Romanlar

BERELİ 17
Okunma: 124
MUSTAFA ESER - Mesaj Gönder


15 Eylül 2013
Küçük Ağa ve Ali’nin buluştukları mekan bir esnaf lokantasıydı. Küçük Ağa duyduklarından dolayı tedirgindi.
-Bodoslama gittiğinin farkında mısın Ali? Suphi’nin mekanını basmalar falan? Hem kendini hem operasyonu tehlikeye atıyorsun.
Ali kendine aşırı güvenen herkesin yaptığı gibi vurdumduymaz ve sakindi.
-Tehlikeye attığım bir şey yok Küçük Ağa. Güven kazanmaya çalışıyorum. Karaşahin’lere yakınlaşmanın başka yolu var mı?
-Seni anlıyorum Ali ama Orhan Metin seni öldürebilirdi.
-Öldürebilirdi ama öldürmedi. Haber aldığında yapacağı işi ben yaptım. Niye öldürsün?
-Habersiz yaptığın için olamaz mı Ali?
-Habersiz yaptığım icraat işine geldi Küçük Ağa. Hem Suphi’ye ceza kesmiş oldu, hem de adı geçmedi. Suphi hatırlı dostlarımın ricası üzerine baskını unuttum, tazminatı erteledim diye haber gönderdi. Bana şunu söyle. Sen benim Suphi’ye bulaşmamdan mı tedirginsin, yoksa Caner’e bulaşacağımdan mı?
Küçük Ağa biran durakladı cevap veremedi. Ali anlaması gerekeni anlamıştı.
-Caner kim Ali?
-Beni intikamımı almak için yönlendirdin bir şey demedim. Öfke doluyum çünkü. Senin deyiminle operasyonu farklı bir boyuta taşıdığının farkında olmadığımı zannetme. Derin sularda yelken açıyorsun. İş, arkadaşlarımın, kardeşlerimin intikamını almaktan çıktı. Sen askerlere yapılan eylemlerin intikamıyla paralel yapının imhası operasyonunu birlikte yürütüyorsun. Öyle değil mi?
-Haklısın Ali. Nasıl anladığını sormayacağım.
-Sorma zaten Küçük Ağa. Sorma! Caner Çaylı Suphi’nin ağababası. Suphi’nin üç yıldır Caner’e çanta çanta para taşıdığını herkes biliyor. Buraya bir nokta koyup devam ediyorum. Bana, içine attığın bataklıkta 10 yıl korumalık yap, baş koruma olunca devam ederiz diyorsan yok Küçük Ağa. Ben o kadar sabredemem. Bodoslama gidiyorum çünkü aileye yakınlaşmam gerekiyorsa bunun için güven kazanmak zorundayım. Şimdi söyle bana Caner kim?
Küçük Ağa Ali’nin karşısında suskun kalamıyordu. Suskun kalmak istemiyordu. 2,5 yıldır Ali ilk kez soru sormaya başlamıştı.
-Caner Çaylı turizmci, otelleri var. İş camiasında itibar sahibi bir isim. Paralel Yapı’nın etkili isimlerinden. İstanbul’un kayıt dışı parasını ağabeylerine aktarıyor.
-Ağabey kim?
-Bilmiyorum Ali. Henüz. Adamlar ahtapot gibi tüm devleti sarmış durumdalar. Fark ettiğin gibi tedirginliğim Suphi değil. Suphi sokaklardan gelen bir hırsız, basit bir tetikçi. Ona yürü diyenler tahmin edemeyeceğin kadar güçlü ve tehlikeliler. Seni öğrenirlerse işin biter Ali. Bu gidişle seni fark etmeleri uzun sürmez.
-Önemli değil Küçük Ağa. Bu arada aileye kabul edildim.
-Aileye kabul derken?
-Helin’i bu günkü aile davetine götürdüm. Kural buymuş. Artık Karaşahin’lerin dokunulmazlık zırhı üstümde. Bana saldıran Karaşahin’lere saldırmış olacak. Masaya ne zaman girerim?
Küçük Ağa beklemediği soruya şaşırdı, karşılık veremedi.
-Ne masası Ali?
-Beni masaya oturtmayacak mısın?
Küçük Ağa güldü.
-Masa falan yok Ali. Yaptığın infazlardan sonra ne hissettin? Ne istedin?
