?
-Net bir şey söyleyemem İlhan Bey. Lüks segment araba satan galerilerden bu tür haberler duyuyorum. Satıştan bir süre, çoğunlukla bir hafta sonra evin önünde soygun yapılıyor. Hırsızlar ekip ve organize çalışıyor. Dedikodulara göre Suphi Tekin’in işi.
-Suphi kim? Tanımıyorum.
-Suphi Tekin namı diğer Bijon Suphi büyük bir çetenin başıdır. Bulaşırsak başımıza bela alırız efendim.
-Çok sıkı takip istiyorum müdürüm. Birileri bizi takip ediyor, satılan arabaları bu Suphi denilen adama bildiriyor olmalı. İçimizdeki haini bulmalıyız. Anladın mı? Bulunca da Orhan ağabeyimin Çakal’ına haber veriyoruz. Tamam mı?
-Tamam İlhan Bey. Sanırım Soner Bey’in bunlardan haberi var. Bilginiz olsun diye söylüyorum.
-Tamam müdürüm işine bak sen, haberleşiriz.
Abdülkadir Karaşahin’in evi. Zekeriya köy.
Oğullarının geldiklerinden haberdar olan Abdülkadir Karaşahin kapıda bekliyordu. Babasının elini önce Ali Abdullah ardından Orhan Metin öptü.
-Hoş geldin oğlum.
-Hoş bulduk baba.
-Orhan hoş geldin oğlum.
-Hoş bulduk baba. Nasılsın?
-İyiyim oğlum. Elhamdülillah. Sen nasılsın?
-İyiyim baba. Misafirler gelmedi mi?
-Henüz gelmediler oğlum. Gelirler birazdan.
Salondaki koltuklara oturur oturmaz genç hizmetçi kahvelerini getirdi. Kahve boşlarını almaya geldiğinde haberi verdi.
-Ağam misafirleriniz geldi.
-Hoş gelmişler. Misafirlerimizi karşılayalım.
Abdülkadir Ağa ve oğulları misafirlerini kapıda karşıladılar. Gelenler muhalefet partisinin il başkan yardımcılarından Edip Bayram Tekin ve örgüt yanlısı partinin gençlik kolları başkanı Bedrettin Koç’tu.
-Merhaba Kadir ağa, Abdullah Bey, Orhan Bey.
-Merhaba Bayram.
-Hoş geldiniz Edip Bey. Buyurun.
Edip Bayram Tekin’in ardından Bedrettin Koç girdi kapıdan. Ukalaca selam verdi.
-Selam Kadir Ağa.
-Merhaba hoş geldiniz.
Selam Bedri. İl başkanı seni mi gönderdi? Geç.
Hep birlikte salona geçip koltuklara oturdular.
-Baylar kusura bakmayın. Daha önceki sohbetlerimizde arkadaşlar yemek ikramı istemediler. Karnınız aç ise?
Edip Bayram Tekin kibarca teklifi reddetti.
-Teşekkür ederim Abdullah Bey. Aç değiliz. Başka bir toplantımız var. Alacağımız olsun.
Örgüt partisinin gençlik kolu başkanı Bedrettin Koç kibar değildi. Dudağının üstüne inen bıyıklarını geveledi.
-Emekçiler boğaz tokluğuna çalışırlarken emekçinin olmadığı sofrada karnımı doyurmam.
Ali Abdullah salonun kapısında bekleyen hizmetçiye işaret etti.
-Misafirlerimize kahve ikram edelim. Baylar davetimiz yanlış anlaşılmasın. Siyasileri ayağımıza çağırmak gibi bir hadsizlik yapmayız. Siyasilerin birilerinin ayağına gitmeleri eski zaman adeti oldu biliyorsunuz. Sizleri davet etme amacımız istişare. Holding olarak her hangi bir siyasi partiye taraf olmadığımızı sizler de biliyorsunuz. Siyasi partilere taraf olmasak ta seçmenlerin iradesine saygılıyız. Bu yüzden seçimlerde partilere araç desteği veriyoruz. Holdingimizin onursal, kurucu başkanı, babam Abdülkadir Karaşahin toplumun her kesimine aynı seviyede yaklaşmak gibi bir gelenek oluşturmuştur. Biz de bu geleneği devam ettiriyoruz.