-Daha fazlasını istedim. İçimde öyle büyük bir öfke var ki, her infazdan sonra rahat uyuyorum. Daha fazlasını istiyorum.
-Masa diyorsun ya. Hiçbir iş adamı bırak pastadan pay almayı, pastanın tamamını yese mutlu olmaz. Aslına bakarsan bir masa var. Ortakları olan değil, tek emirle kontrol edilen belki bir masa olabilir. Paralelciler yıllardır ülkedeki neredeyse tüm kayıt dışını kontrol ediyorlar. Yeni alanlar oluşturuyorlar. Benim niyetim de bu düzeni ortadan kaldırmak. Bir masa ve bu masa için çalışanlar varsa bulmak senin işin.
-Senin planın ne?
-Henüz bir planım yok Ali. Yabancı ortaklarının Ali Abdullah’a karşı hamle yapmalarını bekliyorum.
-Ali Abdullah’ın paralelcilerle bağlantısı?
-Ali Abdullah’ın paralelcilerle hiç bir bağı yok. Israrla uzak duruyor. Paralelcilerin Ali Abdullah’la ilgili planları var anladığım ama hiç bir ortaklığa girmedi. Ali Abdullah karşı çıktığı için aile fertleri uzak duruyorlar. Suphi gibi beş kuruşundan vaz geçmeyecek birinin beklenmedik şekilde geri çekilmesinin başka bir anlamı yok. Suphi’yi üstüne çekmesen iyi olacaktı. Cepheyi genişletiyorsun.
-Suphi falan umurumda değil Küçük Ağa. Bildiğim tek şey en iyi savunma saldırıdır. Bu yüzden saldıracağım ki karşımdakiler paniklesinler ve hata yapsınlar. Bana sorarsan Suphi’yi takip ettir. Yediği baskını hazmedememiştir. Farklı birileriyle hamle yapmak isteyebilir veya buna yönlendirilebilir. Dediğin gibiyse. Benimle mümkün olduğu kadar temasa geçme.
-Yanlış hamle yaparsan canın dâhil her şeyi riske atarsın Ali.
-Riske atmak zorundayım Küçük Ağa. Orhan Metin benden ciddi ciddi şüpheleniyor. Ali Abdullah ne düşünüyor bilemem. Temasa geçme. Evin her yerine kamera ve böcek koymuşlar. Takip ediliyorum. Bana güvenmeleri lazım. Gerekirse ben sana ulaşırım.
15 Eylül 2013 Akşam
Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürü Timurhan Yürekli Engin Altay’ı telefonla aradıktan sonra hızlıca abdest alıp aşağıya inmişti. Site bahçesinde bekleyen arabaya bindi.
-Selamün Aleyküm Engin.
-Ve Aleyküm Selam ağabey.
-Ne yaptın, nasılsın?
-Elhamdülillah ağabey. Çok şükür. Sen nasılsın?
-Elhamdülillah Engin, elhamdülillah. Hadi gene iyisin. Ağabey maklubeye seni özellikle çağırdı. Sen, ben bir de Karabulut.
Engin Altay böyle durumlarda işkillenirdi.
-İnşallah bir sıkıntı yoktur ağabey.
-Hiç bir sıkıntı yok Engin endişelenme. Hicret’teki büyüğümüzün talimatları.
-Büyüğümüzle görüşüyor musun ağabey?
-Sitedeki sohbetleri takip edebiliyorum Engin. Ağabey’in götürmesini bekliyorum. İnşallah böyle bir talebim olacak kendilerinden. Kısmet.
-İnşallah ağabey, inşallah. Gidersen bize de dua etmeyi unutma.
-Dualarımız hepimiz için Engin. Bağışlar tamam mı, var mı bir problem?
-Yok ağabey. Çocuklar teslim ettiler. Birazı çantada. Kalanını hesaptan aktaracağım inşallah.
-Kulağıma gelenler doğru mu Engin?
-Ne duyduğunu bilmiyorum ki ağabey.
-Sahadakiler bağış parası için mızırdanıyorlarmış diye duydum.
-Her zamanki mevzu ağabey. Ben hallederim.
-Bunlar kendilerini ne zannediyorlar Engin? Adamları köyden kasabadan topladık, eğittik, polis yaptık yıllardır maaş alıyorlar. Bu hizmet nasıl dönecek? Büyüklerimiz zamanında burs ayarlamasalardı bu adamlar nasıl okuyacaklardı düşünmüyorlar mı? Camiamız bu günlere diğergam kardeşlerimizin bağışları sayesinde geldi. Herkes camiaya olan vefa borcunu ödeyecek. Buna mecburlar. Babaları oğluma iş bulun diye rica ederken düşünmediler mi? Camia da olmasaydık bizim bir geleceğimiz olabilir miydi Engin?
Engin Altay her fırsatta dile getirdiği gerçeği söylemekten çekinmedi.
-Kendi adıma olmazdı ağabey. Ortaokul yıllarımda camianın içinde olmasaydım hiç bir geleceğim yoktu. Olamazdı. Ben sohbetlerde bunu hep söylüyorum zaten. Mızırdananlar medyaya yansıyan bazı kişiler yüzünden seslerini yükseltiyorlar ağabey. Gazetede yazı yazarların hepsi Müslüman mı diye soruyorlar. Suphi denilen adamı niye kolluyoruz diye soranlar oluyor mesela.
-Basit Engin. Dostlarımız önemli ama bazen düşmanımızın düşmanıyla dost olmamız gerekiyor. Çünkü dostlarımız “beceremedikleri” için gittiler. 15 sene önce muhterem büyüğümüz hicrete zorlandığında ne olduğunu hatırlıyorsun değil mi?
-Hatırlamaz olur muyum ağabey, elbette hatırlıyorum.
-Dost bildiklerimiz tepki veremediler o zaman. Kimsenin beklemediği siyasetçi büyüğümüze destek çıktı. Niçin? Büyüğümüzün talimatıyla oy verdik çünkü. Bizden aldığı oylarla iktidara gelen siyasetçi de hem camiamıza hem büyüğümüze destek verdi. Pek çok arkadaşımız, kardeşimiz verdiğimiz destek sayesinde işe girdi. Talimata karşı gelseydik başımıza gelecekleri sen düşün. Al sana feraset. Düşmanımın düşmanı dostumdur. Biz birilerine yardım ediyoruz, zamanı gelince de yardım alıyoruz. Hizmetimizin propagandasını biz zaten yapıyoruz. Kamuoyu farklı fikirdeki insanlardan bizi duymak istiyor. Bu hizmetler parayla yürütülüyor. Rakiplerine karşı avantajlı olsunlar diye adamlara eğitim verdiriyoruz yine yaranamıyoruz. Millet bilgisayar bilmezken camia bize bilgisayar öğretti, bilgisayar verdi. Rakiplerimizin önüne geçtik. Avantaj sağladık. Sana bir sır vereyim mi? Yılmazer’in yerine seni teklif eden kimdi biliyor musun?
-Bilmiyorum ağabey.
-......... ............
-... O adam sol görüşlü değil mi ağabey?
-Sol sağ ne fark eder Engin? Mesele her halükarda arkadaşlarımızın tercih edilmesi değil mi? İstediğimiz oldu. Her zaman bizim istediğimiz olmalı Engin. Bunun için de bilhassa ekonomik olarak güçlü olmalıyız. Geri zekâlılar anlamakta zorlanıyorlar bunu. Mızırdananlara acıma Engin. Muhalif gibi konuşmaya devam ederlerse kendilerine yer beğensinler sesini çok yükseltmeye kalkan olursa da seslerini kıs. Herkes bilsin ki; onları işe yerleştiren isterse işten de attırır.
-Anladım ağabey. Ben konuşurum.
-Ağzı olan konuşuyor Engin, ağzı olan konuşuyor. Âlemin akıllısı bunlar olmuş. Herkes kendini düşünürken ağabeyler camianın geleceği için planlar yapıyor, fikir üretiyorlar. Devlet diyoruz Engin. Biz camia olarak devleti yönetmeye talip olduk. Devletin çöpçüye de ihtiyacı var genel müdüre de. Aslolan camiamızdaki herkesin tarafını seçerek talimatlara itaat etmesi. Suphi dedikleri adam bile emirleri sorgulamıyor. Bunlara ne oluyor anlamadım?
-Haklısın ağabey. Biraz önce büyüğümüzün talimatları dedin ya, ağabey Pennsylvania’da mıydı?
-Bilmiyorum Engin. Ağabey sık sık yurt dışına çıkıyor. Güvenlik için zamanı kimseye bildirilmiyor. Gidemediği zaman da bildiğim kadarıyla telekonferansla büyüğümüzle görüşüyor. Yeni bir talimat varsa birazdan öğreniriz. Talimat yoksa bile bilgi alış verişi yapar, maklubemizi yer evimize döneriz.