İl başkan yardımcısı edip Bayram Tekin her ortamda olabildiğince kibar olmaya özen gösterirdi.
-Davetiniz için teşekkür ederim Abdullah Bey. Şaşkınlığımı mazur görün. Arkadaşlar sizin sağ partileri desteklediğinizi söylemişlerdi. Yanlış mı hatırlıyorum acaba?
-Davetimizi kabul ettiğiniz için asıl ben teşekkür ederim Edip Bey. Yanlış hatırlamıyorsunuz. Bazı röportajlarımda ki sözlerim sebebiyle böyle bir kanaat oluştu. Aile olarak siyasi partilere desteğimiz her zaman oy vermeyle sınırlı olmuştur. Holdingimizin prensipleri gereği, doğrudan her hangi bir siyasi partiye taraf değiliz. Anadolu’da bir söz vardır Edip Bey. Esnafın partisi olmaz derler. Ben esnaf adamım. Benim en büyük kazancım ülkenin huzur ve istikrar içinde olmasıdır. Huzur ve istikrar bozulursa benim işim de bozulur. Yanlış anlamayın iş hayatım hep krizlerle geçti. Ama sol partilerin iktidarlarında yaşadığımız büyük krizler hafızamızı yordu. Ülkemizin yaşadığı krizleri siyasi partilere mal ettiğimi düşünmeyin lütfen. Krizler çoğunlukla bizim dışımızdaki koşullar sebebiyle oluştu. Demek istediğim benim her partiye bakışım aynıdır. Bir oyum var. Mademki seçim var, belirli bir seçmen kitlesine sahip her partiye saygı göstermek ve seçmenin kararına saygı duymak zorundayım.
Edip Bayram Tekin hemen lafa karıştı.
-Bu arada mevcut iktidarın olumsuz uygulamalarını göz ardı edemeyiz değil mi Abdullah Bey?
-Ben iş adamıyım Edip Bey. İktidarlarla benim bir sorunum olmadı. Gerek hükümetle, gerekse belediyelerle bu güne kadar bir sıkıntı yaşamadık şükür. Hükümetlerin uygulamaları benim konum değil. İktidar olan kadrosunu kurar, inisiyatif kullanır. Bu her hükümet te böyle olmuştur.
Bedrettin Koç lafa destursuz ve kabaca girdi.
-Böyle pasif düşünceyle halkların kardeşliğini sağlayamayız. Hükümetin her yaptığına boyun mu eğeceğiz? Demokrasilerde...
Ali Abdullah elini kaldırıp Bedrettin Koç’u susturdu.
-Demokrasilerde Bedrettin Bey, halk oy verir, karşı olduğu uygulamaları provoke olmadan protesto eder. İlk seçimde de oylarıyla kendisini yönetenlerin altından koltuklarını alır. Demokrasi dediğimiz bu değil mi? Halkın iradesi. Bizler oy verdiğimiz insanları bizim için çalışsınlar diye seçmiyor muyuz? Protesto değil provokasyon yaparak halkların kardeşliğini nasıl sağlamayı düşünüyorsunuz anlamadım.
-Gerici yobaz düşüncelere karşı çıkarak sağlarız yeter ki bize destek verilsin.
Orhan Metin Bedrettin Koç’un tavrından irrite olmuştu.
-Sokakları yangın yerine çevirerek neyi sağlıyorsun Bedri! Dükkânlarımı taşlayanlarla kardeş olmamı mı bekliyorsunuz?