-Bu iyi oldu ağabey. Evlerde maklube yiyoruz ama ağabey ’in evindeki lezzetli gidiyor.
Arnavutköy civarlarındaki eve varıncaya kadar başka bir şey konuşmadılar. Bahçe içindeki villa girişinde korumalara arabayı teslim eden Engin Altay arabanın bagajında içi para dolu çantayı alıp Timurhan Yürekli’nin ardından eve girdi. Kendisini karşılayan Kâhya’ya çantayı verdi. İkinci kata çıktı. Geniş salonda Ağabey, İstihbarattan Karabulut ve Timurhan Yürekli klasik koltuklara oturmuşlardı. Salona sağ ayağıyla giren Engin Altay selam vermeyi unutmadı.
-Selamün Aleyküm ağabey.
Karabulut ve Timurhan Yürekli selamı sessiz alırken Ağabey sesli aldı. Eliyle yer gösterdi.
-Ve Aleyküm Selam kardeşim Hoş geldiniz. Buyurun.
Koltuğa oturan Engin Altay diğerlerine başıyla selam verdi. Ağabey kapıda bekleyen adama seslendi.
-Çocuklar misafirlerimize şurup getirin.
60 yaşlarında gösteren Ağabey ikram edilen şuruptan bir yudum içti. Koltuğunun yanındaki sehpaya koydu.
-Öncelikle üzerimdeki selamı ileteyim. Vebal olmasın. 5 gün önce muhterem büyüğümüzün yanına gitmek kısmet oldu. Elhamdülillah sohbetleriyle müşerref olduk. Muhterem büyüğümüz hepinize bol bol selam söyledi. Hepimizden memnun olduğunu ve dualarına bizi mutlaka dâhil ettiğini bilmemizi istedi.
Engin Altay böylesi durumlarda dayanamazdı. İçten konuştu.
-Elhamdülillah. Allah razı olsun.
İstihbarat ağabeyi badem bıyıklı Karabulut devam etti.
-Allah razı olsun ağabey. Elimizden ne gelirse. Büyüklerimizin teveccühü. Muhterem büyüğümüzün başka emirleri varsa.
-Tam olarak emir değil Karabulut. Muhterem büyüğümüz sohbetlerinde buyurdular ki; Hizmetimiz de önderimiz, örneğimiz Peygamber Efendimizdir. Bizim de lütfu ilahi ile tıpkı Peygamberimiz gibi bir kaç adanmış kardeşimizle başladığımız hizmetimiz inayeti ilahi ile büyüdü, inşallah fedakar, diğergam arkadaşlarımızın, kardeşlerimizin himmetleriyle daha da büyüyecek. Hizmetimizde hedefimiz dünyanın tamamıdır. Acizane şahsımın uzak olması kardeşlerimizi ümitsizliğe gark etmesin. Hicret’te olsam da kalbim sizlerle birliktedir. Tüm dualarımda sizler varsınız. İnşallah kardeşlerim de şahsımı dualarına dahil etsinler. Muhterem büyüğümüzün ellerini sizler içinde öptük dualarını aldık. Sizde kabul edin.
-Ve Aleyküm selam ağabey. Getiren gönderen sağ olsun.
-Ve Aleyküm selam ağabey. Getiren gönderen sağ olsun.
-Ve Aleyküm selam ağabey. Getiren gönderen sağ olsun.
-Sohbet nihayete erince muhterem büyüğümüzün mahremlerinden ağabeyimizle bir toplantı yaptık. Kardeş bildiğimiz bazılarının mızırdanmaları oralara kadar ulaşmış muhteremler. Bağış mevzusu. Mahrem ağabeyimizin kesin talimatıdır. Bağış mevzusunda kimseyi konuşturmayın, konuşmaya devam edenleri cezalandırın, affetmeyin dedi. Muhteremler, büyüğümüz camiamızın temellerini attığında hedefi belliydi. Hepimizin malumudur ki Âlimler Peygamberlerin varisidir. Bu düstur gereğince muhterem büyüğümüz de Peygamber Efendimizin varisi olarak faaliyet gösterdi. Geldiğimiz durumda yönetime talibiz. Hedefimize ulaşmak için cansiperane çalışmak ve yolumuza taş koymaya çalışanları da bertaraf etmek zorundayız. Kim olursa olsun. Dağdan kopan bir damla kar aşağıya çığ olarak iner. Hizmetin içinde olduğunu iddia edip te çenelerinin ayarı kaçmış bazı kişilerin ileri geri konuşmaları hizmetimize ve arkadaşlarımıza çok büyük zarar veriyor. Eğittiğimiz, meslek sahibi yaptığımız bir takım kişileri konuşturmayacağız. Acırsak acınacak hale düşeriz unutmayın.
-Emredersiniz ağabey. Haddini aşanlara hadlerini bildiririz. Merak etmeyin.
-Sağol Engin. Sizlerin samimiyetinizden şüphemiz yok. Senin de bazı endişelerin olduğu kulağıma geldi. Seni dinlemek isteriz.
-Hatırlarsanız üç sene önce dinleme faaliyetleri için Karaşahin Transport ile bazı parçalar getirdik. Tırların içinde makine parçası adıyla başka malzemeler vardı. Yük sahibinin İngiliz İstihbaratı olduğunu biliyoruz. Ama yük içeriğinden haberdar olamadık. Her ne planlanmışsa Amerikalıların haberi yok. İstanbul’a gelen tırlar garajda boşalttıkları yükler, ham madde olarak dağıtıldı. Kimlere dağıtıldığını maalesef tespit edemedik. 6 ay sonra askerlere eylemler yapıldı 6 asker karakollarda katledildiler. Benim endişem şu ağabey kiraladığımız tırlarla gelen malzemeler askerlere yapılan eylemlerde ve sonrasında kullanılmış olabilir mi?
-Endişenin sebebini anlamadım Engin. Kirasını veren istediği malı getirir, bize ne?
-Sıkıntım o zaten ağabey. Tırlara kira ödemedik. Kirayı batılı dostlarımız karşıladıkları için diğer kolilerdeki malların içeriğini soramadık.
-Tırlarda silah parçaları olduğunu mu düşünüyorsun Engin?
-Büyük ihtimalle ağabey. Kamyonlardan bazılarının kaçak silah üreten döküm hanelere gittiğini tespit edebildik. Kaçak tesislerin Güneydoğuya silah gönderdiklerini biliyoruz.
-Karaşahin’ler müttefikimiz mi Engin?
-Arkadaşlarımızın ortaklık tekliflerini ısrarla reddediyorlar ağabey. Emniyet’in kargolarını taşıyorlar ama arkadaşlarımızın kargolarını dolaylı yollardan taşımayı tercih ediyorlar. Kamu bankasının yol vermesiyle Rıza’nın yaptığı altın ticaretinde kendi kargolarını taşıdılar. Arkadaşlarımızın kargolarını ambarlar vasıtasıyla taşıdılar. Biz de yasa dışı faaliyetleri gözükmediği için takip etmiyoruz. Alber’in ağzı çok sıkı.
-Alber kim?
-Alber Dikici Holding’in dış ilişkiler sorumlusu. Genel Müdür Yardımcısı. İstihbaratçı.
-Bahsettiğin konuları araştıracağım Engin. Batılı dostlarımızın camiamızdan habersiz bir şeyler yapmış olmaları aklıma yatmadı. Ağabeylerle istişare edelim. Kendi askerimize, polisimize zarar verecek bir operasyon ortaklık hukukuna sığmaz. Sen neler söyleyeceksin Karabulut?