-Orhan sakin ol. Konumuz siyasi polemiğe girmek değil. Baylar biliyorsunuz seneye mart ayında mahalli seçimler yapılacak. 1 Mart-30 Mart tarihleri arasında öncelikle İstanbul’da yüksek oya sahip iki sağ iki sol siyasi partiye seçim çalışmalarında araç desteği vermeyi kararlaştırdık. Kendi araç kiralama şirketimizden çalışmalarınızda kullanmanız için yakıtı bizden 50’şer binek araç tahsis edeceğiz. Araçlara yapılacak giydirme işlemine biz karışmayız. Araçlara günlük yarım depo yakıtı biz vereceğiz. Sizlere vereceğimiz araçlar holdingimizin kullandığı araçlar olmayacak. Ücretlerini şahsi hesabımızdan karşılayacağız. Sizden ricamız seçim çalışmalarınızda holdingimizin isminin geçmemesi.
Bedrettin Koç Orhan Metin’i irrite etmeye devam edecek gibiydi. Sessizce kendilerini dinleyen Abdülkadir Karaşahin’e seslendi.
-Bu korkaklıkla nereye kadar Abdülkadir!
Orhan Metin daha fazla dayanamayıp patladı.
-Sen ne biçim konuşuyorsun Bedri!
-Ben böyle konuşuyorum Orhan! Seçimlerde tüm desteğinizi bize vermezseniz...
Orhan Metin oturduğu koltukta dikeldi.
-Ne yaparsın Bedri! Bizi de dağa mı kaldırırsın? Babam senin asker arkadaşın mı ki ismiyle hitap ediyorsun? Sen kimsin?
-Ben ezilen halkların temsilcisiyim Orhan! Savaş veren halkımız adına istediğim gibi konuşurum. Kompradorlara ve feodalist geleneklere de karşıyım. Kepenklerinizi indiririm.
Ali Abdullah hareketlenen Orhan Metin’i engelledi.
-Orhan otur. Sakin ol. Burası ideolojik tartışma yeri değil. Vakit ayırarak davetimize icabet ettiğiniz için tekrar teşekkür ederim beyler. Unutmadan Bedrettin Bey; Karaşahin Holding’in kepenklerini 53 yıldır kimse kapatamadı. Üslubunuzu değiştirin.
-Değiştirmezsem ne olur Abdullah ne yapacaksın?
Orhan Metin tehdit edilmekten nefret ederdi.
Çenene sahip çıkmazsan, ben senin çeneni bağlarım, kepengini indiririm Bedri!
Ali Abdullah toplantı uzarsa ortamın kadar gerileceğini çoktan hissetmişti. O yüzden daha fazla uzatmadı. Bedrettin Koç hiçbir platform da muhatabı olamazdı.
-Bu resmi bir toplantı değildi Edip Bey. Bundan sonrası için Orhan’la temasa geçersiniz. Ben sizi geçireyim. Tekrar teşekkür ederim. Buyurun.
Ali Abdullah ve Orhan Metin misafirleri kapıya kadar uğurladılar.
-Kim bu Bedri Orhan?
-Dağdan yeni inmiş ağabey. Metropol gençlik kolları başkanıymış. Halledeyim mi?
-Sen bilirsin Orhan. Para senden çıkacak. Bu adamı boş bırakma. Bekir’i kollamak lazım.
Salona geri dönüp babalarının karşısında ayakta beklediler.
-Baba biz çıkıyoruz. Bir emrin var mı?
-Yok oğlum. Yarın gelecek misiniz?
-Geleceğiz baba. Sen Orhan?
-Ben de gelirim ağabey. Öpeyim baba.
Babalarının elini öpüp çıktılar. Abdülkadir Karaşahin kapıya kadar geldi.
-Allah kolaylık versin oğlum. Hayırlı işler.



MUSTAFA ESER



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 7008
2 Eyyup AKMETİN 5243
3 Firari Fırtına 4978
4 Mustafa Ermişcan 4421
5 Hasan Tabak 4099
6 Nermin Gömleksizoğlu 3697
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 3647
8 Uğur Kesim 3449
9 Sibel Kaya 3399
10 Enes Evci 3074

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:947 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com