-Ben Engin’den biraz daha ayrıntılı anlatmak durumundayım ağabey. Laf uzarsa kusuruma bakmayın. O yüzden biraz geriden başlamak istiyorum müsaadenizle. Elimizdeki bilgilere göre 2009 yılında Londra’da bir konsorsiyum kuruldu. Konsorsiyumun başkanlığına Karaşahin Holding yönetim kurulu başkanı Ali Abdullah Karaşahin getirildi. Konsorsiyum hakkında hiç bir bilgiye sahip değiliz maalesef. İngiliz dostlarımız Konsorsiyumdan haberdar olduğumuz günden bu yana yani 3,5 yıldır bize bilgi vermemekte ısrar ediyorlar. Amerikalıların da konu hakkında bilgileri yok. Başta da belirttiğim gibi konsorsiyum, üyeleri, planları hakkında bilgimiz yok. Ancak Ali Abdullah Karaşahin’in yıldızının 2009’dan sonra parladığını biliyoruz. Bu tarihten sonra Karaşahin Holdingin işleri inanılmaz derecede arttı. 30 yıldır piyasada güvenilir nakliyeci olarak tanınan Karaşahinler nakliye işinde inanılmaz para kazanmaya başladılar. 2010 yılında sarraf Rıza ile altın işine girerek İran ambargosunu deldiler. Engin’in de belirttiği gibi 2009 sonu, 2010 yılı başında dinleme faaliyetlerimiz için Karaşahin Transport ile anlaşıldı. Biz anlaşmadık. İngiliz dostlarımız anlaştılar, gelen tırlarda başka malzemeler de vardı. Malzemelerin içeriğini bilmiyoruz. Kaçak silah üreticilerine indirildiğini tespit ettik. 2010 yılında askerlere saldırılar yapıldı. Askerler operasyon dönüşü bekledikleri karakollarda ağır silahlarla saldırıya uğradılar. Kaldıkları karakollar kundaklanıp yakıldı. Maalesef 6 asker feci şekilde öldü. 45 gün sonra iki asker İstanbul’da tinerci bir gurubun saldırına uğradı, öldürüldü. Eylemleri kimse üstlenmedi. Timin sağ kalan iki askeri ortadan kayboldu. Askerlerin dosyalarının saklandığı merkez binaya giden arkadaşımız infaz edildi, dosyalar kayboldu. Eylemlerin sebebinin sağır odalarda tartışılan Kandil operasyonu olduğunu düşünüyoruz. Eylemlerin ardından askerler kısmen sahadan çekildi. Bir sene önce ülkenin çeşitli yerlerinde infazlar başladı. Bazı aşiret üyeleri infaz edildi. En son infaz edilen Yeşiltepeli’yle birlikte 70 kişi. İnfazlar hakkında tatmin edici bilgiye ulaşamadık.
Ağabey’in bakışları Karabulut’un üzerindeydi.
-Senin düşüncen nedir Karabulut? Askerlere yapılan eylemler ve sonraki infazlarda Karaşahinlerin parmağı olabilir mi?
Karabulut soruyu bekliyordu ve hazırlıklıydı.
-Elimizdeki bilgilerle kesin bir kanaat belirtemem ağabey. Karaşahinler devlet yanlısı bir aile olarak bilinirler. Yıllardır Özel devlet kargolarını bunlar taşıyorlar. Babaları Abdülkadir 60’larda nakliyeciliğe başladığında istihbaratın izniyle ufak tefek kaçakçılık yapmış. Anlatılanlara göre o yıllarda bölgedeki tüm memurların evlerini düşük ücretle taşımış. Arkadaşlık ilişkileri sayesinde 70-80 ve 80 sonrasını hasarsız atlatmış. Oğulları Ali Abdullah ve Orhan Metin’in örgütlerle bağlantıları var. Bu bağlantılar sayesinde güvenlik sorunu yaşamamışlar. Devlet yanlısı oldukları için de emniyet ve istihbarat tarafından el altından korunmuşlar. Doğrudan her hangi bir parti bağlantıları yok. Ali Abdullah ve mimar İbrahim Hakkı merkez sağ, Orhan Metin ve İlhan Murat sol partilere yakın biliniyorlar. Holding olarak tüm partilere eşit seviyedeler. Üç yıldır ilginç bir şekilde kayıt altına girmeye, yasa dışı işlerden uzak durmaya çalışıyorlar. Arkadaşlarımızın ortaklık tekliflerini ısrarla reddediyorlar Engin’in dediği gibi. Benim asıl tedirginliğim farklı ağabey.
-Seni tedirgin eden nedir Karabulut?
-Ayhan Taştekin ağabey. Teşkilatın eskilerinden. Bir türlü pozitif iletişime geçemediğimiz biri. Üç yıldır Müsteşar onayıyla kurduğu ekiple bir şeyler yapıyor. Karaşahinleri, Emniyetteki, istihbarattaki ve iş dünyasındaki arkadaşlarımızı takip ediyor. Dinleme yapıyor olabilir. Bölge başkanına bile bilgi vermeyi reddediyor. Pasifize edemiyoruz. Saha deneyiminden dolayı takip edemiyoruz. İnfazlar, asker eylemleri kaynaklıysa arkasında olabilir. Hakkında dosya hazırlıyoruz ama dediğim gibi Müsteşar arkasında durduğu için sonuçsuz kalabilir. Başbakan’dan dolayı Müsteşar’ın camiamıza bakışı malum.
-Anladım arkadaşlar. Asker eylemleri. İnfazlar ve Ayhan hakkında daha ayrıntılı bilgilere ulaşıp Mahrem Ağabey’lerle istişare yapmam lazım. Size haber edeceğim. Haydi buyurun maklubeye.
15 Eylül Akşam
İstediğini elde edememek her zaman Burak Çaylı’nın sinirlerini bozardı. Bu güne kadar gözüne kestirdiği her kadını elde etmişti. Bir kadın hariç. Helin Karaşahin. Helin ilk başta kolay lokma gibi gelmişti. Ama olmamıştı. Bir hafta içinde başarısız playboy durumuna düşmüş, kendisine silah gösteren şoför parçasından dayak yemişti. Yetmezmiş gibi hırsız Suphi şoför parçasına kaptırdığı parayı istemişti. Burak sinirden uyuyamaz olmuştu. Kafa dağıtmak için arkadaşlarıyla takıldığı lüks kafeye gitti. Arkadaşlarının oturduğu masaya oturdu.
Arkadaşları bozuk olduğunu fark etmişlerdi. Helin’i düşürmenin yollarını aradığını da biliyorlardı. Burak günlerdir Helin, Helin diye kafalarını ütülüyordu.
Masadakilerden biri laf attı.
-Burak, kanka. Helin mevzusunu gereksiz yere uzattığının farkında mısın? Sana kız mı yok? Boş ver.
Burak Helin başarısızlığını sineye çekmeyi düşünmüyordu.
-Boş veremem adamım anlamıyorsun beni. Boş verip vaz geçemem. Kimse beni reddedemez, şoförünü yanına gönderip beni kovamaz. Anladın mı?
-Koruması Helin’in peşinden ayrılmıyor Burak. Nasıl yapacaksın? Adam bizi ezdi unutma.
Burak birden bire cinlendi.
-Hatırlatma lan şunu ha bire. O gece alkollüydük. Bir şeyler yapmalı ve Helin’e ne yaparsa yapsın benden kurtulamayacağını anlatmalıyız. Ben istemeden hiç bir şey bitemez.
Edebiyat’ta okuyan çiçek bozuğu genç ağzının içinden itiraz etmeye çalıştı.
-Anlatmalıyız derken Burak? Kendi meselene bizi niye dâhil ediyorsun ki?
-Zoru görünce beni satmasan olmaz değil mi? Biz arkadaş değil miyiz lan? Ben nereye siz oraya. Yarın benimle olmayan bir daha yanıma gelmesin tamam mı?
-Tamam ya, tamam. Sayende yine başımız belaya girecek desene. Planın ne?
Burak dün gece sabaha kadar yaptığı planın işleyeceğinden emindi.
-Yarın gece sizi yaşatacağım oğlum. Kıçınız tavana vuracak sayemde. Sırayla gideceğiz. Helin’in asistanını kaçırıp harcayacağız. Sonra korumayı harcayacağım. Helin anlayacak ki bana evet demezse etrafında kimse sağlam kalmayacak. Helin evet deyince ben reddedeceğim ki aklı başına gelsin.
-Burak sen gerçekten manyaksın. Madem reddedeceksin niye peşinden koşuyorsun kızın?
-Sen anlamazsın oğlum. Peşinde gezeni reddetmenin zevkini sen anlayamazsın. Adrenalin lan adrenalin tavan yapacak. Yarın gece alem var, alem.
-Burak bence de yanlış bir şey yapmayalım. Caner amcanın kulağına giderse mahvoluruz. Dikkatli olmak lazım.
-Ben ayarlayacağım oğlum sen takılma. Kızı biz kaçırmayacağız. Başkaları kaçıracak bize teslim edecek. Evi de ayarlayacağım. Otu, içkiyi bulun. Sonrası adrenalin. Benden haber bekleyin.



MUSTAFA ESER



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 7008
2 Eyyup AKMETİN 5243
3 Firari Fırtına 4978
4 Mustafa Ermişcan 4421
5 Hasan Tabak 4099
6 Nermin Gömleksizoğlu 3697
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 3647
8 Uğur Kesim 3449
9 Sibel Kaya 3399
10 Enes Evci 3074

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:986 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com